Doğa Filozofları ve Arkhe Kavramı

Eski Yunancada "bilgelik sevgisi" (philosophía) anlamına gelen felsefe kelimesinin düşünsel olarak doğduğu topraklar söz konusu olduğunda, Batı Anadolu’da konumlanan Milet Antik Kenti’ne çeviririz yüzümüzü. M.Ö. 6. yüzyıla gittiğimizde İyonya Aydınlanması’nın ana kenti olarak bilinen Milet, felsefe tarihi için başlangıç evresini oluşturur.

Sinem Sözcü Sinem Sözcü 24/02/2024 17:11
Doğa Filozofları ve Arkhe Kavramı

Bu serüvenin başlamasına Aristoteles tarafından ilk fizikçiler olarak adlandırılan, Miletli filozoflar "Thales, Anaximandros ve Anaximenes" katkı sağlamıştır. Doğayı ilk defa deney ve gözlem yöntemiyle inceleyen bu düşünürler, evrenin ana maddesi hakkında bir hakikat arayışına girerek, felsefe tarihinin en önemli kavramlarından birini ortaya attılar: Arkhe.

 

Görsel: thenewleam

Günümüzde Türkiye sınırları içinde Aydın ilinin Didim ilçesinin kuzeyinde olan Milet, M.Ö. 600’lerde Thales, Anaximandros ve Anaximenes isimli düşünürlerin kozmolojik araştırmalarıyla felsefe tarihinin önemli yerleşimleri arasındadır. Bahsedilen üç doğa filozofu (çünkü doğa ve doğal süreçlerle ilgilendiler) Milet Okulu adlı düşünce okulunu kurarak, burada sistemli bir şekilde bilimsel düşüncenin temellerini attılar. Antik pagan inanışlarının yaygın olduğu o dönemde insanlar çeşitli doğa olaylarını ve evrenin yapısını tanrılarla ve mistik olaylarla ilişkilendirmekteydi. Ancak fikirleriyle bir nevi fizikçi olarak nitelendirilen doğa filozofları, akılcı ve dinlerden bağımsız olarak doğayı deney, gözlem yöntemi ile incelediler. Böylelikle o dönemde teoloji (tanrıbilim) ile kozmolojiyi (evreni, kozmosu konu alan bilim) birbirlerinden ayıran ilk düşünürlerdir diyebiliriz. Bu gelişmeler ile birlikte, evrenin yapısı hakkında fikir üreten filozoflar felsefe tarihinin en önemli kavramlardan birini ortaya attılar: Arkhe

Etimolojik olarak ‘ilk, başlangıç, düzen’ gibi anlamlara gelen Arkhe kelimesi, filozoflar tarafından ‘evrenin temel ilkesi, dayanağı, her şeyin yapı taşı ve her şeyin kendisinden çıktığı şey’ olarak anlamlandırılmıştır. Doğayı gözlemleyerek farklı şeylerin altında yatan ortak bir nokta aradılar. Çünkü doğada her şey bir değişim ve dönüşüm içindeydi. Bu değişimi ve dönüşümü ortak olarak tutan bir temel, ilk madde olması gerektiğini düşündüler. Birçok filozof tarafından farklı olarak nitelenen bu kavram zaman içinde gelişerek çok ilginç teorileri ortaya koymuştur (Örneğin maddenin dört hali olan elementler ve ilkel atom teorisinin öne sürülmesi).  Filozofların arkhe sorusuyla ilgili ortaya koyduğu teorilere geçmeden önce ayrıca bahsetmek istediğim bir şey var. Felsefe tarihi genellikle Thales tarafından başlatılır ancak o dönemlerde fiziki araştırmaların Mısır ve Mezopotamya’da çoktan başlamış olduğu da öne sürülmektedir. Hatta Thales’in Mısır ve Babil’e yaptığı ziyaretlerden faydalanarak bu kavramı oluşturduğu bilinir. Bu durumda neden İyonya Bölgesi daha fazla gelişim sağladı sorusu akıllara gelir. Buna cevap olarak Mısır ve Mezopotamya’da yapılan araştırmaların gündelik hayatlarındaki sorunların pratiğe dönüştüren cevapları şeklinde olduğu ve genellikle altında makrokozmik nedensel bir felsefe sorusu yatmadığı düşünülür. Tabii ki sahip oldukları toplumsal şartlar da oldukça etkili. Antik Yunan ve İyonya gibi deniz ticareti yapan toplumlar daha çabuk ilerleme sağlayabildiler.

 

Miletus, İyonya Dönemi’nde dünyaya açılan bir liman kenti olduğu için deniz ticaretinde oldukça aktifti.

Evrenin ana maddesi arkhe sorusuna ilk yanıt veren Thales, tarihin ilk fizikçisi olarak bilinir (yazılı kaynaklar sayesinde günümüze gelen). Sokrates Dönemi sonrası ilk akla gelen filozoflardan olan Platon Theaitetos kitabında Thales’in sürekli yıldızları seyredip anlamaya çalıştığından ve dış dünyadan kopuk birisi olduğundan bahseder. Hatta bir gün gökyüzünü izlerken kuyuya düştüğü bile söylenir. Bu yoğun gözlemler ışığında Thales yıldızlar hakkındaki bilgisi ve becerisiyle, henüz kış ayından bir sonraki sezonda büyük miktarda zeytin hasadı yapılacağını tahmin eder. Böylelikle dönemin insanlarına, astronomi ve felsefe bilmenin faydalarını da kanıtlamış olur.

Görsel: fineartamerica

Bilim tarihi Thales ile başlatılır. Bunun en önemli sebeplerinden biri M.Ö. 585 yılında gerçekleşecek olan güneş tutulmasını önceden tahmin etmesi. Mısır ve Babil gezilerinde hesaplama yapmayı öğrenen düşünür, ayrıca bir piramidin boyutunu da onun gölgesinden yola çıkarak hesaplayabilmekteydi. Tüm bunların dışında Thales’in vermiş olduğu cevaplardan çok sorduğu sorular onu oldukça önemli yapar. Bu kadar farklı gözüken şeylerin her birinde ortak bir temel olmalı diyerek arkheyi aramaya başlar. Her şeyin başlangıcı, temel yapıtaşı anlamına gelen Arkhe kavramı ilk olarak M.Ö. 6. yüzyılda Miletli Thales’in ona ‘su’ anlamını yüklemesiyle şekillenir. Thales’e göre evrenin ana maddesi sudur ve her şey ondan meydana gelmiştir. Bir nevi yaşamın sudan oluştuğunu savunur. Çünkü canlıların susuz yaşaması mümkün değildir. Mısır’da bulunduğu zaman zarfında ise Nil Nehri’ndeki suların geri çekilmesiyle bereketlenen tarlalar, ayrıca suyun katı, sıvı ve gaz olarak dönüşebildiği üç hali de Thales için önemli örnekler olmuştur. Tüm bu değişimlere rağmen suyun kendini koruyabiliyor olması Thales’i oldukça heyecanlandırmış görünüyor. Bence de o dönem için müthiş bir tespit!

Raffaello Sanzio’nun Atina Okulu Freskinden Anaximandros figürü (Stanza Della Segnatura / Vaticano)

Gökyüzüne oldukça ilgili olan bir diğer fizikçi Anaximandros. Günümüzde bilim insanları tarafından bir dahi olarak nitelendirilen Anaximandros, dünyanın şeklinin silindir olduğunu öne sürerken, bir de haritasını yapmaya çalışıyor. Thales’in öğrencisi olmasına rağmen, düşünce tarzı kendisinden oldukça farklı. Thales evrenin ana maddesi için su teorisini ortaya koymuştu, ancak Anaximandros tüm evrenin tek bir somut maddeden gelebileceği öğretisine karşı çıkıyor. Her şeyin kaynağı olan şeyin kendisi yine fiziksel bir nesne olamaz.  Tüm evrenin kaynağının fiziksel ve somut bir nesneden olmuş olduğu fikri onun için yetersizdir. Bu yüzden Thales’in verdiği su fikrine karşı suyun kendisinin nereden geldiğini sorgulamıştır. Anaksimandros için arkhe ‘apeiron’ (Antik Yunanca: ἄπειρον) adını verdiği sınırları ve belirlenimi olmayan, sonsuz olan soyut bir şeydir. Çağının çok daha ötesinde bir düşünür olan Anaksimandros’u anlamak biraz güç gelebilir. Ancak, evrendeki zıtlıklardan oluşan kozmik mücadelede arkhenin kendisinin tarafsız olması gerektiğini savunmuştur. Modern dönemde bu teoriyi hayranlıkla inceliyorum. Çünkü arkhe için hali hazırda maddenin dört hali olan elementlerin nitelendirilmesi bile oldukça etkileyiciyken, bunların daha da ötesinde soyut bir apeiron olması fikri M.Ö. 600 yılları için büyüleyici bir gözlem!

Anaximenes Figürü

Miletli üç düşünürden sonuncusu olan Anaximenes’in fikirleri diğerleri kadar ilgi çekici olmasada, ona göre ise evrenin ana maddesi olan arkhe ‘hava’dır. Çünkü havanın her şeyi yaşatan unsur olduğunu düşünür. Hatta ruhun bile… Ona göre ruh havadır, ateş de seyreltilmiş havadır. Hava çok yoğunlaştığında su olur, çok katılaştığında ise toprak olur. Tüm canlıların ruhunun olduğunu düşünen Anaximenes, canlı-cansız kavramını ortaya atmış ilk düşünür de sayılabilir.

Sonuç olarak, Miletli üç filozof ve arkhe kavramı bağlamında anlatmak istediklerim şimdilik bu kadar. Felsefe tarihini başlatan bu isimler kendinden sonra gelen birçok araştırmacıya ilham olarak önemli teorilerin ortaya atılmasına katkıda bulundular. Yaşadıkları dönem de baza alındığında; doğa filozoflarının sordukları sorular ve ürettikleri hayranlık uyandırıcı ve takdire şayan. Binlerce yıl önce bizimle aynı coğrafyada yaşamış olan bu kişilerin ilksel gayretlerinin hepimize ilham olması dileğiyle…


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.