Seferihisar Antik Dünya’nın Sanatçılar Kenti: Teos

Kültürel yaşama duyulan ilginin hızla arttığı, çalıştaylara konu olduğu, kültür ekonomisi adıyla da yeni bir harcama ve gelir ortamı sağladığı günümüzde tarihe de bu topraklardan kaynaklanan sanat ve sanatçılara verilen önemin izlerini gündeme taşmak istedim.

19/12/2018 14:40
Seferihisar Antik Dünya’nın Sanatçılar Kenti: Teos

Antik Teos kentinde, yaşayan şairler, besteciler, akrobatlar, aktörler, müzisyenler ve şarkıcılar, “İyonya Dionysos Sanatçılar Birliği” adıyla dünyanın ilk sanatçılar birliğini M.Ö 250’de kurmuşlar ve sanatçılar için de şehir yönetimi tarafından tiyatro ve Dionysos Tapınağı yakınlarında evler yapılmış. Sahilde konaklama için yer bulduğum Marina Apart’ın bitişiğindeki kafeteryada canlı müziği duyunca kendime bir masa bulup dinleyenler arasına ben de katılıyorum. Sanatçılara tutulan alkışlar ve coşku, bana Sığacık'ın tarihinde sanatçıya verilen büyük değeri hatırlattı.

Ege ağırlıklı turizm planlamalarının yapıldığı ilk dönemlerde özel bir yer verilen Seferihisar'ın deniz kıyısına, Sığacık'a ulaştığımızda, kaleleri hep bir tepede görmeye alışkın ben, deniz kıyısında düz bir alanda kale kapısını gördüğümde, kaleyi akşamın alaca karanlığında değil, sabahın ilk ışıklarında gezmeye karar veriyorum.

Masmavi bir gökyüzü, sahilin deniz manzarasını kapatan Sığacık Marina'sındaki yelkenli teknelerin ardındaki deniz manzarasıyla kahvaltıdan sonra kaleye giriyorum. Kale kapısındaki bilgilendirme levhasını inceliyorum bir süre. Teos antik kentin limanlarından kuzeydeki limanın olduğu yerde olduğumu, 15.yüzyıl Cenevizliler zamanından kalma bugünkü kalede yer aldığını öğreniyorum. Daracık sokaklarında, konaklar küçük butik oteller ve pansiyonlara dönüştürülmüş, evlerin bahçesinden sokaklara taşan rengarenk masalarla donatılmış kafeler tarihi atmosferi hissettiriyordu. Denize açılan kapıdan çıkıp, sahilde liman caddesinden yürüyorum kale etrafında. Ağlarını onaran balıkçılar, sezon sonunun sessizliğini yaşayan az sayıda tatilci işletmeler, sonbaharın sakinliğini yaşatan deniz manzarasını oluşturuyorlardı.

Kaleden çıkıp, Teos ören yerine doğru yola çıkıyorum, tepeden gören noktadan fotoğraf çekiyorum yelkenliler arasından Sığacık'ın Teos Caddesinden kah yazlık sitelerin kah ormanlık alandan geçerek ören yerine ulaşıyorum. Mandalina, Portakal bahçeleri, Zeytin ağaçları arasında büyük bir alana yayılan Teos antik kentinde yürürken patika yolun yapısı dikkatimi çekiyor. Ahşap hatıllar arasına Arnavut taşları döşenerek yapılmış ve belirli aralıklarla banklar yerleştirilmiş. Demir yollarından sökülen hatıllar burada kullanılmış. Sağlam ve güzel görüntü oluşturduğu kadar rahat yürünebilen bir yol olmuş.

Denize uzanan yarımada üzerinde, bir burunda yer alan kentte, Helenistik dönem kent surları, Akropolis, Dionysos Tapınağı, Sarnıç, Agora, Tiyatro gibi yapılar arasında, ayakta kalan ve en iyi durumda olanı Meclis Binası (Bouleuterion). Meclis binası sadece politik toplantıların yapıldığı yer olmaktan ziyade, çok amaçlı kullanılmış, hatta çoğunlukla gymnasiumda yapılan dilbilgisi ve müzik sınavlarının meclis binasında yapılacağını belirten M.Ö.2.yüzyıla tarihlenen Polythros Eğitim Vakfı yazıtında bir genel sınav duyurusu bulunmuş. Sütunlar, kaideler arasında ilerlerken anıtsal bir zeytin ağacı altında dinleniyorum. Ağacın etrafında yerleştirilen bankların birinde otururken zeytin ağacının devasa gövdesi ve üzerindeki kıvrımları tarihi anlatır gibiydi.

İlk kez M.Ö.1000’lerde ilk yerleşimin kurulduğu yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan ve 12 İyon kentinden biri olan Teos kentinin 6. yüzyılda ticari ilişkileri Eski Mısır’a kadar ulaşıyormuş. Güney ve kuzeyde olmak üzere korunaklı 2 limana sahip kent deniz ticaretinden dolayı oldukça yüksek refah seviyesine sahip olmuş. Perslerin M.Ö.545 yılında İyonya bölgesini işgaliyle, Teos’lular denize açılarak saldırıdan kaçmışlar, Çanakkale’nin kuzeyinde İskeçe (Abdera) ve Taman (Kırım Yarımadası‘nda Phanagoria) adıyla kentler kurmuşlar. Büyük İskender’in M.Ö 334 bölgeyi ele geçirmesiyle kent özgürlüğüne yeniden kavuşunca, Teos’lular kente geri dönmüşler. M.Ö.300 yılında İskender’in generallerinden Lysimakos’un Efes şehrini kurmasıyla, Teos’lular buraya yerleştirilmiş, bu nedenle de Teos’un nüfusunda azalma olmuş.

Seleukosların hakimiyetine girse de Dionysos Tapınağının önemi sayesinde ayrıcalıklı durumunu koruyan Teos M.Ö133 Roma hakimiyetinden sonra, Bizans, Selçuklu ve Aydınoğulları ve Osmanlı dönemlerini yaşamış. Örenyerindeki kalıntılar daha çok roma döneminden kalma. Sığacık’taki kale ise, Osmanlı döneminde 16.yüzyılda onarım görmüş, Tiyatro, Meclis Binası ve Dionysos Tapınağı arasında sanatçı evlerinin kalıntıları arasında dolaşırken müzisyenlerin ve şarkıcıların sesleriyle dolu bir sanatçılar semtindeki renkli canlı yaşamı düşünmeden edemedim. Dionysos Tapınağı, Pire’deki Athena tapınağı örnek alınarak Mimar Hermogenes tarafından M.Ö 2. yüzyılda 6 sütunlu olarak inşa edilmiş ve antik dönemin Anadolu’sunda en büyük tapınak ve 12 iyon kentinin kült merkezi olarak kabul ediliyormuş.

Teos’un baş tanrısı Dionysos’a gösterilen saygı çok büyüktü. Dokunulmazlıklara ve vergi bağışıklığı gibi ayrıcalıkları olan Dionysos Sanatçılar Birliği tiyatro, komedi tragedya, müzik gösterileri yapan aktörler ve şarkıcı müzisyenlerden oluşuyor ve çevredeki iyon kentlerine bir ücret karşılığı gösterilere gidiyorlardı. Dinsel oyunlar da sahneleyen tiyatrocular Dionysos’un koruması altındaydı. Anakreon ve Antimakos, Aritotalles’in kitaplığını keşfeden, felsefeci Appelikkon, Teos’ta yaşamış ünlülerden.

Zeytin ağcının altında bir süre dinlendikten sonra, ören yeri girişine doğru yürümeye başlıyorum. Portakal ve mandalinalarını toplayan, köylülerle karşılaşıyorum. Ören yeri alanında bahçelerini ekip biçen köylüler varlığı ören yerini ıssız bir alan olmaktan kurtarmış, canlılığın yaşamasını sağlamış.

Sanatçı ve kültür insanlarına antik dönemde verilen değeri gösteren bir şehrin kalıntıları arasında geçirdiğim birkaç saat, genelde kendilerini mutlu insanlar olarak kabul eden günümüz sanatçılarına vergi bağışıklığı ,emeklilik gibi alanlarda ayrıcalıklara tanınması, müzik aletlerine sahip olma, malzeme satın almaları, gösteri ve sergiler için ücretsiz salon tahsisi imkanlarının sağlanmasının ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Sanatın her dalında faaliyet gösteren sanatçılarımızın verilecek desteklerle artacak etkinliklerinin günlük yaşamın tek düzeliğinde boğulan bizlere daha fazla sanatla dolu, mutlu günler yaşatabileceğini düşündüm.

 

Yazar Bilgisi

Yorumlar