Türkiye’nin en büyük sorunu tanıtım eksikliği ve imaj problemi

Türk turizmine uluslararası platformlarda sağladığı katkılardan dolayı adından sıkça söz ettiren turizmci ve iş insanı Yakup Dinler, breakingnews'e verdiği röportajda, Kapadokya turizmiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

27/09/2020 00:19
Türkiye’nin en büyük sorunu tanıtım eksikliği ve imaj problemi

Türk turizmine uluslararası platformlarda sağladığı katkılardan dolayı adından sıkça söz ettiren turizmci ve iş insanı Yakup Dinler, breakingnews'e verdiği röportajda, Kapadokya turizmiyle ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Bize kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz ?

1980 Stockholm, İsveç doğumluyum. Bilkent Üniversitesi, Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünden 2003 yılında dereceyle mezun olduktan sonra ağırlıklı turizm sektöründe faaliyet gösteren Kapadokya'daki aile şirketimizde çalışmaya başladım ve halen çalışmaya devam ediyorum.

İş yaşantıma ilaveten bugüne kadar aktif olarak bir çok STK’da görev aldım ve görev almaya devam ediyorum. Örnek olarak: Kapadokya Üniversitesi’nde Yarı Zamanlı Öğretim Görevlisi, Ürgüp Ticaret ve Sanayi Odası’nda Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği ve Kapadokya Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği - KAPTİD’te Yönetim Kurulu Üyeliklerinde bulundum.

Halen KAPTİD - Yönetim Kurulu Başkanlığı, Türkiye Otelciler Federasyonu - TÜROFED’te Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı ve aynı zamanda Litvanya Cumhuriyeti’nin Nevşehir (Kayseri, Kırşehir ve Aksaray) Fahri Konsolosu olarak görev yapmaktayım.

Corona Virüs tüm dünyayı etkilediği gibi ülkemizide sağlık ve turizm açısından olumsuz yönde etkiledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı TÜROFED bazı çalışmalar yapmaya başlasa da, yine de virüs korkusu insanları bu sene turizm sektörünü vurdu. Sizin açınızdan gerek bölgenizde gerekse ülkemiz açısından bu durumu siz nasıl değerlendirir siniz?

Covid19 pandemisi maalesef tüm dünyayı olumsuz şekilde etkilediği gibi, hem Türkiye’mizde hem de Kapadokya’mızda çok ciddi yaralar açtı. Hatta bu pandemide Türkiye’de ilk etkilenen bölge Kapadokya oldu desek yalan olmaz. Zira Ocak sonu başlayan “Çin Yılbaşısı” dönemi ile aynı süreçte etkisini arttıran pandemi, maalesef ilk önce Çinli seyahat

severleri, daha sonra Güney Koreli seyahat severleri olmak üzere tüm Uzakdoğu’da etkisini gösterince maalesef Kapadokya’da sezon yaz aylarında olan ufak tefek hareketlenmeleri saymazsak başlamadan bitmiş oldu.

Türkiye krizlere alışkın bir ülke

Coğrafyamızdan kaynaklı bol bol kriz yaşadık ve bunların hepsi ilk önce turizmi vurdu. Ama bu kriz belki de turizmin görebileceği en kötü kriz oldu. Çünkü krizlerde genelde bir musluk kapalı iken başka bir musluk akar ve durumu “idare ettirirdi”, maalesef pandeminin ilk sürecinde tüm musluklar kapalıydı, hem de tüm dünyada. Bu elbette bizde çok ciddi bir kriz yarattı.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde biz TÜROFED başta olmak üzere, sürecin daha sonraki kısmında kısıtlı açılan hava trafiğini kapatmamak ve otellerimizde konaklama yapacak yerli ve yabancı turistlerin güvenli bir ortamda bu süreci geçirmeleri için Güvenli Turizm Sertifikası’nı hayata geçirdik.

Bu sertifika tüm dünyada ve ülkemizde büyük yankı yarattı. Bir çok ülke bizim sertifikamızı örnek aldı ve bu sertifika sayesinde tüm turistler güvenli bir ortamda tatillerini gerçekleştirdiler ve gerçekleştirmeye devam ediyorlar.

Nevşehir Kapadokya diğer turistlik yerlere göre az daha hareketli idi. Az da olsa oradaki işverenlerin yüzü güldü mü?

Kapadokya bildiğiniz üzere daha çok Uzakdoğu ve Güney Amerika pazarı ile çalışan bir bölge. Maalesef Covid-19 en çok bu 2 coğrafyayı etkiledi ve etkilemeye devam ettiğinden uçuşlar hala kapalı veya çok sınırlı. Bu sebeple 2020 yılında ana pazarlarımızdan Kapadokya olarak mahrum kaldık.

Türkiye’de ise, biliyorsunuz öncelik en büyük pazarlarımız olan Rusya, Almanya, İngiltere ve Ukrayna'nın açılmasıydı ve bu konuda çok başarılı olduk. Bu ülkelerden hala turist gelmeye devam ediyor.

Kapadokya’da ise yerli misafirler, gurbetçiler, biraz Rus ve bölgemizin doğal film platosu olmasından ötürü çekim yapan dizi ve filmler sayesinde zararı en minimum derecede tutmaya çalışıyoruz. Yüzümüz güldü desek doğru olmaz, umut ve beklentilerimiz 2021 yılına aktarıldı.

En iyi yılımız 2019 idi

Sizce Corona Virüs bu şekilde devam ederse türk turizmine etkisi ne kadar olumsuz yönde devam eder?

2019 yılı Türk Turizmi ve Kapadokya Turizmi’nin en iyi yılıydı. Rekorları kırdık, misafir memnuniyetini üst seviyede tuttuk, işveren mutluydu, çalışanlarımız mutluydu, herkes çok keyifliydi. Tabi böylesi “altın yıl” olarak tabir ettiğimiz bir dönemden sonra böylesi global böylesi yıkıcı bir krizi hiç kimse beklemiyordu.

Örnek verecek olursak: Antalya’da Rus turistler olmasa (2016 yılı gibi) Avrupalı oluyordu. Şimdi ise hiç biri yoktu, havalimanları kapalıydı, uçaklar yerdeydi. Daha önce de dediğim gibi bir musluk kapalıyken diğer musluk illaki akıyordu. Bu yılı sınırlı ve alışkın olmadığımız bir turist niteliği ve niceliği ile kapatacağız.

Devletimizin vermiş olduğu Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) başta olmak üzere, KDV’nin %1’e düşürülmesi turizmciler için can suyu oldu. Ben bu yılın sonu veya 2021 yılının başı itibariyle aşı çalışmalarında başarıya ulaşacağımızı ve bir an önce eski normalimize döneceğimize inanıyorum, aksini düşünmek bile istemiyorum.

Sizlerin beklentisi olduğu halde hala hayata geçmeyen ve çözülmesi ülkemize fayda sağlayacak projeleriniz düşünceleriniz var mı?

Bir turizmci olarak Türkiye’nin en büyük sıkıntısının tanıtım eksikliği ve imaj problemi olduğuna inandım hep. Hala da bu konuda fikrim değişmedi. Aslında Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı - TGA’nın kurulmasıyla bu sıkıntıdan peyder pey kurtulmuş olacaktık fakat bu sefer de Covid-19 pandemisi önümüze set koydu.

Dünya’nın bir çok bölgesine, bir çok ülkesine seyahat ettim. Bu seyahatlerde hep şunu gördüm: gerçekten bizim ülkemiz kadar kültür-tarih-doğa dolu, iyi hizmetin verildiği kesinlikle başka bir ülke yok. Ama kendimizi anlatamıyoruz, bunu beceremiyoruz. Daha 5-6 yıl öncesine kadar Kapadokya gibi bir olağanüstü bölgeyi yurtdışında bilenler bir elin parmağını geçmezdi.

İstanbul ve Antalya ile beraber Türkiye’nin en iyi bilinen 3 bölgesinden birisiyiz

Şimdi ise daha çok işletmelerin bireysel çabası ve özellikle sosyal medyanın ciddi gücü ile İstanbul ve Antalya ile beraber Türkiye’nin en iyi bilinen 3 bölgesinden birisiyiz.

Bu durumda olmamıza rağmen hala hem bürokrasinin hem de özel sektörün tüm çabasına rağmen hala Antalya - Kapadokya uçak seferleri yok. Düşünebiliyor musunuz 2 turizm başkentinin arasında tek ulaşım noktası var o da karayolu (550-600km).

Okyanusları geçiyoruz ama böyle 2 dudak arasından çıkacak bir onay ile yapılabilecek şeyleri yapamıyoruz ve maalesef derede boğulup ciddi şekilde turizm gelirinden mahrum kalıyoruz. Çünkü Kapadokya - Antalya seferlerinin konması ile aynı turistten iki kez yararlanmış olacağız ama maalesef basit dereleri aşamıyoruz.

Corona Virüs gölgesinde ne gibi önlemlerle yerli yabancı turistlere hizmetler verdiniz? Sizleri en çok zorlayan bu manada neler oldu?

Her sektörde olduğu gibi Covid-19 konaklama sektöründe de ciddi değişikliklere yol açtı. Fakat Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde başlatılan, TÜROFED destekli “Güvenli Turizm Sertifikası” bu değişikliklere en adapte sektörün turizm ve konaklama sektörü olduğunu ortaya koydu.

Açık büfeler yine var fakat artık servisi oradaki çalışanlarımız yapıyorlar, şezlonglar yine var ama dip dibe değil arada mesafe var, artık otellere girişte termal kameralarla ateşiniz ölçülüyor, olası kötü bir durumda oteller odalarının bir kısmını izolasyon odası haline getirdi ve o şekilde hizmet veriyor, tabi en önemlisi artık her yer dezenfektan ve maske.

İddia ediyorum oteller hastanelerden bile daha korunaklı

İlk başta tabi bu duruma alışmak biraz zaman aldı, ciddi eğitimler verildi, sık kontroller yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor ama hepsi otel misafirlerimizin ve çalışanlarımızın sağlığı için yapıldı.

Bu sebeple bizi açıkçası zorlayan hiç bir şey olmadı. Bu önlemlerden bazılarının kesinlikle Covid-19 belası bittikten sonra da devam etmesi gerekiyor, çünkü her şeyin başı sağlık. İddia ediyorum oteller hastanelerden bile daha korunaklı.


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.

İlginizi Çekebilir