Turizmde 2026 Eşiği: İstihdamın cinsiyet haritası
Geçtiğimiz ay kaleme aldığım “Turizmde Görünmeyen Güç: İnsan Psikolojisi” başlıklı yazıda, turizmin yalnızca bir seyahat hareketliliği değil; insan zihninin, duygularının ve toplumsal ruh halinin bir yansıması olduğunu konuşmuştuk. Bu ay ise aynı görünmeyen gücün başka bir boyutuna yaklaşmak istiyorum.
Turizmin mutfağında, resepsiyonunda, kat hizmetlerinde, yönetim katlarında kimler var? Daha açık soralım: Turizm sektöründe kadınlar ve erkekler hangi pozisyonlarda, hangi oranlarda ve hangi psikolojik dinamiklerin etkisi altında çalışıyor? Şimdi bir de bu perspektiften izleyelim;
Turizm, dünyada en fazla istihdam sağlayan sektörlerden biri. Dünya Turizm Örgütü (UN Tourism) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verileri küresel ölçekte turizm ve bağlantılı hizmet sektörlerinde çalışanların yaklaşık %50’den fazlasını kadınlar oluşturduğunu söylüyor. 2024–2025 verilerine kadar uzanan konjonktürlerde bu oran bazı bölgelerde %54’e kadar çıkmış durumda. Türkiye’de ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri, konaklama ve yiyecek-içecek hizmetlerinde kadın istihdam oranının %35–40 bandında seyrettiğini gösteriyor. Ancak bu oran pozisyona göre ciddi fark ediyor.
Sektördeki yatay ve dikey ayrışma hâlâ belirgin. Kadın çalışanlar ağırlıklı olarak ön büro, kat hizmetleri, müşteri ilişkileri, insan kaynakları ve servis hizmetlerinde yoğunlaşıyor. Erkekler ise teknik bakım, güvenlik, ulaştırma, mutfak şefliği ve üst düzey yönetim pozisyonlarında daha görünür. Yönetim kademelerine bakıldığında tablo daha çarpıcı: Küresel ölçekte turizm işletmelerinde üst düzey yönetici pozisyonlarında kadın oranı %20–25 aralığında kalırken, genel müdürlük seviyesinde bu oran çoğu ülkede %15’in altında. Türkiye’de de beş yıldızlı otellerin genel müdürleri arasında kadın oranının %10–15 bandında olduğu belirtiliyor.
Peki, kadınların sektörde sayısal olarak güçlü olduğu bir alanda karar verici pozisyonlara yükselme oranı neden bu kadar düşük?
Bir diğer önemli detay, duygusal emek kavramı. Turizm sektörü, müşteri memnuniyetine dayalı yapısıyla yüksek düzeyde duygusal emek gerektirir. Güler yüz, sabır, empati… Bu özellikler toplumsal olarak kadınlarla özdeşleştirildiği için kadınlar ön yüz hizmetlerinde yoğunlaşırken; otorite, kriz yönetimi ve teknik bilgi gerektiren alanlar erkeklerle ilişkilendiriliyor. Oysa araştırmalar, liderlik becerilerinde cinsiyete dayalı belirgin bir performans farkı olmadığını gösteriyor. 2023–2025 arası yayımlanan sektör raporlarında kadın yöneticilerin bulunduğu işletmelerde çalışan memnuniyeti ve hizmet kalitesi skorlarının ortalamanın üzerinde olduğu görülüyor.

Günümüze geldiğimizde ise olumlu gelişmeler var. Sürdürülebilir turizm anlayışının güçlenmesi ve kurumsal sosyal sorumluluk politikalarının yaygınlaşması, toplumsal cinsiyet eşitliğini daha görünür bir gündem maddesi hâline getirdi. Birçok uluslararası otel zinciri yönetim kadrolarında kadın oranını %30’un üzerine çıkarma hedefi koydu. Türkiye’de de büyük şehir otellerinde kadın genel müdür sayısında artış gözlemleniyor; özellikle İstanbul, İzmir ve Antalya gibi destinasyonlarda kadın liderliğinin daha görünür hâle geldiğini görüyoruz.

Sonuç olarak turizm sektörü, kadın istihdamı açısından güçlü bir potansiyele sahip; ancak bu potansiyel henüz karar alma mekanizmalarına eşit biçimde yansımış değil. 2025 verileri bize ilerleme olduğunu gösteriyor ama yolun tamamlanmadığını da hatırlatıyor. Geçen ay yazdığım gibi turizm bir duygu yönetimi alanıdır. Bu ay görüyoruz ki o duyguları yönetenlerin hikâyesi de en az misafirlerinki kadar önemli. Çünkü bir sektörün gerçek sürdürülebilirliği, yalnızca ekonomik büyümesinde değil; içinde çalışan kadın ve erkeklerin eşit, adil ve psikolojik olarak güçlendirilmiş biçimde var olabilmesinde saklı.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: