Turizm tesislerinde yangın güvenliği çıkmazı!

Akademisyen ve Turizm Uzmanı Dr. Zekeriya Bingöl, yangın güvenliği gerekçesiyle özellikle eski ve bitişik nizam turizm tesislerine yönelik uygulamaların adalet, hukuk ve uygulanabilirlik açısından yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Bingöl, “Yangın tedbiri şarttır ancak imkânsızlık ceza sebebi olmamalıdır” dedi.

02/01/2026 14:09
Turizm tesislerinde yangın güvenliği çıkmazı!

Son dönemde turizm bölgelerinde yaşanan yangın güvenliği tartışmaları, yalnızca can güvenliği önlemleriyle sınırlı kalmayarak hukuk, kazanılmış hak ve uygulanabilirlik başlıklarını da gündeme taşıdı. Akademisyen ve Turizm Uzmanı Dr. Zekeriya Bingöl’ün MarmarisManşet Haber’de kaleme aldığı köşe yazısında, geçmişte ruhsat almış ve defalarca denetimden geçmiş eski turizm tesislerinin, fiziken mümkün olmayan düzenlemeler nedeniyle kapatma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının adil olmadığını belirtti. Bingöl, yangın güvenliğinin yasak ve cezayla değil, risk analizi ve bilimsel çözümlerle sağlanması gerektiğine dikkat çekti.

YANGIN TEDBİRİ ŞART, AMA İMKÂNSIZLIK CEZA SEBEBİ OLMAMALI

Kimsenin itirazı yok: Yangın tedbiri şarttır. Can güvenliği her şeyin önündedir.

Ancak bugün turizm bölgelerinde yaşanan tartışmalar, yangın güvenliğinin çok ötesine geçmiş; hukuk, hakkaniyet ve uygulanabilirlik sorununa dönüşmüştür.

Son dönemde yaşanan bir yangın vakası üzerinden, özellikle ahşap yapılar ve eski turizm tesisleri hedefe konulmaktadır. 40 yıl önce yapılmış, az katlı bir otelin; 9 katlı ahşap bir otelin yanması üzerinden cezalandırılması ne kadar adildir?

Bir örnekten yola çıkılarak tüm sektörün aynı kefeye konulması, yangın güvenliği adına atılmış sağlıklı bir adım olmaktan çok, toptancı bir refleksi andırmaktadır.

Sahadan yükselen ses ise nettir. Bir otel işletmecisi durumu şöyle özetliyor:

“Biz yıllardır denetlenen, itfaiyeden onay almış bir tesisiz. Hemde birkaç defa… Bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadık. Ama şimdi fiziken yapamayacağımız bir şey yüzünden kapatma tehdidiyle karşı karşıyayız.”

BELGE VAR, DENETİM VAR, AMA ÇÖZÜM YOK

Bugün birçok eski otelin;İtfaiye tarafından verilmiş yangın uygunluk belgeleri var.Elektrik tesisatları kontrol edilmiştir.Söndürme tüpleri, hortumlar, alarm sistemleri mevcut.Personel yangın konusunda eğitilmiştir.

Yani bu tesisler bugüne kadar devletin kendi kurumları tarafından denetlenmiş ve uygun bulunmuş.

Ancak şimdi, geçmişte yasal olan ve onaylanan yapılar için tek bir cümle kurulmakta:

“Yangın merdiveni yapacaksın.”

Peki soralım: Nereye?

Bir başka işletmeci şu soruyu yöneltiyor:“Arka bahçem yok, yan parselim yok, bina bitişik nizam. Fiziken mümkün olmayan bir şeyi yapmadım diye nasıl suçlu ilan ediliyorum?”

HER YAPI AYNI DEĞİLDİR 

Yangın riski; yapının yaşıyla, kat sayısıyla, kullanılan malzemeyle, altyapı ve bakım durumu ile ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

40 yıl önce yapılmış, az katlı ve bugüne kadar hiçbir yangın vakası yaşamamış bir otelle; yakın dönemde inşa edilmiş, 9 katlı ve tamamı ahşap bir yapıyı aynı kefeye koymak ne teknik olarak doğrudur ne de adildir.

Yangın güvenliği; yasakla değil, analizle sağlanır.

FİZİKEN MÜMKÜN OLMAYAN ŞEY ZORUNLU TUTULABİLİR Mİ?

40 yıl önce yapılmış,Parseli küçük,Bitişik nizam,Arka bahçesi olmayan,Yan parsel mesafesi bulunmayançok sayıda otel bulunmakta. Bu binalarda yangın merdiveni yapacak alan fiziksel olarak yoktur.

Bu bir ihmal değildir. Bu bir kötü niyet değildir. Bu, mimari ve şehir planlaması gerçeğidir.

Fiziken yapılamayacak bir şeyin zorunlu tutulması, önlem değil, kapatma gerekçesi haline gelmektedir.

SORUN YAPI DEĞİL, DENETİM VE PLANLAMADIR

Bugün yaşadığımız sorunların temelinde; plansız yapılaşma, yetersiz ve geç denetimler, risk analizlerinin zamanında yapılmaması yatmaktadır.

Bir yapı riskliyse; kat bazında, tesis bazında, teknik raporlarla değerlendirilmelidir.

Bir yangın üzerinden, yıllardır emeğiyle ayakta duran küçük ve orta ölçekli tesisleri hedef almak, yangın güvenliğini artırmaz; sektörü zora sokar.

KAZANILMIŞ HAK VE DEVLETİN SORUMLULUĞU

Bu tesisler; Ruhsatlarını almış, İtfaiye onayından geçmiş, Yıllarca vergisini ödemiş, İstihdam yaratmış, Bölge turizmine katkı sunmuştur.

Devlet dün “uygun” dediği yapıya bugün “uygunsuz” diyorsa, burada sorumluluk sadece işletmecinin değildir.

Hukukun temel ilkesi açıktır: Kazanılmış hak geriye dönük olarak yok sayılamaz.

Bir diğer işletmecinin sözleri oldukça çarpıcıydı: “Devlet bize dün izin verdiği şeyi bugün suç sayıyorsa, bu bizim değil sistemin sorunudur.”

Ayrıca geçmişte döner yangın merdiveni uygun görülürken birçok işletmede varken iptal edip köşeli yangın merdiveni yapmak zorunda kaldı. Yeri, arazisi olan için sorun yok. Ama yeri olmayan ne yapsın?

Yangın güvenliği elbette güncellenmelidir. Ancak bu güncelleme kapatma ve cezalandırma yoluyla değil, uyumlaştırma ve iyileştirme yoluyla yapılmalıdır.

ÇÖZÜM VAR, AMA AKILLA 

Yangın güvenliği, tek tip dayatma ile değil; alternatif çözümlerle sağlanır. Örneğin: iç kaçış koridorları, duman tahliye sistemleri, otomatik algılama ve erken uyarı sistemleri, sprinkler sistemleri, oda bazlı yangın kapıları, ahşap yapılar için yangına dayanıklı kaplama ve sistemler, personel eğitimi ve düzenli tatbikatlar

Bunlar, yangın merdiveni yapılamayan tesisler için bilimsel ve uygulanabilir çözümlerdir. Avrupa’da da benzer tarihi ve eski yapılarda bu yöntemler yaygın olarak uygulanmaktadır.

BİR YANGIN ÜZERİNDEN TÜM SEKTÖRÜ CEZALANDIRMAK DOĞRU DEĞİL 

Yüksek katlı, yoğun ahşap kullanılan bir otelde yaşanan yangın üzerinden;iki katlı, yıllardır ayakta duran ve hiçbir olumsuzluk yaşamamış tesisleri hedef almak adalet değildir.

Turizm bir zincir gibidir. Bir halkayı kopardığınızda, bütün zarar görür.

Yangın tedbiri adı altında; Yılların emeğini, Aile işletmelerini, Bölgesel turizmi

yok saymak, uzun vadede telafisi zor yaralar açar.

Unutmayalım; Yangın tedbiri gereklidir. Ama fiziken imkânsız olanı zorunlu tutmak, güvenlik değil mağduriyet üretir.

Önceden itfaiye belgesi olan, denetimden geçmiş ve eksiklerini gidermeye hazır işletmelere yol göstermek gerekir; kapıyı göstermek değil.

Bir otelin yanması elbette ders alınması gereken bir olaydır. Ama bu ders; herkesi aynı kalıba sokmak değil, doğruyu doğru yerde uygulamak olmalıdır.

Devletin görevi; cezalandırmak değil, güvenli hale getirmektir.

Turizmi ayakta tutanlar düşman değil, bu ülkenin emekçileridir.

Yangınla mücadele; akıl, bilim ve adaletle yapılır.


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.