Ankara’da şifa dağıtanların şifa buldukları bir yer: Dışkapı Sanat Atölyesi

Ankara’da 1975 yılından başlayarak, Dış Kapıdan Aydınlık evler, havaalanı yolunda yıllarca sadece önünden geçerken otobüsten binalarını gördüğüm, zamanının SSK Hastanesi, günümüzün Yıldırım Beyazıt Araştırma Hastanesi’nin binalarına, Sanatım Dergisi’nin Ekim, Kasım, Aralık 2021 sayısının Dört Ressam ekini okuyunca, bizlere şifa dağıtanların Sanat Atölyesini ziyarete gittim.

Adil Çulhaoğlu Adil Çulhaoğlu 15/12/2021 16:08
Ankara’da şifa dağıtanların şifa buldukları bir yer: Dışkapı Sanat Atölyesi

Sadece hastalanınca, şifa bulmak için gittiğimiz, yakınlarımızı götürdüğümüz, hastalık ve tedavinin konuşulduğu hastanelerden birine, hasta ya da hasta yakını olarak polikliniklerde yaşayacağım sıkıntıyı değil, Sanat Atölyesi’ne, sanatçılar ve sanat üzerine edeceğimiz sohbeti düşünerek gitme rahatlığını yaşadım.

Hastanede, polikliniklerde sıra beklerken yaşadığımız stresli anlar, laboratuvarda kan verirken ürperdiğimizi, öntgen, tomografi, MR cihazlarında çıkan metalik sesler ile, sonuçları beklerken taşıdığımız endişeleri, doktorun  teşhisi ve  tedavi yollarını öğrendiğimizdeki duygularımızı, hemşirelerden yediğimiz iğnelerin verdiği stresleri unutup, ilaç kokan koridorları, tedavi işlemi biter bitmez, çoğumuz kaçarcasına  ayrılırız elimizdeki reçetelerle. Ne yazık ki, bize şifayı veren sağlık çalışanlara teşekkür etmeden, ayrılırız çoğunlukla.

Hastanenin binaları arasında, adeta merkezinde Mutfak Kafe’sinde, Ressam Kemal Bey ile elimizdeki cep telefonunu sallayarak buluşuyoruz. Poliklinikler ve servis binaları arasından gidip gelen hastalar ve yakınları,  doktor, hemşire, hasta bakıcı, memur, kısaca sağlık çalışanlarının oluşturduğu bir kalabalık var. Kemal bey hastaneye Türkiye’nin her yerinden gelenlerin olduğunu söylüyor, Atölyeye giderken.

Girdiğimiz binanın koridorunda sonunda atölyenin renkli giriş kapısı önüne gelince, kendimi hastanenin kasvetli atmosferinden sıyrılmış hissettim, rahatladım. Odaya, atölyeye girdiğimde, tamamlanmış duvara dayalı asılmış sıra sıra tablolar, heykeller, şövalelerde tuallerdeki yarım kalmış resimler, masalarda boyalar, fırçalar… Beyaz önlüğü ile oturmuş tualinde fırça sallayan öğle yemeği arasında şövalyenin önüne geçmiş, bir doktor hanım.

Doktorları stetoskopla görmeye, ’onu yeme, şuna dikkat et…’ tavsiyeler veren, kızan, fırça çeken, ciddi ve sert mizaçlı olarak görmeye alışkın bana, Dahiliye uzmanı Sultan Öztürk ve Kemal Ulutaş ile bir tablo önünde yaptıkları yorumu dinlemek, karşımda resim ve sanat üzerine sohbet etmeye başlamak, hastane de olduğumu tamamen unutturuyor. Çalan bir cep telefonu, Sultan Hanım ‘gitmem’ gerekiyor deyip, bizimle vedalaşıyor. Sultan hanım çıkarken 2 kişi Atölyeye giriyor. Fırça sallamaya gelenler sanatçılar,  Doç. Dr. Erdal Reşit Yılmaz ve Dr. Didem Yiğit Özkan ile tanışıyorum. Atölyenin kuruluş hikayesi ile sanat üzerine sohbete başlıyoruz.

Hastanede Sanat Atölyesini kurma fikri, Beyin ve Sinir Cerrahı Erdal Bey, Dr. Didem Hanım, Bilgisayar İşletmeni Kemal Bey’den çıkmış. Yaklaşık 1 yıl önce atölye kurma çalışmalarında 3 kişi olarak çıktıkları yolda, Hastanenin önceki başhekimi Prof. Dr. Murat Alper ile şimdiki Başhekim Op. Dr. Burhan Kurtuluş’a yardımlarından dolayı müteşekkir olduklarını ifade ediyorlar. Gördükleri desteğin büyüklüğü onları sevindirdiği kadar teşvik de etmiş.

Resme ve sanata ilgilerini soruyorum. Erdal Bey, çocukluğunda yazmayı öğrenmeden, önce boyalı kalemlerle yaptığı resimleri, ailesinin resimlere yorumlar yaptığını , ’babam yaptığım resimleri anlattırıp, dinlerdi, bu bana teşvik oldu’ diyor. Hatta Elazığ’da ortaokul yıllarında resim hocam, resim yapma yeteneğimi iyi bulduğu için beraber resim yaptığını ekliyor. Çocukluğunda gazete köşeleri, okuma kitapları, boş bulduğu her kağıt parçasına bir şeyler karaladığını söyleyen Didem hanım, ’Sıklıkla, insanların, mimiklerini, tepkilerini ifadelerini yansıtmaya çalıştığım Suretler adını verdim defteri vardı’ diye anlatıyor, resme ilgisini. Kemal Bey, öncelikli ilgi alanının, roman, şiir, öykü gibi edebiyat olduğunu, ancak çocukluğunda duvarlara şekil vermeyi sevdiğini,’ Kasabamıza yeni gelen resim öğretmenimin her şeyin resmini yapan sihirli ellerini hatırlıyorum. Masamda, Teksas, Tommiks çizgi romanlarını görünce, çizim yollarını öğreten küçük bir kitap vermiş, ben de aldığım bu kitapla çizgi roman kahramanlarını çizmekle resme başladım’ diyerek anılarından sıyrılıyordu.

Atölye açıldığı günden bu yana, doktor, hemşire, laborant, teknisyen, başta olmak üzere hastanenin sağlık çalışanlarından ilgi duyanların sayısı hızla artmış. Atölyede 10’unun üzerinde şövale gördüğümü söyleyince, sadece hastane çalışanlarının değil,  yakınlarının da atölyede çalışabildiğini öğreniyorum. Anadolu Görsel Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Sekreteri, Ressam Belgin Şavlı da atölyede çalışmalar arasına katılmış.  

Tedavisi bitip, sağlığına kavuşanların sevinçleri yanında, insanların çektikleri acıların, ölümlerin, çığlıkların yaşandığı ortamın stresinden bir süreliğiyle olsa uzaklaşıp, bir anlamda dinlenmiş, hastalarıyla daha iyi bir şekilde ilgilenebildikleri enerjiyi sahip olmalarında katkıları büyük olduğunu hissettim, atölyedeki sohbetimiz bittiğinde. Bir bakıma, şifa dağıtanlar için,  Sanat Atölyesi şifa buldukları yer olmuş.

Hastane Atölyesinden çıkan eserlerle, hastanede bir sergi açılmasıyla, hasta ve hasta yakınlarına hastanenin her kademesinde hastalarına şifa dağıtan çalışanlarının farklı bir yüzünü göstereceğini düşünüyorum.


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.