TURİZMDE MİNUMUM MALİYETLE MAKSİMUM KAZANÇ KAYNAĞI(2)

01/01/2020 02:40

SAYGI

 

Saygı,7’den 70’e hepimize ezberletilmiş, dikte edilmiş, kutsal olarak kabullendirilmiş bir değerdir.

 

Saygı kime karşı, hangi şartlarda ve hangi duygularla beslenirse yüceliği, büyüklüğü o denli anlam kazanır ya da kazanmış olduğuna inanılır.

 

Geçen haftaya ek olarak bu haftaki yazımda maliyetsiz kazanç kaynaklarından biri olan saygının özellikle konaklama işletmelerinde tüm personele aşılanması gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

 

Birçok farklı sektörde olduğu gibi turizm sektöründe de saygı, genellikle çalışanların üstlerine gösterdiği mecburi emir komuta zinciri unsuru yalanlardan ibarettir! Aynı şekilde misafirlere de bu doğrultuda anlık ve genelde zoraki saygı gösterilir. Peki doğru mu?

 

Ana öğesi insanlarla birebir ilişkiyi gerektiren bir sektörde her şey yalın, şeffaf ve içten olmalıdır.

Temeli yapısı gereği dinamik olmak durumunda olan bir sektörde tüm davranışlar dinamik olmalı ki bu dinamiklik sürekli olsun. Bu sürekliliği koruma çabasına ister “repeat guest” kazanmak deyin, ister personel devinimini minimize etmek deyin, ister iç müşteri-dış müşteri uyumunu sağlamak deyin.

 

Birbirini tamamlayan bir halkada halkanın her bir parçası bütünün geleceğini ve işleyişini olumlu ya da olumsuz etkiler. Bu anlamda işletmede çalışan her bir bireyin bireysel sorumluluğunun yanı sıra kurumsal sorumlulukları da vardır. İç sorunlarını misafire yansıtmamak gibi!

 

Hep bildiğimiz ancak uygulamakta zorlandığımız saygıyı binlerce kilometre yol yaparak tesislerimize gelen misafirlerden esirgeyen mantığı açıkçası anlamıyorum.

Bu turizm sektörüne en hafif tabiriyle ihanettir diye düşünüyorum.

Üniversitede yıllarımda değerli bir hocamın anlatmış olduğu şu örnek bile bir turiste Antalya’daki bir otel çalışanının neden saygı göstermesi gerektiğini anlatmaya yetiyor.

 

*Dünyada 300 civarı ülke var.

*Akdeniz’e kıyısı olan ortalama 23 tane ülke var.

*Türkiye’de 81 il var.

*Turizm bölgesi olarak Türkiye’de ortalama 8 şehir var.

*Antalya’da ortalama 10-12 farklı turizm beldesi var.

*Bir belde de ortalama olarak 30 otel var.

*Bir otelde ortalama olarak 5 restaurant var.

*Bir restaurantta ortalama olarak 30 masa var ve bu masalar ortalama 5 ayrı kişinin sorumluluğuna bırakılır.

 

Yukarıda da gördüğünüz gibi restaurantta çalışan bir personelin kimi zaman azarladığı, küçümsediği, yüzüne gülümsemediği bir misafir aslında çok seçici davranarak onu bulmuştur.

Bu seçicilikten dolayı bile o misafire gülmeli, ona değerli olduğunu hissettirmeliyiz.

Ve ağızdan ağız a reklamın aslında en önemli reklam silahı olduğunu unutmamalıyız!

 

Unutmayalım ki misafirler zamanlarını, paralarını harcayarak ve hayallerini başka hayallere tercih ederek tatil paketlerini satın alıyorlar ve bunca emek harcanarak satın alınmış bir tatilin büyüsünü bozmaya ve bu büyüyü olası bir reklamasyona dönüştürmeye kimsenin hakkı yoktur.

 

Her şeyin bir fareyle başladığını unutmayın demiş Walt Disney, bunu turizme ve konumuza uyarlarsak aslında turizmde her şey saygıyla başlıyor. Emeğe, çalışana, misafire, sektöre, doğaya….

 

*Saygı konusunu tek taraflı olarak ele aldım. Bir de işletmelerin çalışanlarına maddi ve manevi olarak duyması gereken saygı var. Bu da bir başka yazımın konusu olsun.

Sevgiyle ve SAYGIYLA kalın.

 

   

Paylaş:

Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.