TURİZM SEKTÖRÜ VE NÜKLEER ENERJİ

K.Ünsal Barış K.Ünsal Barış
01/01/2020 02:40

Türkiye’nin enerji gereksinimi sorunu uzun yıllardır bir türlü çözülememiştir. Sorunun kısa vade içinde çözülmesi olasılığı ise hiç yoktur. Sorunun radikal yollardan çözümü konusu ise hem güçlü ve kararlı bir siyasi iradeyi, hem büyük bir yatırımı ve hem de uzun bir vadeyi gerektiriyor.  

Durum böyle olunca tüm sektörlerin ve tabii ki turizm sektörünün de gelecek yıllar içinde önemli bir enerji ihtiyacı sorunuyla karşı karşıya geleceğini görmemek mümkün değil.

Aslında gelecek yılları bir tarafa bırakın, otelcilik  sektöründe ciddi bir enerji sıkıntısı zaten yıllardır yaşanmaktadır. Benim vurgulamak istediğim husus, sorunun daha da büyük boyutlara ulaşabileceği gerçeği ile karşı karşıya bulunmamızdır.  

Enerji olmadan sanayi üretimimizi sürdürmemiz, yaşamımızı devam ettirebilmemiz, hizmet üretebilmemiz, savunmamızı yapabilmemiz, uygarlaşabilmemiz mümkün değildir.

Gelişmiş dünya ülkelerinin gelişmişliğinin, zenginliğinin ve uygarlık seviyesinin, bir ülkede kişi başına düşen enerji üretim ve tüketim miktarı ile ölçülmekte olduğu bilinmektedir.  

Türkiye’nin, kendi öz kaynaklarından üretebildiği enerji miktarı bugün için çok yetersizdir. Türkiye, enerji gereksinimini giderebilmek ve ülkenin idamesini sürdürebilmek için belini dış ülkelerden yapacağı enerji alımlarına bağlamıştır.

Dış Alımlarımız

Türkiye topraklarının altında büyük kapasitede petrol ve gaz rezervlerinin olduğu farklı otoritelerce ifade edilmektedir. Fakat muhtelif nedenlerle bu kaynaklar bir türlü kullanılamamakta veya kullandırılmamaktadır.  

Bu gün için, Türkiye’nin enerji (Petrol ve doğal gaz) alımı yaptığı üç büyük dış kaynak vardır. Bu kaynaklar sırası ile; RUSYA, İRAN ve AZERBAYCAN’dır. Bunun dışında LİBYA ve IRAK ile de işbirliği yapıldığı gibi, spot alımlar da yapılmaktadır.

Ülkemiz enerji kaynakları

Nehirlerimiz: Türkiye’nin 7 bölgesinde düzensiz akan nehirler bulunmasına rağmen, nehirlerimizden elde ettiğimiz enerji miktarı, gerçek kapasitelerinin ancak 1/3 miktarı kadar olduğu ifade edilmektedir. Geri kalan su ise, ya denizlere akmaktadır veya komşu ülkelere salınmaktadır.  

Boğazlarımız: İstanbul ve Çanakkale boğazlarımızın altında çok güçlü alt ve üst deniz suyu akımlarının olduğu bilinmektedir. Süreklilik arz eden bu doğal enerji kaynaklarımız boşa akmakta ve biz bu akıntıyı güzel bir manzara olarak seyretmekteyiz.

Güneş enerjisi: Türkiye topraklarının tamamı yeterince güneş görmesine rağmen, ne devletçe ve nede milletçe güneş enerjisinden yeterince yararlanabildiğimizi söylemek mümkün değildir.

Oysa devletimiz, kendisinin belirleyeceği bir oranda veya miktarda güneş enerjisi kullanacak işletmelerin, elektrik kullanım ücretlerini düşürmeyi vaat etse idi, işyerleri için büyük bir teşvik ve ülkemiz için önemli bir tasarruf kaynağı olabilir idi.   

Rüzgâr enerjisi: Rüzgar enerjisini henüz keşfedebilmiş değiliz. Oysa ki, Karadeniz sahillerimizin, İstanbul ve Çanakkale boğazlarımızın, İzmir’in Karaburun yarımadasının, Bodrum yarımadasının ne kadar güçlü ve sürekli rüzgâr tuttukları bilinmektedir.

Bu yörelerimizi özellikle yazdım, bunların dışında yaz kış rüzgâr tutan hemen hemen tüm Türkiye arazisinden rüzgâr enerjisi üretmek mümkündür.  

Kömür enerjisi: Kömür enerjisi üzerinde fazlaca durmak istemiyorum, çünkü kömür, saldığı yüksek gaz oranı nedeniyle, hemen hemen tüm dünyada terk edilmekte olan bir enerji türüdür. Lakin termik santrallerimiz ve bazı üretim kaynaklarımızda kullanılması yararlıdır. Nereden bakarsanız bakın, dışarıdan ithal ettiğimiz enerjiye kıyasla, kömürün kullanılması çok daha ekonomik ve hayırlıdır.  

Jeotermik enerji: Türkiye, dünyada zengin jeotermik kaynaklara sahip olan ender sayıda ülkelerden birisidir. Ancak, jeotermik kaynaklarımızı ne turizmde ve nede sağlık sektöründe yeterince kullanamadığımız gibi, enerji üretiminde ise hiç kullanamamaktayız.

Oysaki jeotermik kaynaklarımızı kullanmamız, dışa bağımlı kalıp, turizm girdimizin tamamını dış enerji alımına yatırmamızdan kat kat daha hayırlıdır.

