Elazığ’dan Yeni İzlenimlerim
Bir sene aradan sonra tekrar Elazığ’a yolum düştü. Havaalanı yenilenen şehre İstanbul’dan her gün doğrudan uçuşlar var. Şehir merkezi havaalanına uzak değil; servis ya da taksi kullanarak şehir merkezine gidebilirsiniz. Bu sefer değerli dostum Zülfü Genç beni arabasıyla alarak kahvaltıya şehrin dört yıldızıyla bilinen en güzel otellerinden birisine götürdü. Çok kere Elazığ’a yolum düşmesine rağmen çok methedilen bu otele ilk defa gittim.
Otelin adını vermek istemiyorum ama adı “A” ile başlayan bu otele gelince önce otopark sorunu yaşadık. Kimse gelip arabamıza bir yer bulma ya da park etme yardımında bulunmadı. Güvenliği geçtikten hemen sonra otelin kahvaltı bölümüne geçtik. Açık büfe kahvaltı sürmekte mi diye sorup olumlu cevap aldık. Eh ne de olsa yoldan geldik diyerek elimizi yıkayıp gelelim dedik. İki dakika sonra geri gelince kahvaltının bittiğini ve istersek kahvaltı tabağı verebileceklerini söylediler. Şaşırmamıza rağmen kabul ederek dışarı çıktık. Havuza bakan otel bahçesinde üst üste yığılmış sandalyeler ve dağınık masalardan oluşturulan mekana oturduk. Şaşkınlığım an ve an artmaktaydı. Gelen kahvaltı tabağı sokak arası pastanelerden bile kötüydü. Daha sonra kibrit ve kül tablası istememize rağmen ikisi de gelmedi. Çay istemek için bizim gidip bir garson aramamız gerekti. Dört yıldızı üzerinde taşıyan ama bu kadar sorunlu bir otele daha sonra gittiğimizde müdür bey gördüklerime çeşitli açıklamalar getirmeye çalıştı ama tatmin olduğumu söyleyemem. Umarım bu durumla şehre ilk defa gelenler karşılaşıp da bu kültürü, doğası ve insanıyla güzel şehre ön yargılı yaklaşmazlar.
Şehirde çok fazla otel olmasına rağmen hafta içi otellerde yer bulmakta sorun yaşadım diyebilirim. Bu duruma üzüldüm diyemem. Bu şehir dışarıdan çok ziyaretçi çekebilecek kadar güzel. Sadece otellerdeki veya misafirhanelerdeki genel sorun sıcak su. “Devamlı Sıcak Su” reklamıyla yola çıkan bir çok otelde güneş ısıtma sistemi olduğu için genelde yoğun duş alma saatleri olan yatma öncesi ve sabah kalkışlarda sıcak su bulmak zor.
Elazığ’da en kolay bulabileceğiniz şey “muhteşem yemekler”. Ana cadde üzerindeki köfteciler sokağında “Amcanın Yeri” olarak bilinen dükkanda köfte ve bifteğin en lezzetli halini, ayran eşliğinde ve eğer severseniz bol acılı yiyebilirsiniz. Aynı zamanda benim en sevdiklerim arasında yer alan ciğer şiş ve burma kadayıfında en güzellerini bu şehirde tadabilirsiniz. Ayrıca Harput’a çıkarak kebapların, mangalların ve mezelerin en güzellerini yiyebilmeniz mümkün. Elazığ’a her gidişimde hiç ihtiyacım olmamasına rağmen daha da kilo alıyorum.
Bu gidişimde çok güzel yeni mekanlar keşfettim. Daha doğrusu yeni açılan ve çok güzel olmasına rağmen boş kalan mekanlar. Bunlardan birincisi “Sultan Sarayı” adlı düğün salonu, restoran, futbol sahaları ve tenis kortlarından oluşan geniş bir tesis. İnsan içeriye girince gerçektende bir saraya girdiğini hissediyor. Tesiste yer alan iki büyük düğün salonu dışında, çok geniş terasında canlı müzik eşliğinde lezzetli yemekleri denemeniz mümkün. Ayrıca, gün içerisinde çay ve kahve içebilir, kablosuz Internet sayesinde dünya ile olan iletişiminize de devam edebilirsiniz. Böylesi güzel bir tesisi boş görmek biraz üzücü.
Sözünü etmek istediğim diğer bir mekan ise neredeyse her gece gittiğim “Nargile İçmek Bir Sanattır” ifadesini kendilerine slogan yapmış olan Hastane Caddesi üzerindeki “Nargile Diyarı” adlı mekan. Bir kere çayları tam Türk işi demleme çay, lezzeti bambaşka. Mekan tahta bölmelere ayrılmış ve yerdeki minderler üzerinde en güzel nargileleri tüttürmeniz mümkün. Mekan sakin ve hizmet kalitesi yüksek. Güzel sohbetler için biçilmiş kaftan.
Son bahsetmek istediğim yer ise dostlarımla beraber gittiğimiz bir kafe. “Kafedo” isimli bu güzel kafe bir benzinlik içerisinde inşa edilmiş, iki katlı, bahçeli ve modern tasarıma sahip oldukça iyi hizmet sunan bir mekan. Kaliteli zaman geçirmek adına uygun bir yer. Şimdilik Elazığ’dan son haberler bunlar. Gaggoşlar diyarından selamlar ve muhabbetler.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: