Asıl bahtı güzel olsun, kardeş…

01/01/2020 02:40

Alttaki ilk resim. Ya evet, İstanbul, değil mi? Kim tanımaz ilk bakışta? Sihirli şehir, herkesi kendine çeken, bir daha da bırakmayan... Hiç düşündünüz mü, acaba bu büyüleyen güzellik, İstanbul için bir nimet mi, yoksa bir lanet mi diye? Yaklaşık 40 senelik İstanbullu olarak, ben düşündüm ve bunun bir lanet olduğu kanaatine vardım. Kim etti bu laneti ya da kim sebep oldu, bilmiyorum, ama bugün görünen o ki birisi, bir zaman gelmiş ve bu laneti okumuş şehrin üzerine...





Bu resimde aslında batan güneş değil, Şehr-i İstanbul. İyi bakin, çünkü yakında bunu dahi göremeyebilirsiniz. Renkler de tam tutmuş aslında, gelecekteki halini yansıtıyor belki de şehrin; o kızıllık, kim bilir, kuraklıktan yanan veya yeraltından püsküren lavlardan kıpkızıl olmuş gelecekteki gökyüzünü, denizin rengi de yeşil balcıktan bogazicini gösteriyor olabilir bal gibi...


Artik İstanbul, İstanbul değil. Artik gitmek istemiyorum kendi memleketime, görmek dahi istemiyorum, eski resimlerine bakıyorum, eski filmleri izliyorum. Onu kaybolup gittiği zamanın içinde tekrar bulmak, kurtarmak istiyorum. Yapamıyorum tabi, artik mümkün değil...

 Bambaşka bir yer oldu bu şehir.


Ne yaptık da böyle cezalandırıldık?

 İste bu noktada insanin despot bir rejim isteyesi geliyor; "hadi bakalım pilinizi pırtınızı toplayın, sizi şuraya yerleştiriyoruz" diyecek insani bir despotizm. Demokrasi var diye, doğanın, şehrin, kültürün taa dibine kibrit suyu dökülür mü? Demokrasi ne için var? Bence artik ulvi amaçlarına hizmet etmiyor bu yönetim sekli. Ama ne yapalım, elimizden başka bir şey gelmiyor. O zaman, insanları kırsal alanlara geri dönmeyi özendirecek politikalar geliştirilmeye ve uygulanmaya başlasın artık. 

Bütün bu para mabetleri bir gün fena düşecek insanlığın tepesine, nerden geldiğini kimse fark etmeden...
Bence artik bitsin "İstanbul, taşı toprağı altın, dünya şehri, şehirlerin en güzeli, dünya başkenti" vs. lafları, bıraksınlar şehrimizi kendi haline... Ülke yöneticisinin aklına gelmez mi, "kırsal kalkınma" diye bir şey? Bırakın artik birbirinizi yemeyi de, idareyi maslahati da, gerçekten önemli şeylerle ilgilenin!


Yaşlı, bilge teyzelerin bir sözü vardır; bir genç kızdan, aman söyle güzel, aman böyle güzel diye bahsedildiği zaman onlar söyle karşılık verirler: "Aman komşum, güzellik önemli değil, asıl bahtı güzel olsun!" Ah birisi de vakti zamanında İstanbul için bu lafı söyleseydi ya, ne güzel olurdu...
Paylaş:

Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.