Halil Abi'nin en büyük aşkı doğaydı

Aramızdan sonsuza göçen Halil Tuncer, elinden hiç düşürmediği fotoğraf makinesiyle ülkemizin dört bir yanından çektiği fotoğraflarla “Turizmin hafızası” unvanını fazlasıyla hak eden bir emekçiydi.

17/09/2021 00:24
Halil Abi'nin en büyük aşkı doğaydı

Kerem Köfteoğlu

Turizm basınının Halil Abisi'nin tutkusu fotoğraf, en büyük ve vazgeçilmez aşkı ise, doğaydı. Doğa; onun için büyük aşkla bağlandığı bir sevgili, çektiği fotoğraflar ise çocukları gibiydi.

Doğaya olan aşırı tutkusu, turizm yazarları olarak Anadolu’ya yaptığımız bazı info gezilerinde birçok arkadaşımızı kızdıracak notlara varıp,  homurdanmalarına yol açtığı çok olmuştur.

Bu gezileri, cuma akşamı başlayıp, cumartesi-pazarı kapsayacak, destinasyonun ana hatlarına kısa  info turu ve günün sonunda da bilgi alışverişini içeren bir toplantı şeklinde organize ediyorduk.

Hiç şüphesiz bu programlar çerçevesinde gidilen yerin doğa harikası yerlerini de geziliyorduk. Gelin görün ki, “Doğa ve Halil Abi” kelimeleri bir araya geldi mi, zaman kavramı anlamını yitiriyordu.

Çünkü O, bir çiçeğin başına geçip, kadrajını falan ayarladı mı, yandık! Artık o açı, bu açı derken; kare üstüne kare çekmeye başlardı. Hadi bakalım onu çiçeğin başından al alabilirsen…

O çiçeğin başından mest olmuş şekilde kareler çekerken, bizler çoğunlukla info turumuzu bitirmiş arabada onu bekliyor olurduk. Bekle, bekle Halil Abi gelmez, arabada da homurtular kesilmez.

Bir keresinde yanılmıyorsam Akçakoca’da bir info gezisindeydik. Tur bitti arabaya bineceğiz, Halil Abi ortalıkta yok. Hasan Arslan’la beni aldı bir telaş, Hasan bir yana ben bir endişe içinde onu arıyoruz.

Biz telaş ve endişe içinde onu ararken, bir de ne görelim; o her zamanki gibi mest olmuş bir halde sakin sakin fotoğraf çekiyor. “Halil Abi gidelim” diyoruz, O bize, “Ya bak bu çok güzel bunu da çekeyim” diyor.

Baktık böyle olmayacak, Hasan’la bir formül geliştirdik. Gezilerde ona özel bir araç tahsis ettik. Bu formül çok tuttu. Böylece gezideki arkadaşlar onu beklemekten kurtulurken, Halil Abi de gönlünce fotoğraf çekme imkanına kavuştu. 

Bir başka gezide davet sahipleri sabahın çok erken saatlerinde, manzaranın muhteşem olduğunu söyleyip, 'Manzarayı görmek isteyen var mı' diye sorduklarında, Halil Abi hemen “Ben varım” diye öne atıldı.

Sabahın köründe bir baktık Halil Abi lunaparka gidecek çocuğun sevinci içinde, hazır-nazır ve elbette ki çok dinç olarak karşımızda duruyor. 

O’nun aramızdaki diğer adı da “İhtiyar delikanlı” idi. Bu ona öylesine yakıştırılmış bir sıfat değildi. Bence O, hepimizden çevikti, bu sıfatın altını da çok iyi dolduruyordu.

Bitlis’e bir info gezisine onunla birlikte gitmiştik. Halil Abi'yi saymazsak, gruptakilerin yaşları 25-40 arasında değişiyordu. Dağ bayır, dere tepe gezerken bizler yorulduk, Halil Abi'ye baktık tık yok, devam!

Halil Abi aslında kocaman yürekli bir çocuktu. Onunla ilgili iyi sözler söylendiğinde, kendisiyle ilgili bir-iki satır yazıldığında, bunları duyup okuduğunda, çocuk gibi hüngür hüngür ağlardı.

2010 yılında ona TUYED Turizmi Hizmet Ödülü’nü zamanın TÜROFED Başkanı Ahmet Barut, Ekim Yazım’ın ortağı Halim Bulutoğlu ve EMITT Genel Müdürü Hacer Aydın’la birlikte, EMITT Fuarı'nda takdim etmiştik.

Onunla ilgili kısa bilgileri verip, ödülünü alması için sahneye davet ettik. Geldi, ödülünü aldı ve öylesine duygulandı ki, ağlamaktan konuşamadı. Evet O aslında kocaman yürekli, naif bir çocuktu…

Güle güle kocaman yürekli çocuk, güle güle Halil Abim. Gittiğin yerde bizleri bekleyen Haluk Durukal,  Abdülkadir Yücelman, Şaban Ali Yaşaroğlu abilerimize, İnci Gökçe, Seher Aybek ve Yılmaz Yeter’e selamlarımızı ilet lütfen. Hepinizin ruhu şad olsun, huzur içinde uyuyun.

 

 


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.