Mersin'de Tatil Yaptıran Belde: Erdemli

Akdeniz bölgemizin Metropol kenti Mersin’in Erdemli’si, tatilcilere, kumlu sahilleri, Kızkalesi, Ayaş, Kanlıdivane, Adam Kayalar, Ak kale gibi örenyerleri, yaz aylarının en sıcak günlerinde bile insanı serinleten Limonlu Vadisi’nin buz gibi sularını akıtan dere kenarlarındaki çardaklarda çay eşliğinde peynirli sıkmanın lezzeti ile unutulmaz anlar yaşatıyor.

01/04/2019 14:57
Mersin'de Tatil Yaptıran Belde:  Erdemli

Mersin’den Mezitli’yi geçip batıya doğru yola çıktığınızda, denize paralel giden yolun sağında ve solunda yazlık siteler arasında yol alıyorsunuz.   Davultepe, Tece, Çeşmeli, Tömük, Kargıpınarı, Arpaçbahşiş boyunca çok katlı binalar size denizden uzaklaştığınızı hissettiriyor, ama arada portakal ve limon bahçeleriyle, domates, yeşil biber gibi sebzelerin yetiştirildiği seralar karşınıza çıkıyor. Erdemli’ye ulaşınca, yeşillikler artıyor..

Doğa, Bilim, Arkeoloji Yolculuğu

Erdemli şehrine çoğu aracın girmeden devam ettiğini görüyorum. Ben şehre girip kısa bir tur atmaya karar veriyorum. Sorgun Çayı şehrin ortasından geçip, halk plajından denize karışıyor. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ile ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün bilimsel çalışmalarıyla, Erdemli’ye katkısının büyüklüğü fark ediliyor.

Tarih boyunca, Hititler, Selefkoslar, Romalılar, Bizanslılar, Mısırlılar, Karamanoğulları ve Osmanlılar devrini yaşayan Erdemli, Silifke’ye bağlı bir köy iken 1954 yılında ilçe olmuş, Mersin’in narenciye üretimi yapılan en önemli merkezi olarak biliniyor. Turizmin gelişmesiyle ince kumlu sahilleri, tarihi yansıtan Kanteleis (Kanlıdivane), Elaissa-Sebasta (Ayaş), Korykos (Kızkalesi) kalıntılarıyla, Torosların eteklerindeki yaylalarıyla turizmin tarımın yerini aldığı canlı bir ekonomik yaşamı hissettiriyor şehir.

Şehirin canlı atmosferini terk edip, yola yeniden koyuluyorum. Bir süre gidince sağ tarafta Talat Göktepe Çamlığı’nın yeşilliği ve çam kokusunu hissediyorum. Kamp alanlarıyla yıllardır tatilcilerin çadırlarını kurdukları yer olarak özelliğini koruyor. Yol kenarlarında açılmış tezgahlarda üreticiler sebze meyvenin tazesini satıyor.

Lemas Çayına gelince, Lemas (Limonlu) vadisine yıllar önce yaptığım geziyi hatırlıyorum. Dere kenarına kurulmuş çardaklarda çay ve sıkma lezzetini tadarken su sesi ile kuş seslerinin birbirine karıştığı, atmosferde geçirdiğim birkaç saati düşünmeden edemedim. Romalıların kemerli suyollarıyla şehrin su ihtiyacını karşıladıkları gibi günümüzün de su ihtiyacınının karşılandığı Limonlu (lemas) deresi boyunca doğa yürüyüşü ve safari yapılıyor.

Lemas vadisi kavşağını geçince, bahçeler arasında sur duvarları, su kemerleri ve çeşitli yapı kalıntıları size eşlik etmeye başlıyor. Ama yoldan denize doğru sıralanan yazlık sitelerin çok katlı binalarından denizin mavisi görünmüyor.

Yeşil ve Mavi Arasında Turizm

Kumkuyu geçip, Olbios Otele yönelince denizin mavisi yeniden bütün çıplaklığı ile görünüyor. Otel adını, yunanca ‘mutlu, şanslı’ anlamına gelen, Silifke’nin Uzunca burç beldesinde bulunan Olba antik kentinin adından almış. Romalılar döneminde zeytinyağı ihraç edilen limanı ve 15000 ton kapasiteli sarnıcıyla Akkale ve Kumkuyu Marinası karşımda.

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi, Otelin Bungalow’larından birine yerleşip, sahile inmek isteyince elektrikli bir golf aracı geliyor. Ben yürümeyi tercih ediyorum. Kumkuyu marinasında yelkenli tekneleri görünce Ege sahillerini anımsıyorum. Kumsalın denizin derinliklerine kadar uzandığını fark ediyorum. Derin olmayan denizi ile ince kumlu sahili çocuklu ailelerin tercih ettiği yer olmuş.

Çevredeki tarihi mekanlarından Kız kalesine gidip akşamın ışıkları kaybolmadan fotoğraf çekmek için yola çıkıyorum. Yolda ilerlerken, denizin ortasındaki kale ile karadaki kale kalıntıları kendini gösteriyor. Ayaş Elassia-Sebasta örenyerini geçip Kızkalesini gören park yerine ulaşıyorum.

Günümüzde denizin tadını çıkarmak isteyenler için ince kumlu 2 kumsalı ile kız kalesi sahili karşımda. Korykos’luların bıraktığı sahilden 200 metre denizin ortasındaki kale ile karadaki sur, tiyatro kilise gibi yapı kalıntıları ile göz alabildiğine uzanan sahilde yüzenleri seyre dalıyorum bir süre. Fotoğraf çekiyorum.

Çiçero ve Efsaneler

Tarihte Akdeniz kıyılarında tehlike saçan, deniz ticaretini engelleyen korsanlara karşı Romalıların M.Ö.51 yılında dağlık Kilikya’ya vali olarak gönderdiği hitabet sanatının piri Çiçero’ nun hitabet gücünün deniz ve dağ korsanlarını yerleşmeye ikna ettiği söylenen yer, eski adıyla Korykos şehrinin kalıntıları arasındayım.

Efsaneye göre kralın falına bakan falcı, kralın güzelliği ile ünlü kızının bir yılan sokması sonunda öleceğini söyler. Kral da kızını korumak için denizin ortasına kale yaptırır ve kızını oraya gönderir. Ancak kaleye götürülen üzüm sepeti içerisinde kaleye sızan yılan prensesi sokar ve öldürür. Ancak, Kral kızını yılandan koruyamayan denizin ortasındaki kale, bölgenin en önemli şehirlerinden olan ve zeytinyağı ihraç merkezi korykos limanını korsanlardan korumaya yıllarca devam etmiş. Korykoslular karadaki kale ile denizdeki kale arasına zincir çekerek, korsan gemilerinin limana girişini engellemişler.

Kıbrıs’a Uzanan Dostluk Yolu

İlk yerleşimin M.Ö 4.yy’a uzandığı Korykos şehrini , Heredot’a göre Kıbrıs prensi Gorges kurdurmuş. Kilikya bölgesinin büyük bir limanı olma özelliğini tarih boyunca taşıyan Korykos’la ilgili efsanelerde de var.

Daha önce gördüğüm, Erdemli’deki, Adam kayalarıyla Kanlıdivane, Ayaş- Elaiussa Sebasta, Öküzlü Ören Yeri, Paşa Türbesi, Akkale, Limonlu Vadisi ile Silifke’nin Cennet Cehennem, Olba Antik Kenti, Narlı Kuyu gibi yerleri yeniden gezmeyi ve fotoğraflamayı, bir gün sonraya bırakıyorum. Kız kalesi kumsalında paçaları sıvayıp, elde ayakkabılar, çıplak ayakla yürüyüşe başlıyorum, kaleden dönen tekneleri seyrederek.

Yazar Bilgisi

Yorumlar