Türkiye, IHG için Avrupa’daki en cazip büyüme pazarlarından biri
IHG Hotels & Resorts Kıdemli İş Geliştirme Müdürü Merve Sakaoğlu, "Avrupa, IHG Hotels & Resorts için stratejik açıdan en önemli bölgelerden biri olmayı sürdürüyor. Birleşik Krallık, Almanya, İspanya, Fransa ve Türkiye gibi pazarlarda güçlü bir büyüme ivmesi söz konusu. Ancak Türkiye, bu grup içerisinde oldukça kendine özgü bir konuma sahip" dedi.
IHG Hotels & Resorts Kıdemli İş Geliştirme Müdürü Merve Sakaoğlu, IHG Hotels & Resorts'ün Avrupa'daki ve Türkiye özelindeki büyüme planları hakkında bilgi verdi.
Avrupa’da IHG için hangi pazarlar hızlı büyüme gösteriyor? Türkiye bu pazarlar arasında nasıl konumlanıyor?
Avrupa, IHG Hotels & Resorts için stratejik açıdan en önemli bölgelerden biri olmayı sürdürüyor. Birleşik Krallık, Almanya, İspanya, Fransa ve Türkiye gibi pazarlarda güçlü bir büyüme ivmesi söz konusu. Ancak Türkiye, bu grup içerisinde oldukça kendine özgü bir konuma sahip.
Türkiye’de gözlemlediğimiz büyüme yalnızca rakamsal değil, aynı zamanda yapısal bir derinlik taşıyor. Son on yılda IHG’nin ülkedeki faal ve geliştirme aşamasındaki portföyü yaklaşık yüzde 80 oranında büyüyerek bugün 52 otele ulaştı. Daha da önemlisi, bu büyüme tek bir ürün segmentine bağlı değil. Lüks ve lifestyle’dan premium ve essentials segmentlerine kadar geniş bir yelpazeye yayılmış durumda.
Geliştirme perspektifinden bakıldığında Türkiye, nadir bulunan bir kombinasyona sahip, güçlü bir iç pazar, artan uluslararası talep, yıl boyu turizm potansiyeli ve girişimci yerel yatırımcılar. Pek çok Avrupa pazarı yüksek sezonsallık ya da tek bir talep kaynağına bağımlılık gibi sınırlamalarla karşı karşıyayken, Türkiye çok daha dayanıklı ve esnek bir yapı sunuyor. Bu da Türkiye’yi IHG için Avrupa’daki en cazip büyüme pazarlarından biri haline getiriyor.
Bu durum, son dönemdeki faaliyetlerimize de net şekilde yansıyor. 2025 yılının başından bu yana, voco ve Vignette Collection markalarının Türkiye’deki ilk otelleri ile Holiday Inn Resort portföyümüzün genişlemesini de içeren, toplamda 1.000’in üzerinde odaya karşılık gelen 7 yeni otel anlaşması duyurduk.

Türkiye’de nasıl büyümeyi planlıyorsunuz? Satın alma planlarınız var mı?
Türkiye’deki büyüme yaklaşımımız son derece bilinçli ve uzun vadeli. IHG olarak büyümeyi tek başına bir hedef olarak görmüyoruz; hem IHG hem de yatırımcılarımız için doğru ve sürdürülebilir olan, iyi düşünülmüş bir büyüme modelini benimsiyoruz.
Global ölçekte bakıldığında, satın almalar ve stratejik ortaklıklar özellikle Lüks ve Lifestyle segmentlerinde IHG’nin marka portföyünü güçlendirmede önemli bir rol oynadı ve bizi sektörün en büyük oyuncularından biri haline getirdi. Six Senses, Regent ve Kimpton’ın IHG bünyesine katılması ve Iberostar ile kurduğumuz stratejik iş birliği, sunduğumuz marka çeşitliliğini önemli ölçüde genişletti. En son olarak Ruby Hotels, IHG’nin 20. markası olarak portföyümüze dahil oldu ve buna ek olarak yeni bir premium collection markası lansmanı için de planlarımızı duyurduk.
Bu genişleyen portföy, Türkiye pazarı için son derece değerli. Türkiye’deki yatırımcılar hem sofistike hem de marka bilinci giderek artan bir yapıya sahip; bununla birlikte yatırımın geri dönüşü ve operasyonel verimlilik konularına da son derece odaklılar. Geniş marka yelpazemiz sayesinde, ister şehir içi bir dönüşüm projesi, ister kıyı destinasyonunda bir resort, ister karma kullanımlı bir geliştirme olsun, yerel gerçeklerle birebir örtüşen iş modelleri ve anlaşma yapıları kurgulayabiliyoruz.
Güçlü bir stratejik gerekçe olduğu durumlarda satın alma fırsatlarına her zaman açığız. Ancak Türkiye’de büyümemizi asıl şekillendiren unsur, yerel iş ortaklarımızla yakın temas halinde yürüttüğümüz ve pazarın temel dinamiklerini merkeze alan organik gelişimdir.

Türkiye pazarına yeni markalar gelecek mi?
Evet, kesinlikle. Türkiye, yeni markalar açısından güçlü bir potansiyel gördüğümüz pazarlardan biri. Bugün IHG, Türkiye’de yedi marka altında toplam 34 otel ile faaliyet gösteriyor: Six Senses, InterContinental, Crowne Plaza, voco, Holiday Inn, Holiday Inn Express ve Garner. Bu portföy, tüm ana segmentlerde dengeli bir varlık sağlarken; özellikle Crowne Plaza ve Holiday Inn markaları, uzun yıllar içinde pazarda güçlü bir marka bilinirliği ve güven oluşturmuş durumda.
Bununla birlikte yatırımcı profili ve beklentileri de hızla değişiyor. Daha esnek, tasarım odaklı ve dönüşüm projelerine uygun markalara olan ilginin arttığını net şekilde görüyoruz. İstanbul Havalimanı Arnavutköy’de Türkiye’nin ilk Garner otelinin açılması, Antalya Konyaaltı’nda voco’nun pazara girişi ve İstanbul’da ilk Vignette Collection otelinin imzalanması bu dönüşümün somut örnekleri.
Yatırımcılarla yaptığımız görüşmelerde esneklik öne çıkan temel unsur. Pek çok yatırımcı, geleneksel ve standartlaşmış oteller yerine mevcut varlıklarını yeniden konumlandırmayı ya da pazara daha farklılaşmış ürünlerle girmeyi tercih ediyor. IHG’nin geniş marka yelpazesi sayesinde bu beklentilere karşılık verebiliyor ve hem mevcut hem de yeni markalarımız için Türkiye’deki fırsatları aktif biçimde değerlendirmeye devam ediyoruz.

Türkiye’de şu anda hangi bölgelerde yer alıyorsunuz ve büyüme açısından en büyük fırsatları nerede görüyor sunuz?
IHG Hotels Resorts bugün Türkiye’de, şehir ve kıyı destinasyonlarını kapsayan cazip lokasyonlarda toplam 34 otel işletiyor ve portföyünü büyütmeye devam etmeyi planlıyor. Büyüme stratejimiz son derece hedefli ilerliyor. Tek tip bir yaklaşım yerine, her destinasyonu ve her yatırımcıyı ayrı ayrı analiz ediyor, ardından en uygun markayı doğru projeyle eşleştiriyoruz. Bu yaklaşım, aynı şehir içinde dahi pazar dinamiklerinin ciddi farklılıklar gösterebildiği Türkiye gibi bir pazarda özellikle büyük önem taşıyor.
İstanbul, Antalya ve Bodrum; güçlü temel dinamikleri, uluslararası bilinirlikleri ve yatırımcı ilgisi sayesinde büyüme açısından ana pazarlarımız olmaya devam ediyor. Bununla birlikte, ikincil şehirler ve gelişmekte olan destinasyonları da giderek daha yakından değerlendiriyoruz. Doğru konumlandırılmış markaların, bu pazarlarda ilk hareket eden olma avantajı yaratabileceğine inanıyoruz.
IHG’nin Türkiye’deki en önemli güçlü yanlarından biri, yatırımcılarımızla kurduğumuz uzun vadeli ilişkiler. Bu iş birlikleri çoğu zaman 20 yılın üzerinde bir süreye yayılıyor ve birlikte sürdürülebilir büyüme fırsatlarını belirlememize olanak tanıyor. Bu yaklaşım; yerel kaynaklara ve uzman desteğine yatırım yapmayı, aynı zamanda IHG’nin global ölçeği ve gücünden faydalanmayı da içeriyor.
Türkiye’deki otellerimizin büyük bölümü, Avrupa’nın geri kalanında olduğu gibi, franchise modeliyle işletiliyor. Farklı profillerden yatırımcılarla yakın iş birliği içinde çalışıyor ve otelin tüm yaşam döngüsü boyunca sahadaki ekibimizle destek sağlıyoruz. Bu model, yatırımcıların varlıklarının mülkiyetini korurken; IHG’nin teknolojik altyapısından, dağıtım kanallarından ve bugün 145 milyon üyeye ulaşan IHG One Rewards sadakat programından faydalanmalarını mümkün kılıyor.

Küresel turizm ve Akdeniz çanağı değerlendirildiğinde, Türkiye’yi nasıl konumlandırıyor sunuz?
Akdeniz çanağı köklü ve yerleşik bir destinasyon olmakla birlikte, kültür, tarih ve doğal güzelliklerin benzersiz birleşimi sayesinde misafir ilgisini canlı tutmaya devam ediyor. Türkiye ise bu çanağın tam merkezinde yer alıyor ve bölgenin en güçlü oyuncularından biri konumunda.
Geliştirme perspektifinden bakıldığında Türkiye, Akdeniz çanağındaki pek çok pazarın sunamadığı ölçekte bir hacim, çeşitlilik ve büyüme potansiyeli sunuyor. Ülke; oturmuş destinasyonları gelişmekte olan bölgelerle bir araya getirirken, güçlü altyapısı ve son derece rekabetçi konaklama ekosistemiyle de öne çıkıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Türkiye 2025 yılının ilk dokuz ayında yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırladı; turizm gelirleri ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 5,7 artış göstererek yaklaşık 50 milyar ABD doları seviyesine ulaştı. Bu rakamlar yalnızca ziyaretçi sayısındaki artışı değil, aynı zamanda harcama kalitesi ve gelir düzeyindeki iyileşmeyi de ortaya koyuyor.
IHG açısından bakıldığında, bu tablo Türkiye pazarının uzun vadeli temel dinamiklerine olan güvenimizi pekiştiriyor ve ülke genelinde devam eden yatırımlarımızı ve büyüme planlarımızı güçlü biçimde destekliyor.

IHG, büyümeyi desteklemek ve misafir deneyimini geliştirmek için dijital teknolojiyi nasıl kullanıyor?
Teknoloji, IHG için hem global ölçekte hem de yerel pazarlarda büyümeyi mümkün kılan en önemli unsurlardan biri. Dijital altyapımızı, uzun vadeli büyümeyi destekleyen stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, dijital platformlarımız otel performansını doğrudan destekliyor. Doğrudan rezervasyonların artırılması, dağıtımın optimize edilmesi ve üçüncü taraf kanallara olan bağımlılığın azaltılması bu yapının temel çıktıları arasında yer alıyor. Bugün doğrudan dijital kanallar, toplam oda gelirlerimizin yüzde 26’sını oluşturuyor. Mobil uygulamamız da büyümeye devam ediyor; bu yılın ilk yarısında uygulama indirme sayıları geçen yıla kıyasla yüzde 16 artış gösterdi.
Misafir deneyimi tarafında ise odağımız, seyahatin tüm aşamalarını kapsayan daha kesintisiz ve tutarlı bir deneyim sunmak. Son dönemde yapılan teknoloji yatırımları arasında, dijital içeriklerin yapay zekâ destekli olarak 20 dile çevrilmesi de yer alıyor. Bu sayede oteller içeriklerini daha verimli şekilde yönetirken, aynı zamanda zaman ve operasyonel maliyet tasarrufu sağlıyor.
Önümüzdeki döneme baktığımızda, 2025 ve 2026 yıllarında mobil uygulamamız ve tüm IHG rezervasyon sitelerinde devreye alınacak yeni bir dijital içerik yönetim platformu üzerinde çalışıyoruz. Bu platform, otellerin dijital içeriklerini tüm kanallarda daha kolay ve tutarlı şekilde yönetmelerine imkân tanırken, IHG’nin global dijital ekosisteminin ölçeğinden de maksimum fayda sağlamalarını mümkün kılacak.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: