Seramik sanatçısı Filiz Çimen Tülek ile çamur sohbeti…

Uluslararası üne sahip seramik sanatçısı Filiz Çimen Tülek’in, 18’i uluslararası olmak üzere toplam 57 karma sergi ve 5 kişisel sergisi bulunuyor. Filiz Çimen Tülek ile yapmış oduğum söyleyişi keyifle okuyacağınızı umuyorum.

12/06/2019 13:37
Seramik sanatçısı Filiz Çimen Tülek ile çamur sohbeti…

Seramik ve heykelin ana malzemesi çamur derler. Çamur ile tanışmanız ve sanat geçmişinizi anlatır mısınız?

Her çocuk gibi tabi bende çamurla oynayarak bir ilk adım atmış olsam da, Seramik ve kil ile tanışmam 1997 de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümünü kazanarak 17 yaşımdayken oldu. Lisede Resim Bölümünden mezun olmama rağmen, kil beni öyle bir içine çekti ki, ben onda bütün sanat dallarını görebiliyordum. Öğrencilik dönemlerimde önemli isimlerden ders alabilme fırsatı da yakaladım. Bunlardan en önemlisi büyük usta ve Türkiye’nin önemli kadın Seramik sanatçılarından Hamiye Çolakoğlu’dur. Yüksek Lisans yaparken Çankaya Halk Eğitim Merkezinde Usta Eğitimci olarak çalıştım. İlk kez seramiği birilerine anlattığım dönemdi. Sonrasında Selami Yazıcı Sanat Galerisinde Sanat Danışmanlığı ve arkasından da Nüans Seramik Atölyesinde çalıştım. Nüans Seramik hayatımda benim için çok özel bir yere sahiptir. Okulda öğrendiklerimi nasıl kullanacağımı ve daha fazlasını kazandığım yerdir. Nüans Seramikten sonra akademisyenliğe başladım. O dönemlerde seramik çalışmalarıma daha çok zaman ayırabilme imkanım da olmuştu. Yoğun ders tempoma rağmen seramikle iç içe olduğum zamanlarda yorulmak ve acıkmak nedir bilmiyordum. Hala da öyledir. Saatlerimi harcamış olsam da bana dakikalar gibi geliyor.

Anadolu'da kilim dokuyan kadınların, yakınlarındaki ören yerlerindeki mozaiklerin ve duvar kabartmalarındaki motifleri örnek aldıkları söylenir. Seramikleriniz, heykelciklerinizi yaratırken, sizde de benzer etkileşim oldu mu?

Tam olarak söylediğiniz gibi mozaik ve motiflerden değil ama ellbetteki tasarım ve yaratım sürecinde beni etkileyen, düşündüren şeylerle karşılaştığım oldu. Bir dönem “Amazon Kadınları” nı çalışmıştım. Araştırmalarımda gördüm ki her ne kadar Yunan mitolojisinde geçse de, aslında kökeni bizim topraklarımıza dayanan bazı gerçekleri de içeriyor. Ben onların savaşçı ve cesur ruhlarını Türk kadınının cesur, fedakar ve güçlü yapılarıyla harmanladım. Amazon kadınları tüm filmlerde ve yazılarda da güzellikleriyle ön plandayken, benim amazon kadınlarım, kocaman göbekleri, kaslı bacakları, (ok atarken sol göğüslerini kestiklerini öğrendim) tek göğüslü ve zaman zaman da acı çeken ifadeleriyle ön plandalar. Şimdiler de ise, beni fazlasıyla ve her açıdan etkilen Afrika yerli kadınlarına çalışmalarımda yer veriyorum ve bir noktada yine amazonların ruhları ve bizim Anadolu kadınlarımızla buluştuklarını düşünüyorum. Onlarda bizim güzellik anlayışımızın tam tersi şeyler yaparak güzel olma, tüm zorluklara rağmen kadın ve anne olma çabasındalar. Bazen dudaklarına taktıkları kocaman bir çemberle, bazen saçlarına taktıkları bir saat kordunu’yla ya da şişe kapağıyla.

Master tezinizin Almanya'da kitap olarak basıldığını ve satıldığını biliyoruz. İşlediğiniz Figürlerinizde Neden Kadın ve Korkusunu... Kitabın basılması hikayesini anlatır mısınız?

Aslında hiç planda olmayan bir şekilde gerçekleştiğini söyleyebilirim. Her şey ben doğum iznine çıkacakken son olarak maillerimi kontrol etmemle başladı. Lambert Academic Publishing den uzun zamandır bana ulaşmaya çalıştıklarını ve tezimi bir kitap olarak yayınlamak istediklerini yazan bir mail aldım. Tezimi yeniden düzenleyip, kitap şekline dönüştürerek gönderdim ve 10 Kasım 2016 da, kızım doğduktan bir gün sonra basıldı.

Şuan hala satışı internet üzerinden devam etmekte. İsmi; Korku Duygusunun Seramik Form ve Yüzeylerde Figüratif Yorumu/ Korkunun Seramik Sanatında İfadesi. Türkçe Özel Seri olarak yayınlandı. Neden korku? Çünkü, o sıralarda yani tezimi hazırlarken, şimdi nasıl Afrika kabile kadınlarına ilgi duyduysam o zamanda bu konu benim ilgimi çekmişti. Öğrenciliğim sırasında da figür çalışma eğilimim oldukça fazlaydı ve bu ikisini nasıl bir araya getirebileceğimi düşündüm. Oldukça ilginç çalışmalar da ortaya çıkardığımı düşünüyorum. Yani daha sonra amazonlar konusunda da devam ettirebileceğim birikimim oldu. 

Açtığınız kişisel ve karma sergi sayısı oldukça fazla İlk eseriniz ne zaman sanatseverlerin beğenisine sundunuz?

18’i uluslararası olmak üzere toplam 57 karma sergi ve 5 kişisel sergim var. Kimine göre az, kimine göre çok olabilir. Bana göre yolun daha çok başı. İlk kadın çalışmalarım 4’lü bir fügür çalışmasıydı. 63. Devlet Resim ve Heykel Yarışmasında sergileme alarak sanatseverlerin karşısına çıkmıştım. Hiç umudum yokken, sergileme almaları benim yoluma ışık tuttu. Doğru yolda olduğumu ve içimden geldiği gibi devam etmem gerektiğine karar vermiş oldum. Sonrasında onlar bana ait oldular. Benim kadın figürlerim oldular. Ben onlarla bütünleştim, onlarda benimle. Kimileri çok beğenirken kimileri ürkütücü buldu. Ama birilerinin iyi yada kötü (korkutucu da olsa) dikkatini çekmeyi başardı. İyi ve güzel yorumları olduğu gibi kötü ve olumsuz yorumları da severek ve büyük bir mutlulukla dinliyorum ve değerlendiriyorum. Çünkü onlar benim ilerde yolumu görmemi sağlayan eleştiriler. Bu eleştiri, sanatla her daim iç içe olan birinden gelse de hiç anlamayan birinden gelse de ,farklı açılardan değerlendirerek bir süzgeçten geçiriyorum ve bana kalanlar sonraki çalışmalarımda yoluma ışık tutuyor.

Sizin Üniversite de hocalık geçmisiniz de var.Seramik ve heykelciklere ,çamura ilgi duyanlara ne önerirsiniz ,Sanat atölyenizde dersler vermeyi düşünüyor musunuz?

Evet 2006-2012 yılları arasında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olarak 6 yıl çalıştım. Bildiklerimi başkalarıyla paylaşmaktan büyük keyf alıyorum ve bunu öğretmenlerin en güzel özelliği olarak değerlendiriyorum. Tam da bu yüzden öğretmen diyorlar işte, bilgi paylaşımı yaptığın için. Öğrencilerimi çok seviyordum ve hala görüştüklerim var.

Öğretmeyi çok seviyorum ve yakın bir tarihte yine umuyorum ki, sanat atölyemde dersler vermeyi düşünüyorum. Seramiğe gönül veren ve öğrenmek isteyen herkese kapım açık olacak. Öğrenmenin yaşı yok biliyorsunuz. Yaş aralığım yok. Herkes gelebilir. Çamura, kil’e ilgi duyanlara mutlaka ama mutlaka bir kez dokunmalarını tavsiye ediyorum. Tüm negatif enerjinizi ve vücudunuzun tüm elektriğini atarak yeni bir hayata başlamış olacaksınız. Yeni bir şeyler ortaya çıkarmak ve üretiyor olmanın verdiği keyifte cabası olacak.

 

Yazar Bilgisi

Yorumlar