Bakan Ersoy olmasaydı, çok daha ağır vergiler gelebilirdi

Üllkemizin ekonomisini sanki 2019"da turizm sektörü döndürdü. Turizmdeki hareketlilik tüm diğer sektörleri ateşledi. A'dan Z'ye kadar istisnasız tüm sektörlere katkı sağladı.

Hüseyin Baraner 01/01/2020 21:55
Bakan Ersoy olmasaydı, çok daha ağır vergiler gelebilirdi

Siz nasıl turizmcisiniz ?

2020 geldi, hoş geldi:

Hepinize, hepimize öncelikle ülkemize huzur, barış ve dostluk dilerim.

En azından yeni yıla doğru sektörde girdik, kutlarım. Kıymetini bilelim.

Bankacı, tekstilci, inşaatcı ve start -up'çı arkadaşların çoğu yeni yılda da işsiz, çaresiz..

Uçakta uzun yolculukta uyumak yerine ben de yeni yıl muhabbeti olarak sizler ile biraz dertleşeyim dedim: 2019'u yeniden, beraberce irdeleyelim istedim:

Yıl bitti, ancak yolumuz uzun: Daha dokuz saat uçacağız!

Bağlanın, havalanıyoruz !

Ülkemizin ekonomisini sanki 2019"da turizm sektörü döndürdü. Turizmdeki hareketlilik tüm diğer sektörleri ateşledi. A'dan Z'ye kadar istisnasız tüm sektörlere  katkı sağladı.

Tüp bebekten, kuş gözmlemciliğine kadar hayatın tüm renklerini ve meraklarını kapsayan üniversel bir sektör turizm.

2019 yılında ülke ekonomisinin lokomitifi olarak da, bankalara kredilerini zamanında ödeyen şirketlerin ilk sırasında turizm kuruluşları geliyor.

Bakmayın siz o üç-beş satılık veya icralık olan otele. O kadar fireyi her sektör fazlası ile veriyor.

Bakın, turizmin önemi halkımızın gözünde son aylarda zirveye  oturdu.

Turizm kurumlarımızda da enteresan bir hareketlilik var

Bakanlık, TÜRSAB, TÜROFED, TÜROB, TTYD tarihlerinde hiç görülmediği kadar hareketli, arayıcı, araştırıcı ve koşturucu.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, günde yüzlerce telefon görüşmesinin arasında yıllardır birikmiş sorunlara kurumsal ve adil çözüm ararken, kendi işlerine bakamaz hale geldi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy günde 18 saat koşturuyor, her işe yetişmeye çalışıyor. Önü arkası dosya dolu, davet ve protokol konuşma listesi metrelerce. Ersoy herşeyi bizzat kendi okuyor, ilgilileri de bizzat telefonda direk arayıp görüş alıyor. Zaten Maliye Bakanlığı'nın gözü devamlı turizmcinin kasasında.

Bakan Ersoy olmasaydı, çok daha ağır vergiler gelebilirdi

Bakan Ersoy olmasaydı, çok daha ağır vergiler gelebilirdi. Diğer bakanlıklarda, TBMM'de  belediyelerde, valiliklerde turizmcilere yönelik talepler çok arttı. "Kazanıyorlar, biraz da şu projeye destek olsunlar" gibi veya benzeri sözler, bakanlık üzerinde görülmemiş bir kaynak yaratma/bulma baskısı yaratmaya devam ediyor.

Sektör kurumlarımız arası rekabet te iyice hızlandı. 

Herkes canla başla koşturuyor.

2020 yılı proje yarışları/savaşları başlıyor.

Kurumlarımız arası iç rekabet bizi dışta güçlü kılacak. Girmediğimiz, altına bakmadığımız yeni kaynak pazar, kafa yormadığımız turizm ürün çeşiti kalmayacak.

Umarım yeni yılın ilk haftalarında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile kadim dostu (biz öyle hatırlıyoruz)  TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya biraraya gelirler ve Türk turizmi için sadece temiz sayfa değil, temiz defter açarlar. (Bu konunun sıkı takipçisi olacağım.)

TÜRSAB'la görüşmemek, görev ihmalidir

Hatırlatmakta fayda olabilir: Kişisel sorunlar olsa bile, (galiba var!) bu kurumlara yansımamalıdır. Ayrıca TÜRSAB bir dernek de değildir. Türk turizminin gelişmesi için devletimizin özel yasa ile kurduğu bakanlıktan sonra, en önemli otoritedir. Görüşmemek, kaale almamak görev ihmalidir.

