Turizm, rotası ve kaptanı olmayan bir gemi gibi dalgalı seyir izliyor
Turizm son yıllarda rotası ve kaptanı olmayan bir gemi gibi dalgalı seyir izliyor. Ama ilginç olan, bu dalgalanmalarda tek bir odak seçilmiş görünüyor. O da sadece satış ve pazarlama faaliyetleri.
İlhan Erer-İlkbal Deluxe Hotel &Spa Genel Müdürü
Turizm, diğer ticaret dalları gibi para kazandıkça gelişir ve geliştikçe para kazanır. Bu yöntem meşhur “kazan kazan” önermesine iyi bir örnektir. Turizm son yıllarda rotası ve kaptanı olmayan bir gemi gibi dalgalı seyir izliyor. Ama ilginç olan, bu dalgalanmalarda tek bir odak seçilmiş görünüyor. O da sadece satış ve pazarlama faaliyetleri. Mesleki yeterlilik sahibi olan duayen kişilerin karar aşamasında etkili olmadığı, hatta sistem içinde bile yer almadığı için sürekli bir yap boz faaliyeti sürüyor.
Dikkat edin, politikacı ve STK başkanları sadece kelle sayısı, doluluk oranı ve devletin vereceği teşviklere odaklanmış durumda. Çoğu yazar da tesisin oda fiyatı üzerinden farklı resimler çekmeye çalışıyor. Tüm bunlar sistemdeki muazzam kafa karışıklığını ortaya koyan göstergelerdir. Yoksa politikacının salt söylemiyle gelecek misafir sayılarını milyon mertebesinde artırmakla, yıl sonu sayılarının birbirini tutma olasılığı sıfırdır.
"Turizm sektörü henüz çevre-tesis-çalışan eşkenar üçgenini anlamış değil"
Turizm sektörü henüz çevre-tesis-çalışan eşkenar üçgenini anlamış değil. Belki de denklem çok karmaşık ve zor olduğu içindir! Sadece bu üç etken bilimsel ve abartılardan uzak ele alınsa, turizm için yeniden toparlanma umudu ortaya çıkabilir. Buradaki kısır döngü, üçgenin bir kenarı olan tesisin sadece bir kısmı, yukarıda bahsedilen, yatak satış fiyatına odaklanmaktır. Bu sarmal içinde her şey dâhil denen kurgu da önemli bir kafa karışıklığı yaratmış ve halen yaratmaktadır. Tipik bir ticari görüş ve bilimsel yapıdan uzak tavır ortadadır.
Ancak aşma zorluğu olan ve belki de kangren olan sapkın düşünce burada düğümlenmektedir. Çünkü bu alışkanlık turizmin geleceğini de son derece büyük bir karmaşa olarak tehdit etmektedir. Dolayısıyla bu yanlışlıktan ne kadar önce kurtulursak kazanım için adımlar atılmaya başlayacaktır. Bunun önemi ise, her ne kadar dile getirilmekten kaçınılsa da, mevcut krizin 8-10 yılda ancak eski seviyesine dönme gerçeğidir. Diğer ülkelerin bu süre içinde nerelere gelmiş olacağı belki de hiç merak konusu edilmeyecek bir detay olarak kalacaktır.
Eğer sektör, içinde olduğu durumu iyi değerlendirip, yansız ve doğru bir açıdan gerçeği görecek şekilde bakmayı becerme yetisine ulaşırsa iyileşme süresi olabildiği kadar kısalacaktır. Ne ki, görünen henüz olan biteni kavramakta zorluk çeken bir paydaşlar topluluğudur. İlginç olan, bu yapının kendi içinde çok fazla bölümlere ayrılmış olmasıdır. Ancak bölümler arasında pozitif iletişim ve bilgi alış verişi olanağı olduğundan bahsetmek zordur. Bu kısa tanımdan sonra kazanım olasılığı kaçtır, herkes kendine göre hesap yapabilir.
"Yatırımcının büyük paralar harcaması onun şanından değil, eksik veya yanlış bilgilerden kaynaklanıyor"
Tesisler kısmına gelince, çoğu kez rakamlar ile göstermeye çalıştığım, çok yüksek maliyetlerin ortada olması ve buna göre kazanımın normal şartlarda, kriz olmasa bile, olanaksız olduğunun anlaşılmaması gerçeğidir. Yatırımcının büyük paralar harcaması onun şanından değil, proje tasarımından uygulama ve işletmeye alma aşamalarındaki eksik veya yanlış bilgilerden kaynaklanmaktadır.
Çünkü piyasada olabilirlik çalışma kıstasları hakkında bile ortak görüş yoktur. En basit ve temel matematiksel verilerin alt alta yazılıp toplanmasında büyük farklılıklar söz konusudur. Bu davranışın herhangi bir kazanım ortaya çıkartmamış olmasına rağmen rağbet görmesi ise başka bir abukluktur.
"Tesis proje, tasarım ve inşasında teknik normlar ve malzeme konularında çok büyük sıkıntılar var"
Tesis proje, tasarım ve inşasında teknik normlar ve malzeme konularında çok büyük sıkıntılar var. Bunların ne olduğu ise milyon dolarlık sorudur. Yanıtlar ise diğer bir milyon dolar gerektirir. Ama bu soru yanıt olmadan zaten bu rakamlardan daha fazlası boşuna harcanmaktadır. Nasıl olabilir? İşte bu nedenle turizm mantığı yeniden ele alınmazsa herhangi bir kazanım söz konusu olamayacaktır. Ancak bu çarpık sistem içinde oluşan bir sürü tesis alt yapı sorunları nedeni ile farklı kullanıma da uygun olmayacak bir özellik taşıyacaktır.
