Defolu Turizm...

Hem turizmden geçinmek istiyoruz (çok şükür geçiniyoruz da) ve hem de turizme doğrudan veya dolaylı yollardan zarar veriyoruz. Nasıl mı? Birkaç bilinen örnek ile hatırlatmaya çalışayım.

Turizm Aktüel 31/12/2019 23:40
Defolu Turizm...

K.Ünsal BARIŞ

6 Ay, 9 ay, 12 ay gibi süreler içinde dev tesislerin; Hem temelini atıp, hem inşa edip, hem içlerini donatıp, hem yönetim kadrosunu kurup, hem personelini istihdam edip, hem de natamam işletmeleri hizmete açmıyor muyuz?

Etrafınıza bir bakının, etrafınız bu tür işletmeler ile dolu değil mi? Hizmete açılan bu işletmelerin kaç tanesi sorunsuz veya az sorunludur? Peki, bu şartlar içerisinde açılan işletmelerin sorunsuz veya az sorunlu olma şansı olabilir miydi ki?

Acaba, bu tür işletmelerin temelleri tutar mı? Kolon ve kirişleri sağlam mı? Damları akar mı? Tesise yağmur basar mı? Duvarları rutubet yapar mı? Seramikleri, fayansları atar mı? Tesisatları arıza yapar mı? Sorularını hiç düşünmeden apar topar bu tesisleri açmıyor muyuz?

Akla gelen sorular:

* Apar topar, alelacele, gelişi güzel, yangından mal kaçırırcasına turistik inşaatlar yapılır mı?
 
* Yapmak isteyenler olursa ki daima olacaktır, bu tür inşaat ruhsatlarına nasıl izin verilir?
 
* Farz edelim ki inşaat ruhsatı alındı, ruhsatı verilen inşaatların denetleyeni olmaz mı?
 
* İnşaatlar bittiğinde işletme ruhsatı nasıl verilir?

 

* Bu işletmelere, turistik işletme belgesi verilirken, tesisler denetlenmeden mi veriliyor?

* Yıldızlama kriterleri ve yıldızlama komiteleri vitrinde bir süs müdür?

Tabii, bu sistemi, bu düzeni yaratan nedir?  Bunu hepimiz de çok iyi biliyoruz.

Bir ülkenin başbakanı; “Benim memurum işini bilir!” diyebiliyorsa, sistemin bu şekilde yürümesinde işini iyi bilen memurlara değil, öncelikle sistemi yönetenlerin zihniyetine kızmamız gerekir.

Bakalım, ne zaman ve hangi başbakan; “Görevini suistimal eden memurumu derhal görevden azlederim!” diyebilme tarafsızlığını gösterip, bu bozuk düzene son verecektir?

Peki, birikim sahibi işletmecilerin politikaları nedir? Birikim sahipleri, basit bir mantık yürüterek şöyle düşünüyor ve icraata geçiyorlar: 

“Birikimim bankada yatacağına, teşvikli, gelecek vadeden, ucuz arsaları satın alıp, daha işin başında birikimimi ikiye katlarım.” Diye düşünüyor olmalılar. Bu düşünce yanlış değil, doğrudur. Her birikim sahibi bundan daha farklı düşünmez. Bu düşünce, girişimcilik felsefesiyle doğru orantılıdır. 

Birikim sahibi bir süre sonra; “Bir bankadan makul bir kredi bulur, tesisi kısa sürede inşa eder, aldığım kredi borcunun taksitlerini de işletmenin geliri ile karşılarım.” Diye düşünecektir. Bu düşünce de yanlış değildir. İşletmeci ve girişimci felsefesiyle doğru orantılıdır.

Peki, yanlış olan nedir?

Yanlış olan: Bu tür işletmeler, hizmete açılmış olsalar dahi, yıllarca inşaat ortamından bir türlü kurtulamamalarıdır.

-              Ya projede yapılan amatörlükler inşaat esnasında ortaya çıkıyor, 

-              Ya proje çiziminde unutulanlar inşaat safhasında hatırlanılıyor, 

-              Ya süratli yapılan inşaat esnasında yapılan defolar, işletme açıldıktan sonra giderilmeye çalışılıyor,

-              Ya amatörce yapılan tesisat hataları işletme açıldıktan sonra giderilmeye çalışılıyor,

-              Ya yapılan inşaat, sonradan otel mimarisine adapte edilmeye çalışılıyor,

-              Ya işletmeye yan tesisler yapılıyor,

-              Ya işletmenin yıldızı büyütülmeye çalışılıyor,

-              Ya işletme kapasitesi büyütülmeye çalışılıyor, v.s…

 

Tabii, bu tür işletmelerde inşaat süratle yapılırda, işletmeyi yönetecek yönetici son anda akla gelip, temin edilmez mi? 

İşletme açılmadan az bir süre önce göreve atanan yönetici, daha ne devraldığını doğru dürüst anlayamadan, işletmeyi tanıyamadan, işletme sahibinin uygun bulduğu, bir ile üç ay arasında değişebilen sembolik bir süre içinde işletmeyi açmaya çalışırsa, o tesisten nasıl hayır beklenir?

Göreve atanan yeni genel müdür, yönetim kadrosu ve personel teminini, eğitim sürecini, üniformaların tespit ve sipariş sürecini, otel departmanlarında kullanılacak işletme malzemelerinin tespit ve sipariş sürecini, işletim sisteminin seçimini, basılacak matbu evrakların tespiti, grafik çalışmaları ve basım süreci, v.s. açılış hazırlıklarını yetiştirmeye vakitleri yetecek midir?

Unutmayalım ki, daha otelin pazarlanma işi var ve bu işin otel açılmadan en aşağı bir yıl önce başlaması gerekir. Yani genel müdürün süpermen veya tatlı cadı olması beklenir ki, bu işleri kısa sürede arka arkaya bitirebilsin. Bu şartlar altında açılacak bir işletmenin işletmecilik, yönetim, hizmet ve kalite sorunlarının ortaya çıkmaması mümkün olabilir mi? 

İşletmeciliğe bakın, hem işletme apar topar inşa ediliyor ve hem de işletmenin hizmete sokulması apar topar yürütülüyor. Nereden bakarsanız bakın, işletme işin başından defolu…

Sizlere uzaktan, aynen bir komedi filmin senaryosu gibi gelebilir, ama yazılanlar yalan değil, abartı değil, bir Türk turizmi gerçeğidir. Beğensek de, beğenmesek de bir Türkiye gerçeğidir.

Bu tür işletmelere bir göz atarsanız, yalnızca inşaatlarının, tamir, bakım ve yıkım işlerinin hiç bitmediğini değil, işletmede yöneticilerin de uzun süre barınamadığını, alt kadroların hiç oturamadığını, ciddi işletmecilik zaaflarının olduğunu, imaj sorunlarının ve pazarlama sıkıntılarının olduğunu da göreceksiniz.

Tüm bu olup bitenlerden esas zarar gören, ülkemizi tanımaya ve dinlenmeye gelen turistlerdir. Bu tür işletmeler küçük marjlarla pazarlanmış dahi olsalar, turistlere verdiğimiz şarklı imajından ve defolu turizmden bir türlü sıyrılamıyoruz.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, turistlerin ülkemizin her yerinde karşılaştıkları gürültü kirliliği, çevre kirliliği, elektrik kesintileri, hijyen sorunları, bozulmuş yollar, esnaf kazıkları da defolu turizmi pekiştirmiş oluyor.

Bu alış verişin tek kazananı var, o da bazı birikim sahibi işletmecilerdir.

Beni birikim sahiplerine karşıt birisi sanmayın. Tam aksine, işveren makul ve haklı olduğu sürece, her zaman işveren ve kurum çıkarları yanında yer aldım. Olması gereken de budur. Yalnızca yöneticilerin değil, tüm çalışanların benim gibi düşünmeleri gerekir.

Dünyada girişimciler, işletmeciler olmasaydı, birikimi olmayan bizlerin hali ne olurdu? İstihdam sorununu gideren en büyük teşebbüs, devlet sektörü değil, özel sektördür. Özel sektör her konuda devletler tarafından daima teşvik edilmeli, korunmalı ve kollanmalıdır. Ancak, başıboş da bırakılmamalıdır. Ortada bir sistem ve bu sistemi koruyucu, doğru çalıştırıcı kurallar ve yaptırımlar olmalı ve tüm işletmeciler bu sistem içinde etkinlik göstermelidirler.

Diğer yandan, alt kademelerin samimi ve ciddi desteği olmadan, bir yöneticinin tek başına başarıya koşamayacağının da iyi bilinmesi gerekir. Bu bağlamla, alt kademeleri karşımıza değil, yanımıza almaya çaba sarf etmeliyiz. Bu çok zor ve ince bir dengedir, lakin yöneticinin görevi de bu ve buna benzer dengeleri kurmak ve korumaktır.

Yukarıda; “Bu alış verişin tek kazananı var, o da işletme sahipleridir” demiştim. Zaten, bu alış verişten işletme sahipleri kazanmasa, 5-6 yıl gibi bir süre sonra yeni bir tesis daha açamazlar.

İşletme sahipleri hiçbir şey yapmayıp, işletmesini satmaya kalksalar dahi, işletme sermayesini dört misli katlayacak bir fiyatla işletmelerini satar, yine kazanırlar. Çünkü birikim sahipleri, işletmeciler kazanmaya programlı ve odaklıdırlar.

Bu amaç dünyanın her yerinde böyledir. Biz yöneticilerin görevi ise, bu amacı profesyonel yollardan sağlamaya çalışmaktır. 

Bu bağlamla; “turist rahatsız oluyormuş, kötü imaj veriliyormuş, işletmenin prestiji zayıflıyormuş, işletme zarar görüyormuş, yönetici dayanmıyormuş, personel eğitimsiz ve mutsuzmuş” kimin umurunda? Bunlar bazı işletmeciler için gereksiz başlıklar. 

Sermaye sahipleri ve işletmeciler ve için amaç turizm yapmak değil, ticaret ve kazançtır.

Ben turizm sektörümüzün bu işleyiş ve görüntüsüne; “Defolu turizm” diyorum. Bana göre, defolu turizmi durduracak iki otorite kurum var. Bunlar; Belediyeler ve hükümetlerdir.

Bu oryantal gidişatı ancak, çağdaş belediyeler ve hükümetlerin kuracakları sistem, standartlar, kriterler, kurallar, oto-kontrol, denetimler ve yaptırımlar durdurabilir. 

 

 

 


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.