Aynı turiste hizmet edenlerden birine vergi diğerine muafiyet adaleti zedeler

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği(ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan yardımcısı Mehmet İşler karara saygılı olduklarını ancak aynı turiste hizmet eden birinin vergi ve kurallara tabi, diğerinin bunlardan muaf olmasının adaleti zedeleyeceğine dikkat çekti. 

05/06/2026 22:11
Aynı turiste hizmet edenlerden birine vergi diğerine muafiyet adaleti zedeler

Turizmciler, aynı amaçla faaliyet gösterdikleri halde sektörü gelir, devleti vergi kaybına uğratan turizm amaçlı kiralanan konutlar hakkında Danıştay tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararını dünyadaki uygulamaları örnek göstererek değerlendirdi. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği(ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan yardımcısı Mehmet İşler karara saygılı olduklarını ancak aynı turiste hizmet eden birinin vergi ve kurallara tabi, diğerinin bunlardan muaf olmasının adaleti zedeleyeceğine dikkat çekti. 

Gelir İdaresi Başkanlığı 24.01.2025 tarihli ve 7877 sayılı Genel Yazısı ile,  (özetle) "Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi" alınarak yapılan konut kiralamalarının ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi, bu kapsamda elde edilecek kazançların ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi, bu konutlarda verilen hizmetlerin ticari faaliyet kapsamında KDV’ye tabi olduğu ve genel oranda yani yüzde 20 KDV hesaplanması”nı istedi.

Vergi daireleri buna istinaden  "Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi" alarak konutlarını kiraya veren ancak ticari kazanç mükellefiyeti açtırmayıp gelir vergisi, geçici vergi ve KDV beyannamesi vermeyen ve ödemeyen binlerce kişiye geriye dönük vergi mükellefiyeti tesis ederek, vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, geçici vergi ve KDV tarhiyatları yaptı.

Maliye’nin cezalı tarhiyat yaptığı bir mükellef, söz konusu Genel Yazı’nın yürütmesinin durdurulması için Danıştay’da dava açtı.

Danıştay 3. Dairesi 08.04.2026 tarih ve E.2025/2792 sayılı kararıyla kamuoyunda Airbnb genel tanımlamasıyla bilinen "Konutların turizm amaçlı kiraya verilmesi faaliyetinin ticari nitelikte olduğunun kabul edilmesi, bu faaliyetten elde edilen gelirin ticari kazanç olarak değerlendirilebilmesi ve bu kapsamda ilgililer adına mükellefiyet tesis edilebilmesi için kiralamanın otel, apart veya pansiyon işletmeciliği gibi ticari bir organizasyon dahilinde yapılması ve kahvaltı, yemek, ütü, günlük temizlik gibi bir takım hizmetleri de içermesi gerektiğini, bu nedenle söz konusu kiralamaların ticari kazanç kapsamında gelir vergisine ve KDV’ye tabi tutulamayacağını belirterek, Genel Yazı’nın 7464 sayılı Kanun kapsamındaki konut kiralamalarının ticari nitelik taşıdığı, bu faaliyetin ticari ve elde edilen gelirin ticari kazanç sayılacağı ve mükellefiyet tesisi gerektirdiğine dair kısımlarının YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA” karar verdi.

Bu kararla turizm amaçlı kiralanan konutların gelirleri, konaklama vergisinin yanı sıra ticari kazanç kapsamında gelir vergisine ve KDV uygulamalarının dışına alınarak, konut kiralamaları kapsamında Gayrimenkul Sermaye İradı(GSMİ) niteliğine döndürüldü.

BU SADECE VERGİ DEĞİL REKABET VE ADALET MESELESİDİR

Karar hakkında değerlendirmeler de bulunan ETİK Başkanı Mehmet İşler,  "Danıştay kararına saygılıyız. Ancak, aynı işi yapan, aynı turiste hizmet veren birinin vergilere tabi olmasını, , diğerinin ise birçok şeyden muaf tutulmasını rekabete de, adalete de uygun olmadığına ve açık bir ayrıcalık içerdiğine inanıyoruz. Bu karar, yalnızca vergi meselesi değil, Türkiye turizminin geleceğini ilgilendiren bir rekabet ve adalet meselesidir.

