İklim için Filantropi Taahhüdü Lansmanı İstanbul’da gerçekleştirildi

İklim değişikliğiyle mücadelede sivil toplumun rolünü güçlendirmeyi hedefleyen “İklim Değişikliği ile Mücadele için Türkiye Ulusal Filantropi Taahhüdü” lansmanı, 16 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirildi.

22/06/2026 22:35
İklim için Filantropi Taahhüdü Lansmanı İstanbul’da gerçekleştirildi

Sabancı Vakfı’nın desteği ve Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın (TÜSEV) yürütücülüğünde hayata geçirilen girişim; çevre, eğitim, kültürel miras, toplumsal kalkınma, araştırma, sosyal fayda ve sürdürülebilirlik alanlarında çalışan vakıf ve sivil toplum kuruluşlarını ortak bir iklim vizyonu etrafında bir araya getirdi.

Minerva Han’da düzenlenen lansmanda, Türkiye’de iklim kriziyle mücadelede sivil toplumun ortak etkisini büyütmeyi amaçlayan Türkiye Ulusal Filantropi Taahhüdü kamuoyuyla paylaşıldı. Etkinlik, iklim krizinin yalnızca çevresel bir mesele olmadığını; sosyal, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla tüm kurumların gündeminde yer alması gereken çok yönlü bir dönüşüm alanı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

İklim krizine karşı ortak sorumluluk alma iradesi

Lansmanın açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜSEV Temsilciler Kurulu Başkanı Nevgül Bilsel Safkan, Türkiye Ulusal Filantropi Taahhüdü’nün sivil toplum açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Safkan, taahhüdü “sivil toplumun iklim krizine karşı ortak sorumluluk alma iradesi” olarak tanımlayarak, Türkiye’nin küresel İklim İçin Filantropi hareketine ulusal düzeyde katılımının önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ise konuşmasında, iklim değişikliğiyle mücadelenin ortak hedefler doğrultusunda birlikte hareket etmeyi gerektirdiğini ifade etti. Sabancı, iklim krizi karşısında bilginin ve farkındalığın tek başına yeterli olmadığını; asıl ihtiyacın “ortak bir amaç etrafında, birlikte hareket etmek” olduğunu belirtti. Bu yaklaşım, filantropi kuruluşlarının yalnızca kaynak sağlayan yapılar değil; aynı zamanda dönüşümü hızlandıran, kurumları bir araya getiren ve toplumsal etkiyi büyüten aktörler olduğunu gösterdi.

İklim kriziyle mücadelede nasıl ortak bir zeminde buluşabileceği ele alındı

Etkinlik kapsamında Türkiye Ulusal Filantropi Taahhüdü’nün kapsamı, temel ilkeleri ve hedefleri katılımcılarla paylaşıldı. Taahhüt; kurumları iklim okuryazarlığını artırmaya, iklim perspektifini mevcut programlarına entegre etmeye, kaynaklarını iklim için harekete geçirmeye, iklim dostu finansal kararlar almaya, faaliyetlerinin çevresel etkisini azaltmaya, dayanışma alanları oluşturmaya ve elde edilen gelişmeleri şeffaf biçimde paylaşmaya davet ediyor.

Lansmanda ayrıca, farklı çalışma alanlarından sivil toplum kuruluşlarının iklim kriziyle mücadelede nasıl ortak bir zeminde buluşabileceği ele alındı. İklim krizinin çevre alanında çalışan kurumların ötesinde; eğitim, kültür, sosyal kalkınma, afet yönetimi, gençlik, toplumsal cinsiyet, araştırma ve yerel kalkınma gibi birçok alanı doğrudan etkilediği vurgulandı. Bu kapsamda, iklim eyleminin disiplinler arası, kapsayıcı ve uzun vadeli bir yaklaşımla ele alınması gerektiği ifade edildi.

İklim değişikliğiyle mücadelede kolektif hareketin önemi

ÇEKÜL Vakfı, İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), TEGV, TEMA Vakfı ve farklı alanlarda faaliyet gösteren birçok vakıf ile sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılım sağladığı lansman, Türkiye’de sivil toplumun iklim krizi karşısında kolektif hareket etme kapasitesini güçlendiren önemli bir buluşma niteliği taşıdı.

Globalis Sertifikasyon da lansmanda yer alarak sürdürülebilirlik, iklim eylemi ve çok paydaşlı iş birlikleri eksenindeki çalışmalarını paydaşlarla değerlendirdi. Globalis Sertifikasyon Kurucusu Celal Uysal ve Etkinlik ve Proje Direktörü Duygu Yılmaz, etkinlik kapsamında filantropi kuruluşları, vakıflar ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelerek iklim değişikliğiyle mücadelede kolektif hareketin önemi, COP31 süreci ve vakıflarla geliştirilebilecek ortak çalışma alanları üzerine görüşmeler gerçekleştirdi.

İklim gündemi yalnızca kamu politikalarıyla sınırlı kalmamalı

Türkiye’nin COP31 sürecine hazırlandığı bu dönemde gerçekleştirilen lansman, iklim gündeminin yalnızca kamu politikalarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini; özel sektör, sivil toplum, akademi, yerel yönetimler ve filantropi kuruluşlarının ortak vizyonuyla güçlendirilmesinin önemini ortaya koydu. Bu çerçevede, filantropi kuruluşlarının iklim odaklı dönüşümde üstlenebileceği rol; kaynakların stratejik kullanımı, kurumsal kapasite geliştirme, iklim okuryazarlığının artırılması ve toplumun farklı kesimlerini kapsayan etki odaklı projelerin desteklenmesi başlıklarında değerlendirildi.

Globalis Sertifikasyon olarak, sürdürülebilirliğin kurumlar için artık yalnızca gönüllü bir tercih değil, stratejik bir gereklilik olduğuna inanıyoruz. İklim okuryazarlığını kurumsal karar alma süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürmeyi ve sivil toplum ile özel sektör arasında etki odaklı iş birliklerini desteklemeyi önemsiyoruz.

İklim değişikliğiyle mücadelede çok paydaşlı iş birliklerinin gücüne inanan Globalis, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum arasındaki diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunmaya; sürdürülebilir, dirençli ve kapsayıcı bir gelecek için yürütülen çalışmaların aktif bir paydaşı olmaya devam edecektir. Geleceğin daha yaşanabilir, adil ve sürdürülebilir şekilde inşa edilmesi için sorumluluk alan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyor; iklim için ortak hareket etmenin önemini bir kez daha vurguluyoruz. 

Paylaş:

Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.