Bir Başka Alanya: Denizden Ötesi

01/01/2020 02:40

Alanya sadece Türkiye’de değil dünyanın bir çok ülkesinde iyi tanınan bir ilçemizdir. Denizi, güneşi, kumsalları, gece hayatı ve otelleriyle fazlasıyla meşhur olan bu ilçeye ben bir projenin eğitmeni olarak gittim. Proje, Alanya Belediyesi destekli Alanya Kalesi ve tarihinin fotoğraflanması ve tarih konusunda bilinç kazandırılması temalarını taşıyan on ülkeden gelen yirmi beş katılımcı ile bir haftada tamamlandı. Projedeki rolüm ve projenin içeriği sayesinde çok farklı bir Alanya ile tanışma fırsatım oldu. Bu yazımda sizlerle bir başka Alanya’yı paylaşmak istedim.

 

Öncelikle Alanya Kalesi üzerinde durmak lazım. Alanya’nın gece taktığı gerdanlık, gündüz giydiği ipek sabahlık olarak gördüğüm binlerce yıllık bu kalede arkeolojik çalışmalar devam etmekte. Helenistik dönemden, Roma’ya, Selçukludan Osmanlıya bir çok medeniyetin izlerini ve ağırlığı taşıyan bu başı göğe değen dev içerisinde yapılacak olan çalışmalarla tarih daha da canlanacak. Sizlere tavsiyem kaleye bir kez gece, bir kez de gündüz gitmeniz. Apayrı bir manzarayla kucaklaşacak ve Kleopatra’nın süt banyosunun izlerini görmek adına birkaç adım daha atacaksınız. Kaleden inerken yol üzerinde su kabağı boyama ve ipek şal dokuma işlerini görebilirsiniz. Ayrıca bir gözleme ve çay arası vererek enerji toplamanız gerek zira yol uzun ve zaman az.

 

Ücretleri uygun olan tekne turları ile kale etrafında tur atarak mağaraları görmek, kaleyi aşağıdan bir kez daha süzmek de mümkün. Ayrıca Damlataş mağarasında biraz soluklanmak da size iyi gelecektir. Alanya gibi çok sıcak bir yerde Kleopatra sahilinde denize girmeden olmaz. Kendinizi çok yormayın, Alanya gece hayatı sizi bekliyor. İstediğiniz her türlü eğlenceyi sunan bu şehirde sabaha kadar dans edebilmek mümkün. Benim en sevdiğim mekan Las Vegas adını taşıyan nargileyi, dansı ve eğlenceyi bir arada sunan yer oldu. Unutmadan söylemek gerek “what happens in Las Vegas stays in Las Vegas” – Las Vegasta olan Las Vegasta kalır - mottosunu aklınızdan çıkarmayın.

Buraya kadar olan kısımda çok da farklı bir şeyler olmadığını düşünebilirsiniz. Haklısınız. Şimdi sizi alıp kalenin yamaçlarındaki taş döşeli sokaklara götürüyorum. Mübadele öncesi Rumların çoğunlukta yaşadıkları, evlerin sık olması nedeniyle damdan dama geçilebilen ama uzunca süre ihmal edilmiş bu tarihi Alanya evlerini görmeden gitmek çok büyük bir zarar olacaktır. Her evin ayrı hikayesi, ayrı yaşanmışlıkları var. Her evde bir aşk, her aşkla yeniden restore edilen evler. İnsan bir evin önünde saygıyla eğilecekse bunlar Alanya evleri olmalı. Eski 250.000 liranın arkasında yer alan Alanya’ya Selçuklulardan miras Kızıl Kuleye bakan yamaçlarda bulutlara değen evler. Kimler yok ki, Enver Paşanın torunlarından Osman Mayatepek’in evi, eski ABD büyükelçisinin vefatı üzerine George Town Üniversitesine bağışlanan McGee’nin evi olarak bilinen ev.

 

Ben size biraz Emine Koçak Hanımın evinden bahsetmek isterim. Öncelikle Emine Hanım gibi modern, değerlerine bağlı, misafirperver ve bilgisiyle ortama ışık katan bir Hanımefendi ile tanışmak için bile bu eve gitmeye değer. İki katlı bu evin manzarası insanı her an doğaya aşık edebilecek kadar güçlü. Yüksek tavanları ile insanı secdeye kapatmaya yetecek olan odaları, içerisinde yer alan sarnıcı, balkonu ve daha neler neleri bu evde yaşattığı için Emine Hanıma çok teşekkür etmek gerek. Çayını içerken sizlere evin her şeyini anlatacaktır. Gerisini gizemli kılmak adına yazmıyorum. Ev bir sevda, ev bir hayat biçimi ise, bu evlere gitmek farzı kifaye olacaktır.

Emine Hanımın evinin yanından muhtarın evi diye sorarsanız herkes size eski bir Rum evinin restore edilmiş halini gösterecektir. Ev ahalisinin ağzından kelimenin tam anlamıyla bal damlıyor. Hoş sohbet, misafirperver bu evde biraz zaman geçirerek hem ev hem de buranın tarihi hakkında bilgi edinebilirsiniz. Bana daha fazla bilgi istiyorum diyorsanız Kızıl Kulenin hemen yanında yer alan Turizm ve Halkla İlişkiler ofisine giderek Nimet Bolat Hanımı ziyaret edin. İçten gülümsemesi sizlere seve seve bilgi vereceğinden eminim.

 

Alanya’nın her yerinde su kabağının bin bir emekle işlendiği süs eşyalarını görebilmek mümkün. Bunlardan satın almak yerine ben yapmak istiyorum diyorsanız o zaman Ümit Çağlar Hocanın rahle-i tedrisatından geçmeniz gerek. Hocamız önce sizleri muhteşem evinde karşılayacak ve su kabaklarını yetiştirdiği bahçesine alacaktır. İşi temelden öğrenmek adına su kabakları konusunda sizlere uzun uzun bilgi verdikten sonra sizi diğer bahçeye alacak ve oradan bir su kabağı seçmenizi isteyecektir. Daha sonra çeşmede iyice yıkadıktan sonra bir bıçak yardımı ile dış yüzeydeki gereksiz her şeyi temizleyeceksiniz. Artık hocamız size en güzel müziklerini ve klimasını açmış olarak içeriye derse alacaktır. İsterseniz dış yüzeyi boyayarak, isterseniz bir şekerlik yapmak için keserek işe başlayarak bir su kabağından muhteşem eserler çıkarabilirsiniz.

Yazıma başlarken dediğim gibi ben Alanya’nın bir başka yüzünü görerek mest oldum. Darısı tüm, tarih, kültür, turizm ve sanat aşıklarının başına. Alanya’dan selamlar…

Paylaş:

Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.