İlk aşamada göz önünde olan ulaşım güzergâhı, tesis ile çevre ilişkisi, bina tarzı, havalandırma ve çöp atık yönetimi şeklinde belirmektedir. Bina içinde ise fiziki büyüklükler, konfor gereksinimleri, oda boyutları, oda hizmeti için gerekli ergonomik alt yapı, ses-koku-gürültü yalıtımı, enerji tasarrufu tedbirleri eksiktir. Bütün olarak bakılırsa tüm sayılanların proje aşamasında basit ve kolay çözümleri vardır.
Buradaki en büyük uyarı, her binanın kendine özgü yapı ve konumu olduğu gerçeğinin irdelenmesi ve aynı büyüklük ve mimariye sahip olsa bile bulunduğu konumun tesis için büyük farklılıklar ortaya çıkaracağı gerçeğinin göz önünde tutulmasıdır. Bilinen tüm bu detaylar neden çözülmez ve tesis yıllarca aynı aksaklık içinde boğuşur sorusu ise yanıtlanması en pahalı ve zor sorudur.
"Bir ürünün maliyeti ile onun fayda katsayısı çok farklıdır"
Birkaç kez bizim ticari alt yapımız ve düşünce sistematiğinin eksik olduğunu paylaşmıştım. Bir ürünün maliyeti ile onun fayda katsayısı çok farklıdır. Nedense hizmet ve imalat sektörlerinde her şeyin tek elden yapılması şeklinde eklektik bir alışkanlık var. Müşteri bir dükkâna veya tesise girince her türlü gereksinimini oradan karşılasın ve tüm para içerde kalsın düşüncesi. Doğru mu? En büyük yanlışlık ve hatalı tutumdur bu ama kime anlatılabilir? Bu düşünce eksikliğinin marka yaratamamak ile de tam olarak örtüşen ilişkisi vardır. İrdeleyelim.
Sadece çay veya kahve veya krep veya sandviç üretip satan yerli bir marka var mı? Tesis planlaması ve işletme açısından seçkin üretim yapmak faydaları neler olabilir?
*Tek ürün için ham madde temini, depolama, ürün haline getirme, hizmet ve atık yönetimi kolaydır.
*Ürünün geliştirilmesi ve yeni farklı tarzlar oluşturmak olasıdır.
*Tesis dekorasyon, sunum ve elde edilen gelir basit ve kolay kontrol edilebilir özelliktedir.
Bunlara çalışma ortamı, kalifiye eleman ve eğitimi, ücretlendirme, sosyal haklar gibi ilaveler yapılabilir. Ama en kritik nokta gelişime açık olması ve sürekli yenilikleri ileriye taşıyan yapısıdır.
Peki, neden bu yapılmıyor? Çünkü işletme içeri giren müşterinin çay, kahve, krep, sandviç, kebap, sulu yemek, tatlı ve her ise kendinde kalmasını istiyor.
-Turistlerin ülkemizi seçiminde korku haline getiren taksici dolandırıcılığına ne zaman dur denilecek? Bu olay, turist açısından imajımıza vurulan en büyük darbe olmaktan ne zaman çıkacak? Bu konuların vermiş olduğu kayıplar yetmiyor mu? Turizm STK'ları neden buna sessiz kalıyor? Turizm Bakanımız malum aynı hep rüyalarda yaşıyor, hayeller satıyor. % 1 Konaklama Vergisi indirdik diyor; şunu sormazlar mı: Petrolün tavan yaptığı şu dönemlerde bu yeterli mi?
Bir de turizm STK'ları 'Buna çok sevindik' demeçleri veriyorlar. Bu kurguyu esas sizler yıl sonu görceksiniz. 'Bizler ne hale düştük acaba' diye kışın kara kara düşüneceksiniz. Bunları yaşamamak için erken teşhis her zaman turizme hayat vercektir. Burada şunu da söylemek lazım; KDV indirimi ayrıca büyük fayda getirecek.
-Diğer bir konumuz restoranların turistlere yaşattığı fahiş fiyat kaosu. Hala bunu bile çözemedik. Birçok turist grubu ile fuarlarda görüştüğümüzde ve neden artık ülkemizi seçmediklerini sorduğumuzda, ilk cümleleri şöyle oluyor: Taksici kaosu ve yeme içme sektöründeki fahiş fiyatlar. Bu yüzden turistleri, en büyük rakiplerimiz Yunanistan-İspanya-İtalya ve Mısır'a kaptırdık.
-Bir de bu sorunlar yetmiyormuş gibi hala devasa otel yatırımları yapıyoruz. İzinler çıkarılıyor, arz talep dengesi incelenmeden devasa tesisler inşa ediliyor. Sormazlar mı sonra size kimi yatırcaksınız diye. Ondan sonra koca koca oteller maliyet finans analizleri yapmadan 40 USD'ye oda satarlar. 'Aman otelim full olsun' da ne olursa olsun diye. Sonra ay sonu gelince, 'Tüh o kadar dolduk ama kar-zarar dengemiz kötü' diye hayıflanırlar. Bu fiyatlara nasıl müsaade ediyorsunuz? Bölgesel analizlere iyice bakmadan otel yatırımına izin vererek en büyük darbeyi vuruyorsunuz. Artık buna dur diyelim ki, turizm nefes alsın ve kazanç artsın. O zaman kalite de artar.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: