Antik dönemden günümüze mutlu insanlar şehri: İzmir

Büyük İskender avlanırken Pagos bugünkü Kadife kale eteklerinde Nemsis Tapınağı önündeki pınarın yanındaki çınar ağacının altında uykuya dalar, rüyasında, 2 tanrıça burada bir kent kurmasını ve Smyrnalıları buraya yerleştirmesini söyler, bunu duyan Smyrnalılar Klarios bugünkü Ahmet bey kehanet merkezine giderler, Tanrı Apollon, Pagos, Kadife kalede oturacak olanların eskisine göre 3,4 kat daha mutlu olacaklardır demesi üzerine buraya yerleşirler.

07/01/2019 12:47
Antik dönemden günümüze mutlu insanlar şehri: İzmir

Üniversite sınavı nedeniyle 1975 yılında ilk kez tanıştığım İzmir şehrini yıllar sonra, geçtiğimiz sonbahar günlerinde yeniden 4 saatlik de olsa, gezme imkanına sahip oldum. İzmir’de emeklilik günlerini geçiren Zeki Özden ile buluştuğumuzda, önce Karataş semtine, Asansör’e gidiyoruz. İzmir’e, Karşı yakasına ve Limanına bakan muhteşem bir görüntüyle karşılaşıyorum.

İzmir Manzarası Eşliğinde Zeki İle Çay İçiyoruz

Asansörle binince tanıdık bir sesten bir melodi dinliyorum.’Dario Moreno’ diyor, Zeki. Asansörün çıkışındaki sokakta sanatçının elinde gitarıyla heykeli ile karşılaşıyoruz. 1921’de Aydın’da doğan, 1968 yılında İstanbul ‘da yaşamını yitiren sanatçı ‘Canım İzmir, Şinanay, Deniz ve Mehtap, Hatıralar Hayal oldu’ şarkılarıyla anılarda yerini almış. İzmir’in dünyaya açılan ve Fransa’da ünlenen sanatçısının Müze Evi’nin bulunduğu sokak, küçük kafeleri, hediyelik eşya satan dükkanları, galerileri ile sanat sokağına dönüşmüş. Mithat paşa Caddesinden sahile Mustafa Kemal Bulvarına inip, dalgaların ve martıların sesini dinlerken, sanatçının ‘Deniz ve Mehtap’ şarkısını mırıldanıyorum.

Asansörle yeniden yukarı çıkıyoruz.1907 yılında aşağıdaki Mithat Paşa Caddesi ile yukarıdaki Halil Paşa Caddesi arasındaki yamacı tırmanmakta zorlanan yaşlı ve çocuklara kolaylık sağlamak üzere, Levi Bayraktaroğlu tarafından yaptırılan asansörün tuğlaları Marsilya’dan getirilmiş. Restore edildikten sonra belediye tarafından işletilmeye başlanmış. İzmir gezisine başladığımız Zeki’nin başka bir programı nedeniyle, bir sonraki İzmir gezisi randevulaşarak vedalaşıyoruz.

İnsanı Mutlu Eden Şehre Bakış

İzmir’e gelip Kadifekale’ye çıkmamak, bir İzmir gezisi için eksik kalır, diyerek Asansörden kaleye doğru kıvrıla kıvrıla çıkıyorum. İşte Makedonyalı Büyük İskender’in bir zamanlar eteklerinde avlandığı Pagos dağındayım. Kaleden içeri girdiğimde, İzmir’i tepeden seyrediyorum.

İzmir- Bayraklı semtinin Tepekulesi’nde izlerine rastlanan en eski yerleşim yerlerinin tarihinin M.Ö 3 bin yıla uzandığı ortaya çıkarılmış. Teselya’dan Doryalıların baskısından kaçan Aiolıların Kuzey Egede M.Ö 11.yüzyılda kurduğu 12 şehirden biri olan Smyrna’yı burada kurmuşlar. Peleponesten yine doryalılardan kaçan iyonyalılarda orta ege’ye yerleşerek, M.Ö 9.yüzyılda 12 şehir kurarak iyon birliğini meydana getirirler.

Heradot’a göre, Smyrnalılar, Dionisos adına şehir dışında düzenlenen festivale katılmak için şehri terk edince, bugünkü Menderes ilçesinin Değirmendere ve Çamönü köyleri arasındaki antik iyon şehir kolophonda karıştıkları isyan nedeniyle kovulan ve Smyrna’ya kaçan sığınmacı kolophonyalılar, şehri zapt etmiş ve kapıları kapatmışlar. Uzun süre şehri geri almak için mücadele edilse de ,kenti geri alamayan Smyrnalılar, yapılan anlaşma sonucu eşyalarını alabilmişler, kent İyonyalılar da kalmış ve 11 Aolik kentine vatandaşlık hakkı verilerek dağıtılmış, böylece Pelepones’ten Anadolu kıyılarına kaçan İyonyalıların ilk şehir yapısı ortaya çıkmış.

Kaledeki bilgilendirme tabelalarını inceliyorum bir süre. Büyük İskender’in Milet ve Efes ile birlikte, Smyrna’yı almasından sonra, gördüğü rüya sonucu komutanlarından General Lysimakos’u Smyrna kentini Pagos tepesinde yeniden kurmak için görev verir. Pagos tepesinde kale Akropolis ile hem kutsal yer, ovalara, kervan yoluna, denize hakim konumu nedeniyle savunma merkezi durumunda olmuş. Helenistik dönem surları Roma, Bizans, Aydınoğulları ve Osmanlı dönemlerinde bir çok onarımlar görmüş. İç kalede ayakta kalmış yapılar olarak 15 bin kişinin su ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip Bizans dönemi sarnıcı ile 14 yüzyıla tarihlenen mescit günümüze ulaşmış. Evliya Çelebi, Smyrnalı zenginlerin değerli eşyalarını kalede sakladıklarını yazar.

Surlarından İzmir’in fotoğraflarını çekerken, keçiler dikkatimi çekiyor kale içinde. Bir kadın yer tezgahında kilim dokuyor, 2 keçi de yanında bulduklarını yiyor, bir süre sohbet ediyorum. Dokuduklarından bir kısmını kilim olarak, bir kısmını da çanta yapıp sattığını ve aile bütçesine katkıda bulunduğunu söylüyor. Kalenin eteklerinde oturduklarını söyleyen kadınların ürettiği ve satmaya çalıştıkları el dokuma çanta, çorap, eldiven gibi hediyelik eşya satış tezgâhları kaleye canlılık ve ayrı bir renk getirmiş.

Kadife kale’nin renkli dünyasından tepeden aşağıya inip Roma ve Bizans döneminin Pazar alanı Agorası ile tarihi alışveriş geleneğini günümüze ulaştıran Kemeraltına doğru yamaçtan kıvrıla kıvrıla tek katlı evlerin arasından iniyorum.

Smyrna kentinin merkezi sayılan devlet agorası olarak M.Ö 4 yüzyılda ilk kez inşa edilen Helenistik dönem agorası M.S 178’deki depremde yıkılmış, daha sonra Roma İmparatoru Marcus Aurelius yaptırdığı agoradan günümüze ulaşan kalıntılarının yer aldığı ören yerindeyim. Antik dönem agoraları kamu binaları ile çevrili olan devlet agoraları ile ticari yaşamın sürdüğü Pazar yeri olarak işlev gören agoralar olarak iki grupta yapılmışlar.

Agoradaki 165x28 ebadında koridor şeklinde yapılan bazilika en büyük Roma dönemi özelliğine sahip. Bazilikası, Stoa’sı ve görkemli kapısıyla Antik Caddesi, bazilikanın bodrum katındaki duvar ve kemerler üzerine yapılmış günlük hayatı yansıtan grafitiler ile kemerle örtülmüş galeriler, ören yerinde sergilenen Osmanlı dönemi mezar taşları koleksiyonu, Agora’da kimisi dikili kimisi dikilmeyi bekler vaziyette olan sütunlar arasında dikkat çekenlerin başında geliyordu.

Agora ören yerindeki restore edilmeyi bekleyen yapı kalıntıları ile sütunları görünce, restorasyon çalışmaları hızlandırılması için kazı başkanlıklarının ihtiyaç duyacakları mali kaynağın emlak vergilerinden Kültür ve Tabiat Varlıklarına aktarılan fondan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belirlenen kıstaslar çerçevesinde sağlanabileceği, böylelikle restoratör, mimar, arkeolog istihdamı yaratılmış olabileceğini, ören yerlerimizdeki bir çok antik yapının ayağa kaldırılabileceğini düşündüm.

Romalıların Agorasından, günümüz tarihini yaşatan ve yaşayan Kemeraltının daracık renkli sokaklarına, İzmirlilerin arasına biz de dalıyoruz.1745 yılında deniz kenarına Kızlarağası Beşir Ağa tarafından yaptırılan Kızlar Ağası Hanı ve çevresinin eskiden olduğu gibi ticaretin merkezi olduğu fark ediliyor. Üst katta konaklama için kullanılmış 73 oda ve alt kattaki depo alanları çeşitli hediyelik eşya, kuyumcular, çuha ve kumaş satılan dükkanlar ve küçük kafeteryalara dönüşmüş renkli bir dünya sunuyor. Kemeraltı’ndan çıkarken, eskiden iç limanda yer alan ve adını 8 sütunlu şadırvanından alan 1636 tarihli Şadırvan camii, çevresinde ile farklı bir atmosfer yaşıyoruz.

İzmir’den Seferihisar doğru yol alırken, şehirde adeta bir tur atıyoruz. Kaffelerde, Kemer altında, cadde ve sokaklarda, sahilde gördüğüm İzmir’in gülen insan yüzleri, antik dönemdeki ’insanı mutlu eden şehir’ kehanetini doğruluyor gibiydi.

 

 

Yazar Bilgisi

Yorumlar