Nükleer enerji: Geriye ülkemizde hiç kullanmadığımız, lakin mutlaka kullanmamız gereken, nükleer enerji gücü kalıyor.

Türkiye’de halen nükleer enerjiden maalesef hiç yararlanılmamaktadır. Kim ne derse desin, bir turizmci olmama rağmen, nükleer enerji kullanımına karşı değilim. Ülkesini seven ve ülkesinin geleceğini düşünen, ülkesinin diğer devletlerden geri kalmasını istemeyen tüm yurtseverlerimizin de, nükleer enerjiye karşı olmamaları aklın gereğidir.

Çağımızın gelişen şartları içinde, nükleer enerjiye karşı çıkmanın, çok safça ve çağ dışı bir tepki olacağı düşüncesini taşıyan insanlar arasındayım. Konuya afâki ve duygusal yaklaşım yerine, akla uygun yaklaşmak gerekir.   

Nükleer enerjiden halen dünyada 32 ülkede yararlanılmaktadır. Toplam 454 nükleer santral üretim halindedir. (Verdiğim rakamların üstüne çıkılmış olabilir) Gelişmiş tüm ülkeler nükleer enerjiden yararlanmaktadırlar.

Türkiye’de ise halen, nükleer enerjiye evet mi, yoksa hayır mı tartışmaları sürmektedir. Bu tartışmalar çok gülünçtür. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri yıllar önce bu yola başvurduysa, biliniz ki, bizim ülkemizde hala tartışılması, geri kalmışlığımızın başka bir nişanesidir.

Bence, nükleer enerjiden yararlanma konusunda çok geç bile kaldık. Şu anda minimum 10 nükleer santralımızın üretim halinde olması gerekirdi. Bu rakamı çok bulan okurlar olabilir, bir örnek vereyim; Fransa’da halen 50’nin üzerinde nükleer santral üretim halindedir. Bu rakam ise, bizim ne kadar geride kaldığımızın işaretidir.

Türkiye’nin mevcut klasik enerji kaynaklarını geliştirmesi bir ilke olarak kaçınılmazdır. Ancak, bir an önce, nükleer santral projelerini devreye sokması da kaçınılmazdır. Bu konu, ülkemizin milli “olmazsa, olmaz” yüksek menfaatleri arasında bulunmaktadır.  

Türk hükümetinin ağır da olsa bu konuda bir takım arayışlar ve temaslar içinde olduğu izlenmektedir. Bu bağlamla, Rusya ile bu konuda bir sözleşme yaptığımız da  bilinmektedir.  

Ancak nükleer santrallerimizi hem petrol ve hem de gaz alımında zaten bağımlı olduğumuz Rusya’ya sipariş vermemiz, ileride telafi edilmesi çok zor olacak milli bir hatadır. Amerika’yla olan savunma bağımlılığımızdan kurtulamamışken şimdi de Rusya’ya enerji bağımlılığımızın başlaması çok düşündürücüdür.  

Bir başka bir önemli husus da turizm sektörü ile ilgilidir. Bir ihtiyacımızı giderelim derken, turizm sektörünün yoğun etkinlik gösterdiği bölgelerde nükleer santralleri kurmamaya da özen göstermemiz gerekir.  

Türkiye’nin % 80’i turistik bölgedir, % 100’ü ise deprem bölgesidir.  Bu bağlamla, ne turizm sektörüne zarar verelim ve nede yoğun deprem yaşanan ülkemizde bir tehlike veya bir risk ile karşı karşıya kalalım.  

Uzmanlara göre nükleer santral kurulumunda dikkat etmemiz gereken diğer hususlar da şunlardır:

-    Ekonomik kurulum,
-    Ekonomik üretim,
-    İleri teknoloji ile inşa edilmiş santral,
-    Siyasi alanda bağımlı olmayacağımız bir ülke teknolojisi seçimi. Örneğin   Japonya gibi,
-    Yerleşim bölgelerine zarar vermeyecek bir teknoloji,
-    Teknolojik destekte süreklilik,
-    Her konuda güçlü emniyet ve güvenirlik alt yapısı,
-    Nükleer atık için tüm uzmanların mutabık kalacağı bir formül.

Evet sevgili meslektaşlarım, halen;

-    Fabrikalarımızın enerjisinin ikide bir kesilmesinin ve üretimin yavaşlamasının,
-    Evlerimizin elektriğinin ikide bir kesilip, yaşam kalitemizin düşmesinin,
-    Kentlerimizin ve yollarımızın sık sık karanlıklara gömülmesinin,
-    Turizmde konuklarımız arasında alay ve şamata konusu yapılmasının,
-    Her türlü elektronik eşyamızın ikide bir bozulmasının,
-    Düşük voltaj ile düşük nitelikli bir hayat yaşamak zorunda kalmamızın,
-    Uygarca yaşayamamamızın,
-    Dünyanın en pahalı elektrik ve gaz tüketicileri arasında olmamızın,  

Tek bir nedeni var; O da enerji yetersizliğidir.  

Bu gün enerji sıkıntımız bu boyutlarda olursa, yarın hangi boyutlarda olacağını hep beraber tahmin etmeliyiz.

Yukarıda sıraladığım sorunlardan bir an önce kurtulabilmemiz için, bir an önce nükleer enerjiden yararlanmamız gerekir.

Kısaca:

Uygar toplumlar gibi yaşayabilmemiz ve gelecek nesillerimizin bekası için, mevcut enerji kaynaklarımızı geliştirmeli ve nükleer enerji projelerine milletçe destek vermeliyiz.


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.