Bugün Türkiye'de oteller, tatil köyleri, pansiyonlar ve belgeli tüm turizm tesisleri devletin istediği her yükümlülüğü yerine getirmektedir. Konaklama vergisi, TGA Katkı Payı, KDV, Kurumlar Vergisi, SGK ödemektedir. Yangın denetimlerinden geçmekte, çevre mevzuatına uymaktadır. Bakanlık denetimlerine tabidir. Yüzlerce kişiye istihdam sağlamakta, milyonlarca liralık yatırım yapmaktadır. Aynı turiste yatak satan, aynı turizm gelirinden pay alan, aynı platformlarda pazarlanan ve aynı müşteriyi ağırlayan bir faaliyet neden farklı değerlendirilmektedir? Eğer ortada turistik amaçlı bir konaklama faaliyeti varsa, bunun vergisel ve mali sorumluluklarının da eşit olması gerekir. Bu yükümlülüklerde adalet meselesidir.”

DÜNYA TAM TERSİNİ YAPIYOR

“Bu konu sadece Türk turizmini değil, dünya turizmini, rekabet koşullarını ve ülkelerin vergi sistemlerini zorlayan bir konudur. Ve adalet için, hakkaniyet için, sektörün sürdürülebilirliği ve turizmci ile birlikte devletin gelirlerinin korunması için dünyanın en güçlü turizm destinasyonlarında, danıştayın aldığı kararın tam tersi uygulamalar hayata geçirilmektedir. Örneğin, Barcelona, kontrolsüz Airbnb büyümesinin otelleri ve yerel halkı mağdur ettiğini gördüğü için binlerce turistik daire ruhsatını iptal etme sürecini başlatmıştır. Amsterdam, kısa dönem kiralamalara yıllık gün sınırı getirmiştir.

Paris, kayıt zorunluluğu ve ağır yaptırımlar uygulamaktadır. New York, son yılların en sert kısa dönem kiralama düzenlemelerini yürürlüğe koymuştur. Floransa ve Venedik gibi İtalya'nın en önemli turizm merkezlerinde yeni Airbnb izinleri ciddi şekilde sınırlandırılmaktadır.  Kısaca; dünyanın hiçbir ciddi turizm ülkesi otellerle kısa dönem kiralamalar arasında sınırsız ve kuralsız bir rekabet istememektedir. Çünkü bunun sonucunda yatırımcı cezalandırılır, kayıtlı ekonomi küçülür ve kamu gelirleri azalır.”

AYRICALIK DEĞİL ADALET İSTİYORUZ

“Otel yatırımcısı milyonlarca euro yatırım yapmakta, yüzlerce çalışan istihdam etmekte ve kendisinden onlarca farklı mali yükümlülük üstlenmektedir. Ancak aynı bölgede yüzlerce konut, bunların hiçbirine tabi tutulmadan, aynı turiste, aynı amaçla, aynı platformlar üzerinden satılabilmektedir. Bu tablo turizm sektörü açısından sürdürülebilir değildir. Buna serbest piyasa denilemez. Böyle rekabet olamaz. Olsa olsa buna, kayıtlı yatırımcıyı cezalandırmak denilebilir. Sektör olarak ayrıcalık değil adalet istiyoruz. Aynı hizmeti veren herkes aynı kurallara tabi olmalıdır.

Aynı müşteriden gelir elde eden herkes aynı sorumlulukları taşımalıdır. Turizm gelirinden pay alan herkes ülkenin tanıtımına, vergi sistemine ve kamu maliyesine aynı ölçüde katkı sunmalıdır.  Aksi halde ortaya çıkan durum rekabet değil, ayrıcalıklı bir ticaret modelidir. Türkiye turizmi büyümeyi, turist sayısı ve döviz girdilerinde rekorları, cari açıkları dengelemeyi, kayıtlı ve dürüst yatırımcılarla sağladı.

Onların önüne, böyle haksız bir rekabet duvarı koymak çok büyük bir haksızlıktır. Sektörün, Bakanlığın, Maliye'nin ve ilgili tüm kurumların katılımıyla Türkiye turizminin geleceğini koruyacak yeni bir denge kurulması gerektiğine inanıyor,  devletimizin ve ilgili kurumlarımızın bu konuda sektörün sesini duyacağına ve adil rekabet ortamını güçlendirecek yeni düzenlemeler getirmesini umuyor ve istiyoruz” dedi.


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.