Şimdi bekleyin: Yeni seçilen TÜROFED Başkanı Sururi Çorabatır da oyuna giriyor: Proje üretme/sorun çözme yetisi yüksek olan Çorabatır, AKTOB başkanlığından sonra birkaç yıl dinlendi, bilendi. Şimdi arenanın en cephe noktasında yerini aldı, yeni yılda start bekliyor.

TÜROB tarafında güzel gelişmeler var

Seçildigi ilk günden bu yana başkan Müberra Eresin beklenin çok üstünde bir performans sergiliyor. Bakanlığa ve ilgili kurumlara otelcilerin sıkıntılarını açıkça söylüyor,  rapor ve analizler ile Ankara'yı adeta tarıyor.

Eresin, tüm dünyada yıllar içinde bizzat kendi kurduğu, iyi ve kötü günlerde hep taze tuttuğu uluslararası tur operatörü, acenta, medya, celebrity ağını, sektör için seferber ediyor.

Her kurum başkanı, 2020'de birlik ve beraberlik umut ediyor

Zira, yapılacak çok iş var. Gündem maddeleri yüklü ve çok komplike. Kalıcı ve yapıcı çözüm için sektörel katılımcı uzman vizyon ve konsentrasyona ihtiyaç var.

Şimdi hepimiz şapkamızı masanın üstüne koyalım. Zira ivedilikle sektörümüzün yeni yapılanmasında temiz ve sağlıklı empatiye ihtiyaç var. Hiç bir grubun hakkı yenmesin, hiç bir gruP diğerinin hakkını yemesin.

2019 yılında  sektörde, "Hakkımızı gasp ediyorlar" sözünü çeşitli noktalarda çok sık duyar oldum.

Yıllarca, "Turizm bir barış sektörüdür" diye nara atanlara soruyorum:  Kendimiz niye barışı aramızda uygulamıyoruz o zaman?

Seçimleri tamamlanan Turizm Tanıtma Ajansı, yeni bir çekişme platformu ve çok bilmişlik havuzu olmaktan çok, sektörümüzün turizmde her işletmeye ve turizmciye açık, "Ulusal kalkınma ve fikir bankası"na dönüşmek durumundadır.

Ne güzel olur.

Dün dünde kaldı,  gelecek turizmde!

Zaman turizmcilerin lehine çalışıyor. Sektörümüzün  siyasetteki algısı da, düştüğümüz ekonomik dar boğaz günlerinde sergilediğimiz performans sayesinde, iyice güçlendi.

Hiç bir parti, hiç bir kurum artık turizme toz kondurmuyor.

"Türkiye'ye gelen turistlerin yüzde 94'ünü bizim belediyelerimiz ağırlıyor" diyen CHP,  turizm sektörü ile  elele vererek, Türkiye'deki yerelden dönüşümü sağlamak için çok boyutlu,  koruyucu , kalkınkındırıcı, kalıcı, sürdürebilir verimli ve özgün proje seferberliğine başlıyor.

Valiler, belediye başkanları, tur operatörü müdürü gibi

Basına verdikleri beyanatlar turizmcilerinkinden daha içerikli. Çünkü herkes biliyor ama kimse söyleyemiyor: Turizm olmasa, Türkiye herhalde IMF ile masaya oturmak mecburiyetinde kalabilirdi, esnaf büyük ölçüde kepenk kapatabilirdi, toplumsal barış gerilebilirdi, hatta hükümet bile düşebilirdi.

Turizm kahraman sektör!

Hayır, değil!

Turizm esasında bir "Artı Yaşam" sektörü

Doğru konumlandığı, düzgün yönetildiği noktalarda sürdürülebilir bütünsel kalkınmanın ışığında karşılıklı memnuniyet, hatta mutluluk verebiliyor. Turist ve destinasyon sakinleri arasında katılımcı ve paylaşımcı sosyo kültürel ekonomik ortamlar yaratabiliyor.

Tüm paydaşlar için hesaplanabilir, tahmin edilebilir verimli bir ticaret ortamı sunabiliyor. Özgün kültürel miraslar/ geleneksel yaşam tarzı- Fauna/Flora ve tüm canlılar için korunan saygılı bir yaşam alanı çizebiliyor.

Tabii bunlar ancak turizmin doğru uygulandığı noktalar için geçerli.

Ancak turizm aslında, geleneklerinde ağır yüklenmeyi, gaz yapan şişkinliği, rakam oyunlarını, excel hokkabazlığını pek sevmez. Aniden kopup düşüverir, sizi bizi üzer, sonra yine hep beraber ağlarız.

Eğer siz de turizmci iseniz, yeni yılın bu ilk gününde kendinize bir sorun:

Ben nasıl bir turizmciyim? Sektörel eğilimim, anlayışım, tarzım ne?

Büyüme mi, yoksa kalkınma tarafında mıyım?

Peki çalıştığım şirket olarak hangi gruptayım?

Türk turizminin gidişatını verimli ve sürdürebilir olarak görüyor muyum?

Cevabınızı düşünün ve bir başka yazıma kadar hafızanızda saklayın.

Neyse şimdi esas konumuza geri dönelim.

Dünya turizminde keşfetme çağından, deneyimleme çağına geçiş yapıyoruz

Sağlık için, zindelik için, eğitim için, sanat kültür için, güneş, deniz, kar için, iyileşmek, kuvvet toplamak, dinlenmek, spor yapmak, zayıflamak, rehabilete olmak için, tatları, dansları, dilleri deneyimlemek için, en önemlisi aşık olmak, sevdalanmak, kavuşmak, buluşmak, geri dönmek için bir gün sen de yollara düşeceksin.

Yaşamda birgün herkes mutlaka turist olacak!

O zaman insanın en güzel hali turist değil mi? diye sorabiliriz.

Hayır değil!

Peki insanın en mutlu hali turist mi?

Evet, olabilir ..

Ya, sizce?

Turizm artık bir nevi yaşamı artı kazanımlara, özel duygulara, birikmiş hasretlere ve yeni deneyimlere taşıyan yaşam tarzı sektörü.

Seyahat ediyorsan, tatile çıkabiliyorsan sen de artık "Artı Yaşam"dasın

2020 yılının bu ilk gününde benim araştırmalarıma göre  2 milyara yaklaşan gezgin, 5 milyar uçak bileti, 200 milyon paket tur, 350 milyon grup ve mICE hareketliliğinde küresel turizm pazarı yaşamın ve iş hayatının içinde güzellik olarak saklı olan ne varsa, bunların tümünü şimdiden çeşitlilik olarak ürün yelpazesinde  barındırıyor.

Bu değerleri ve zenginlikleri doğru paketlemek, doğru düzenlemek, doğru fiyatlandırmak ve müşteriye doğru sunmak, çok özel bir beceri; doğru yönetmek ve gerçekleştirmek ise, özel bir uzmanlık gerektiriyor

İddası ve altyapısı olan şirketler tam da bu davetkar gelişmelerin ve beklentilerin ışığında gelecek yıllarda çok daha büyüyecek  piyasalarda önemli bir pay alabilmek için hazırlanıyorlar.Türk şirketlerinin global iddiaları, küresel kazanımları artıyor.

Tek global çapta know how ihraç ettiğimiz sektör turizm.

Türklere sert vize uygulayan ülkeler bile, Türk turizmci ve yatırımcı istiyor. Vietnam'da, Mısır'a, Küba'da, Körfez ve birçok ülkede Türk turizmciler el üstünde tutuluyor.

Hükümetimize önemli bir öneri

2 Milyar Dolar üzerinde ciro yapan, en az 6 ülkede faaliyet gösteren Türk turizm şirketleri ve otel işletmeleri özel ulusal kalkınma teşvik kapsamına alınmalı. Ulusal üst marka olarak korunmalı ve daha büyük küresel atılımlar için desteklenmeli.

Bize ait olan büyük atılımları, birikimleri, küresel okyanusların fırtınalarında yanlız bırakamayız, bırakmamalıyız. Yoksa küresel dinamikler bu değerleri  elimizden alırlar,  bizi daha ufak işlere zorlarlar. 

Neşet Koçkar sektörümüz için 2019 yılının en önemli sözünü söyledi: "Bu zamana kadar hep biz satın alınırdık, şimdi biz satın alıyoruz."

Yeterli birikimi ve altyapısı olan otelcilerimiz, acentalarımız için "bu söz ", bir hareket çağrısına, bir sektörel dalgaya dönüşmeli.

Türkiye dünya ya turizm ile açılabilir

Dünyanın en becerikli otel müdürleri, satış müdürleri, pazarlama ekipleri Türk.

Bir Yunan, bir İspanyol turizmci, Türkiye'de bizim sistemimizde 2 gün çalışamaz, işi bırakıp kaçar.

Bizdeki tempo, bizdeki enerji, bizdeki  sorun çözme kabiliyeti ve işi denetleme doğal yetisi, başkalarında yok.

Misafir memnuniyeti barometresi gibi çalışan genlerimizde saklı, Anadolulu kanında yuva bulan empatik iç duygumuz, hele o dünyaca meşhur sevimli emprovizasyon kabiliyetimiz, sektörümüzün rakip ülkelerinin elemanlarında yok.

Dünya daralıyor, küresel makas istemediğini, hel zayıf olanı kesip atıyor

Dünya daralıyor, küresel makas istemediğini, hel zayıf olanı kesip atıyor. Durum böyle olunca, çağımızın aşırı yoğun ve keskin rekabet yüklü piyasalarında alışık geleneksel, çoğu zaman naif ve populist yaklaşımlar yerine toplumumuzun  en kuvvetli, en rekabetçi ve en başarılı olduğu sektörler ile  ilerlemeliyiz.

Dünya hizmet sektöründe en iddialı marka toplumlardan biriyiz.

Türk Hava Yolları tüm dünya halklarına ispatladı.

Ayrıca 'Dünyanın En Önemli 50 Tur Operatörü'nün beşte biri Türk.  Yaklaşık 30 yıldır değişik ülkelerde  milyonlara hizmet veriyorlar.

Yabancı milletler sadece turizm konusunda Türkler'den hizmet almakta çekimser davranmıyorlar.

Turizmde Türk'ün elinde doğal bir tat var

Diğer tarafta bakıyoruz, yıl olmuş 2020, elde avuçta bir tane kayda değer Türk markası kalmamış. Gerçekten  "Dünyada kaç global markamız var ?" diye etrafıma bakıyorum.

Elinize, evinize siz de bir bakın, kaç Global Türk markası görüyor sunuz?

Yok, yok! Varsa cevap verin!

Bana yazın gönderin.

Öncelikle turizmde, dünyanın her noktasında daha gidecek  çok yolumuz, ulaşacak çok hedefimiz var.

Bunu ben değil, önemli ve tesirli yabancı yatırımcılar söylüyor.

Ancak, 2020'li yılların ana trendlerine sadık kalarak bu yolda ilerleyebiliriz.

Denetle, koru, geliştir...

Özgün yerel kültür, deniz, kum, güneş, nehir dağ, tepe, dünyamızın birçok turizm noktasında yaralanmış, ucundan, kenarından bir parçası koparılmış, hatta zehirlenmiş durumda. Kültür ve doğa tahribatına inandırıcı olarak uygulanacak sıfır tolerans, günümüzün yerel kalkınma anlayışı içinde beldelerimize imaj ve fonlama olarak yeni ufuklar açacaktır.

Küresel algoritma: Yerel yüz

Teknolojik altyapın ve yazılımın ile bütün dünyaya ulaş, algoritmaların senin küresel müşteri avcın olsun, ancak müşteri seni yerelde tanımak görmek, elini sıkmak yüzünü görmek isteyecektir.

Yazılım ekibine verdiğin önemi, ürünün yüzü olan elemanlarına da ver.

Kitle taşı, bireysel dokun

Kapasite ekonomisinin büyük volümĺülüğünü ve devasa hacmini müşteri memnuniyeti için son derece önemli olan hizmet paketinin ve prosesinin en küçük daracık damarlarında bile kişiye özel bir akıma dönüştür ve artarak milyonların kalplerini kazanmaya devam et.

Kapasiten, hacmin, volümün, yapın, kapın, tabelan ve grubun ne kadar heybetli, devasa, koskocaman da olsa, müşteriye bakışın ve görünümün butik olacak ve öyle kalacak. Ancak o zaman müşteri markana tutulur, şirketine müdavimleşir.

Hoş geldiniz, indik, hepinize yeniden mutlu ve başarılı yıllar...


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.