Turizm Bakanı komşunun turizmine katkı sağlamak için çırpınıyor

Sözcü yazarı Can Ataklı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy'un kendi otellerinin doluluğunu referans alarak, bayramda 9 gün tatil ilan etmenin gerekli olmadığını söylediğini belirterek, "Evlere şenlik bir Turizm Bakanımız var" dedi.

15/08/2019 15:00
Turizm Bakanı komşunun turizmine katkı sağlamak için çırpınıyor

Can Ataklı'nın yazısının ilgili bölümü şöyle:

İnanmayacaksınız ama hâlâ duyduğuma inanmak istemiyorum. Turizmin başına bakan olarak getirilen otel sahibi, bu bayram tatilinin uzatılmasına karşı olduğunu söylerken, “Zaten oteller de doldu” demişti. O zaman da yazıp hafiften dalga geçmiştim ama yine de, “Olmaz böyle şey” demekten kendimi alamıyorum. Ama ne yazık ki, Türkiye bir çadır devleti gibi yönetildiği için bu beyan doğru. Zaten kulaklarımızla da duyduk, yeni Türkiye dedikleri yer böyle bir şey oldu.

Muhtemelen bu bakan, kendi otel müdürlerine, “Benim otellerde doluluk durumu nedir?” diye sorduktan sonra, “Efendim maşallah, sayenizde hiç boş yerimiz yok” cevabını alınca, bütün otellerin dolu olduğunu düşündü. Eh oteller dolu olduğuna göre tatile ne gerek var değil mi? Aynı bakanın, kiraladığı Yunan gemisine müşteri bulmak için “Yunan adalarına vizesiz yolculuk” diye bas bas bağıran reklamları da devam ediyor.

Şu AKP içinde bir Allah'ın kulu da çıkıp “Yahu bu bakan ülkeleri karıştırdı galiba, Türkiye'nin turizmini geliştirmek zorunda” demiyor. Böylelikle tarihimizde ilk kez ülkemizin Turizm Bakanı olarak atanan kişisi, komşu bir ülkenin turizmine katkı sağlamak için çırpınıyor. Yunanistan, bu bakana maaş veya komisyon verse yeridir yani.

BUNU YAZMAK GEREK

Oteller doldu dolmasına da bunu da görmezden gelemeyiz. Turizme bakan kişi, “Otellerin dolu olmasından” büyük memnuniyet duyuyor. Orası güzel de dolu olan oteller müşterilerine nasıl hizmet verdi, ona da bakmak gerekmiyor mu? Almanya'dan tatil için gelen bir gurbetçinin anlattıklarını ibretle dinledim. Adı bende saklı gurbetçi, “Almanya'dan rezervasyon yaptırıp geldik. Beş yıldızlı otel dediler bir de ne görelim, meğer üç yıldızmış” diyor.

Hesapta her şey dahil ama yiyebilirsen ye. Gurbetçi, “Otel ucuz olunca et yemeği hiç yok gibi, dayanmışlar tavuğa” dedikten sonra devam ediyor; “Avrupalı turist kaçmış, yerini eski Sovyet ülkelerinden gelenler sarmış, bir de Araplar. Her şey dahil sistemi ile süt ayran, peynir, tereyağı, hakiki bal bulunmaz hale gelmiş. Barlarda ise ne idüğü belirsiz içkiler duruyor.”

Otellerin dışında bir şişe suyu bile 10 Lira'ya satıyorlar 

Tatili burnundan gelen gurbetçinin anlattıkları bitmiyor. Diyor ki, “Bir şişe suyu bile 10 liraya satıyorlar otellerin dışında. Soruyorsun; ‘Abi hepsi iki buçuk ay iş yapıyoruz sonra bunu yiyoruz' diyorlar. Ayrıca esnaf, otelinden çıkan turisti de rahat bırakmıyor. Rusça, Arapça, çığırtkanlar sarmış pazar yerlerini.” Gurbetçi vatandaş, “En çok da farklı fiyat uygulanması rahatsız ediyor” dedikten sonra şöyle devam ediyor; “Türkiye'ye bir Alman aileyi de davet etmiştik.

Ama onların yanımızda olması çok sorun çıkardı. Çünkü her yerde bize ayrı, onlara ayrı fiyat uygulamaya kalktılar.” Örneğin Tekirova'da teleferik gezisine katılmak istemişler. Bizim gurbetçiden adam başı 130 lira istenmiş ama Alman aileden kişi başı 400 lira talep etmişler. Bu gurbetçi kültür turizmine de merak olduğunu belirterek, müzeleri de gezmek istediklerini, kendisine müze kartı alabildiği halde Alman uyruklu eşine bu karttan verilmediğini, bu nedenle eşinin müzelere daha pahalı girebildiğini söylüyor.

Son olarak gurbetçimizin fiyat tespitlerine de göz atalım; Şişe Su (simit arabalarında); Aksaray metrosu çıkışı 1 lira, Laleli civarı 1.5 lira, Sultanahmet 2 lira, Topkapı Sarayı içindeki tablacıda 6 lira. Simit normalde 1 lira, havaalanında 9 lira. Taksi havaalanından gideceğin otele taş çatlasa 150 lira iken yabancıya, gurbetçiye 50 Euro. Bilmem turizme bakanlar bu gurbetçinin şikayetlerine kulak verirler mi?

Yorumlar