İstanbul otellerine çağrı: Yarım pansiyona değil, Türk Gastronomi Kimliği'ne yatırım yapalım
İstanbul Otelciler Esnaf Odası Başkanı Ahmet Yaşar’ın şehir otellerinin yarım pansiyon sistemine geçmesi yönündeki çağrısı turizm sektöründe geniş yankı uyandırırken, Gastronomi Yazarı ve Executive Chef Reşat Aydın konuyla ilgili dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu.
Turistlerin İstanbul’da en fazla şikâyet ettiği konuların başında yiyecek ve içecek fiyatlarının geldiğini belirten Gastronomi Yazarı, Executive Chef ve Gastronomi Araştırmacısı Aydın, sorunun yalnızca yarım pansiyon sistemiyle çözülemeyeceğini, asıl ihtiyacın Türk gastronomisini merkeze alan yeni bir otelcilik anlayışı olduğunu söyledi.
Aydın, “Sayın Ahmet Yaşar’ın turist memnuniyetini artırmaya yönelik yaklaşımını değerli buluyorum. Ancak İstanbul gibi dünyanın en önemli kültür ve gastronomi şehirlerinden birinde çözüm, misafiri otel içinde tutmak değil; ona Türk gastronomisini doğru anlatabilmektir. Şehir otellerimizin yarım pansiyondan önce güçlü gastronomi kimliğine ihtiyacı vardır” dedi.
Oteller Türk Mutfağının Vitrini Olmalı
Dünyanın önde gelen turizm destinasyonlarında otellerin yalnızca konaklama hizmeti vermediğini ifade eden Aydın, gastronominin artık turizmin en güçlü gelir kalemlerinden biri hâline geldiğini belirtti.
İspanya’nın gastronomi başkenti olarak kabul edilen San Sebastián, İtalya’nın Floransa ve Toskana bölgesi, Fransa’nın gastronomi merkezi Lyon, Japonya’nın Kyoto gibi şehirlerde otel restoranlarının yerel mutfak kültürünü temsil ettiğini vurgulayan Aydın, Türkiye’nin de benzer bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu söyledi.
“Turist artık sadece yatak satın almıyor. Kültür, hikâye ve deneyim satın alıyor. İstanbul’daki otellerimizin bünyesinde Türk mutfağının tarihini, kültürünü ve hikâyelerini anlatan restoranlar oluşturmalıyız. Misafirlerimize sadece yemek değil, gastronomi deneyimi sunmalıyız.”
Türk Gastronomi Mühendisliği Dünyaya Anlatılmalı
Türk mutfağının yalnızca bir yemek kültürü değil, binlerce yıllık bir medeniyet birikimi olduğunu ifade eden Aydın, Türk gastronomisinin sahip olduğu potansiyelin dünya turizminde yeterince değerlendirilemediğini söyledi.
“Türk mutfağı; Orta Asya’dan Anadolu’ya, Selçuklu saraylarından Osmanlı mutfağına uzanan büyük bir gastronomi mirasıdır. Pilavlarımız, kebaplarımız, tandır tekniklerimiz, şerbetlerimiz, helvalarımız ve fermantasyon kültürümüz aslında birer gastronomi mühendisliği örneğidir. Bu zenginliği otel restoranlarımız aracılığıyla dünyaya anlatabiliriz.”
Aydın’a göre İstanbul’daki şehir otelleri; Türk kahvaltı kültürünü, Anadolu’nun yöresel mutfaklarını, Selçuklu ve Osmanlı yemek geleneklerini, ekmek kültürünü, şerbet ve tatlı medeniyetini modern gastronomi standartlarıyla sunan özel restoran konseptleri geliştirmeli.
Açık Büfe Yerine Nitelikli Gastronomi
Şehir otellerinde yaygın olarak uygulanan büyük açık büfe sistemlerinin ciddi maliyetler oluşturduğunu belirten Aydın, sürdürülebilir gastronomi açısından da yeni bir modele ihtiyaç olduğunu ifade etti. “Açık büfeler çoğu zaman yüksek enerji tüketimi, yüksek üretim maliyeti ve ciddi gıda israfı oluşturuyor. Oysa günümüz gastronomi dünyası daha kontrollü üretim, daha kaliteli ürün ve daha güçlü hikâye anlatımına yöneliyor. Türk turizmi de bu dönüşümü gerçekleştirmeli.”
Türk Misafirperverliği Yeniden Sofralarda Yaşatılmalı
Türk turizminin en büyük avantajlarından birinin misafirperverlik kültürü olduğunu vurgulayan Aydın, bu kültürün gastronomiyle birlikte yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Anadolu’da misafir sadece doyurulmaz, ağırlanır. Türk mutfağının özü paylaşmaktır. Eğer otellerimiz Türk misafirperverliğini, Türk gastronomi kültürünü ve tarihsel mutfak mirasımızı modern standartlarla sunabilirse, İstanbul dünyanın en güçlü gastronomi destinasyonlarından biri hâline gelir.”
Turizmin Geleceği Fiyatta Değil, Değerde
Aydın, “Türkiye’nin ihtiyacı yarım pansiyon sistemlerini çoğaltmak değil; Türk gastronomi kültürünü dünyaya anlatan, kaliteli, ulaşılabilir ve sürdürülebilir restoran yatırımlarını artırmaktır. İstanbul otelleri Türk mutfağının vitrini hâline gelmelidir. Çünkü güçlü gastronomi, güçlü turizm demektir. Turizmin geleceği ucuzlukta değil, üretilen değerdedir” dedi.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: