Almanya yaptı, biz de yapmalıyız... Türkiye'nin 'Ulusal Turizm Stratejisi'ne ihtiyacı var
Dünyada hiçbir ülkenin sahip olmadığı kadar farklı coğrafi, kültürel zenginlikleri olan ülkemizin turizm yoluyla elde edeceği parasal kazançlar yanında, toplumsal istikrar ve uluslararası barışa katkısını pekiştirmek için ulus olarak turizme çok ciddi bir yer ve önem vermemiz gerekmektedir.
12 Haziran 2026 tarihli Tourexpi tarafından aktarılan Alman basınında çıkan haberlerde, Almanya Federal Meclisinin hükümet tarafından hazırlanan Ulusal Turizm Stratejisi’nin genel kurulda görüşüleceği haberi duyuruldu.
Oluşturulacak Ulusal turizm stratejisinin uygulama sürecini ise sektörün paydaşlarınca oluşturulan Turizm Politikaları Formu ise stratejinin uygulanma sürecine eşlik ve takip edecek.
Ülkelerinin bir turizm destinasyonu olarak rekabet gücünü artırmaya yönelik hedefleri belirleyerek yarınlarını planlayan Alman hükümetinin sanırım yıllardır söylediğimiz turizm politikaları, turizm stratejileri, taktikler üçlemesini yapıyor olması, bu işin yönetilmesinde bundan başka bir çarenin olmadığını gösteriyor.
Dünyada hiçbir ülkenin sahip olmadığı kadar farklı coğrafi, kültürel zenginlikleri olan ülkemizin turizm yoluyla elde edeceği parasal kazançlar yanında, toplumsal istikrar ve uluslararası barışa katkısını pekiştirmek için ulus olarak turizme çok ciddi bir yer ve önem vermemiz gerekiyor.
Bunu, 'Veriyoruz işte, daha ne yapalım!' diyerek savunmaya kalkarsak bu günleri de arar noktaya geleceğimiz açık.
YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN SORUNLARI AŞAMAYIZ
Turizmde temel sorunumuzun yapısal olduğunu, gelir elde ederken kar edemediğimizi, ülkemizde en çok yatırımın yapıldığı sektörün mali açıdan can çekişir durumda olduğunu bilmeyen, görmeyen sanırım yoktur.
İstihdamı nasıl koruyacağız, (Yapay zekanın sektöre girmesi eleman istihdamını azaltıcı etkidedir), çalışanların gelirlerini rakip ülkelerdeki meslektaşlarına eşdeğer nasıl yapacağız, rekabeti nasıl koruyacağız, yatırımların dönüşlerini ne kadar hızlı sağlayacağız, doğayı, tarihi ve kültürel değerlerimizi nasıl koruyacağız vs.vs sorularına en doğru yanıtı birileri değil, yeni oluşturulacak yapılarla verebiliriz.
Yaklaşık 13-14 bakanlıkla doğrudan ilişkisi olan turizm sektörü son elli yıldır bakanlıkların, bürokratların iyi niyetli adımları ile yürüdü, zaman zaman tıkanmalar yaşadı. Sektör zaman ve güç kaybetmişse de karşılıklı iyi niyet hep olumlu etken oldu. Ricacı bakanlık olarak nitelenen Kültür ve Turizm Bakanlığı, diğer bakanlıkların yetkisinde olan konularda sektöre katkıda bulunamamanın sıkıntısını yaşadı.
Doğrudan Cumhurbaşkanı adına hareket edecek bir Cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında Ulusal Turizm Konseyi’ni iki ayaklı bir yapıda, İdari Kurul onun altında sektörle ilintili 13-14 bakanlığın Bakan yardımcılarının olduğu Bakanlıklar Arası Turizm Komisyonu, Turizm Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Turizm Geliştirme ve Tanıtım Ajansı, Turizm Yatırım ve Kalkınma Bankası, Alan Yönetimi Başkanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parkları kapsayan bir yapı,
diğer ayağında ise Turizm Sektör Bileşenleri yapısını oluşturan, Türkiye Seyahat acentaları Bölgesel birlikleri, Konaklama tesisleri Bölgesel Birlikleri, Rehber Odaları, Hava Yoları Birliği, Karayolları turizm ulaşım Birliği, Deniz Yolları Turizm Ulaşım Birlikleri, Yiyecek İçecek Bölgesel Birlikleri, Hava alanları işletmecileri, Yat limanları işletmecileri, Eğlence Sektörü Birlikleri, Ticaret odaları, Sendikalar, Yerel yönetimlerin doğrudan veya dolaylı kendilerini ilgilendiren konularda konsey kararlarına katkı sağlayarak kararın içinde söz sahibi olmalarını sağlayacak yapı taşlarıdır.
Bu yapı oluşturulduğu taktirde turizm Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak ülkemize birçok alanda çok ciddi katkı sağlayacaktır.
Yapılması gereken ise bu kararı alıp uygulamaya başlamaktır.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: