TURİZMDE, ‘AHENGİ YAKALAMAK…’

01/01/2020 02:40


Turizm Aktüel ailesine ve okurlarına merhaba diyerek söze başlamak istiyorum. Geçmişi madenciliğe ve turizme dayanan bir ailenin, genç ve girişimci  bir ferdi olarak, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.


Türk turizminin 2009 - 2010 yıllarında gelen turist sayısı ve gelir tablolarını karşılaştırdığımızda ortaya çıkan olumlu  havanın rehavetiyle, her geçen gün daha da güçlü bir ivmeyle büyüyen istihdam sorununu göz ardı etmemek gerek.
Dönen ve gittikçe büyüyen bir çark mekanizması düşünün… Bu çarkın dişlilerinin birbiriyle uyumlu, denk, aynı hızda ve gereklilikte dönmediğinde ortaya çıkan tıkanmalar ve zorlanmalar, ister istemez çarkların ahengini bozup ciddi problemler ortaya çıkarır. Her geçen gün artan tesis sayısı, personel ihtiyacını da arttırıyor. Ancak ihtiyaç duyulan çalışan sayısıyla, kalifiye ve yetişmiş personel sayısı aynı oranda artmıyor.

TURİZM MESLEK OKULLARI YETERSİZ 
Bu durum işletmelerin servis ve hizmet departmanlarındaki personel açığını büyutüyor. Bilgili, pratik yapmış, işin özünü bilen personel eğitmesi gereken turizm meslek okulları  da, maalesef yetersiz kalıyor. Herşey dahil sisteminin işletmelere ve çevresine verdiği zararlar, gün geçtikçe artıyor. Gelen turist sayısında artış olsa da, misafirler tesis dışına çıkma gereği duymuyorlar. Bu durum, çevrede bulunan esnafı zora sokuyor ve bir çoğuna iflas bayrağını çektiriyor. Tesisler açısından baktığımızda, kişi başı geceleme sayısı artsa da, kar oranları düşüyor. Düşen kar oranlarının sonucunda, hizmet kalitesi azalıyor. Nitelikten ziyade niceliğe bakılmaya başlanıyor.
Kaliteli, az ama öz yemek çıkarmak yerine, düşük maliyetli ve çok çeşitli yemek sunulmaya başlanıyor. Bir nevi göz boyama taktiğiyle düşürülen kalite, arz çoğalmasıyla kapatılmaya çalışılıyor. Aslında burada zararı yaratanın tek başına hersey dahil sistemi olduğunu da söyleyemeyiz. Bu sistemi doğru ve verimli kullanmayan, kendi kazanırken etrafını kalkındırmayan, kaliteyi hizmet politikası gibi görmeyen, ‘Ucuza çok yatak doldurayım da doluluğum artsın’ yolunu izleyen tesislerin çokluğu, sektörü bu hale getirmiş, sistemi ‘Tu kaka’ gibi göstermiştir.

PERSONELE VERİLEN ÖNEM AZALDI
Hizmet kalitesinin düşmesiyle, aynı zamanda personele verilen önem de azalmıştır.  Kısa süre önceye kadar bir çok otel, kendi eğitim departmanını hatta okullarını kurmuştu. Bugün bir kaçı buna devam etse de, çoğu tesis gelen ekstra maliyet yükünden ve personel sirkülasyonundan dolayı uzun vadeli insan kaynakları yatırımından vazgeçti. Antalya bolgesinde, Alanya ve Manavgat da dahil olmak üzere yaklaşık 1300 otel bulunuyor. Verilen vergilerin yüzde kaçı yol, su, elektrik olarak geri dönüyor? Bunu sizin takdirinize bırakıyorum. Fakat kimse birşey yapmıyor diye oturup beklemenin doğru olmayacağı ortada…

SORUNU KÖKÜNDEN ÇÖZMEMİZ GEREKİYOR
Turizmin gelişmesi için  gençleri yetiştirmemiz gerekiyor. İşte bu noktada, sorunu yüzeysel  değil kökünden çözmek gerekir.  Eğitim veren 70 meslek okulu ve (4’ü Akdeniz bolgesinde) 10 civarında üniversite, Türkiye için bırakın yeterli olmayı 550 bin yatak kapasiteli Antalya Bölgesi için bile yeterli değildir. Amacımız; altyapısı sağlam turizimciler yetiştirmek olmalı. Bakış açımız, ucuz iş gücü için kullanılan stajyerler değil, gelecegimiz olduklarının bilincinde olan, deneyim kazanmış turizmciler yetiştirmek olmalıdır. Bunun için, okullar yapalım ve devletimize katkıda bulunalım. Yapılan sağlık ocaklarını bile işletmeye sokamayan hükümetimizin, yapılan turizm okullarını  faaliyete sokacağından şüphe ettiğimi de belirtmeliyim. Aylık olarak cüzzi miktarda toplanacak bir kira bedeli ise, kendi eğitimli öğrencilerimizi profesyonel birer turizmci olarak yetiştirmemiz açısından büyük ve ileriye dönük bir adım olacaktır.

KISA VADELİ YAMALARLA İŞLETME YAPILAMAZ
Daha çok günü kurtaralım, bu sezon idare edelim, nerden kıssak  kardır düşüncesiyle hareket edildiginden, kısa vadeli yamalarla işletme yapılıyor. Bu durumda kim kalifiye elemana fazla para verecek, kim artmayan karından zarar edecek? Ama uzun vadede tablonun tamamına baktığımız zaman, çarkların bırakın aksayarak dönmesini, problem cıkarmaya dahi gücü kalmadan durduğunu, sistemin çöktüğünü göreceğiz. Düşen hizmet kalitesi, servis kalitesi, sunum kalitesi ister istemez geceleme sayısının düşmesine, o da gelirin düşmesine ve kalitenin daha da düşmesine… şeklinde devam ederek kangrene dönüşecek.

GÜNEY’DE TURİZM SEZONUNU 12 AYA ÇIKARMALIYIZ
Turizm konusunda geçerli bir devlet politikamızın olmaması, gerek yurtiçi gerek yurtdışı tanıtım ve geliştirme faaliyetlerimizin yetersiz olması, her zaman iyiyi, kaliteyi ve üstün hizmeti hedefleyen misyonumuzun olmaması, bizleri geriye götürür.  Özellikle güney sahillerimizdeki turizm sezonunu 8 aydan 12 aya yaymak, tatil anlayışını deniz ve kumun yanında kültür, spor, eğlence ve kongre turizmiyle  destekleyerek otellerin doluluğunun devamlılığını sağlamak, giderden, personelden, yatırımdan kısmak yerine, büyümeye teşvik etmek, istihdamın düşmemesine büyük fayda sağlayacaktır. Böylece turizm okullarından mezun gençlerimiz de gelecek kaygıları olmadan, kendi sektörlerinde ilerleme ve başarı sağlayacaklardır. Bu noktada öncelikle  devlet destekli olarak oluşturulacak turizm politikası çerçevesinde, yatırımcı-devlet işbirliği sağlanarak, turizmin serbest piyasa ekonomisinin çarkları arasında kalması önlenmelidir.

KOLTUKLARIMIZA YAPIŞIP, OLAN BİTENİ İZLEMEKLE YETİNMEYELİM
Gerek  turizm işletmelerinin hakları va faydalari için kurulan birlikler ve dernekler, gerek işletmeciler, gerekse iktidar ve bu sektöre bağlı devlet kurumları, üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeliler. Tek taraftan fayda, icraat bekleyerek verimli sonuca ulaşamayız ve ilerlemenin ahengini yakalayamayız. Ülke turizmimizin çok bilinen fakat, çözümü için bellirli kişilerin canla başla çalıştığı sorunlarına el ele vererek çözümler bulup, bunun üzerinde inatla ve kararlılıkla yürüyerek başarıyı yakalayabileceğimize inananlardanım. Yeter ki rahat koltuklarımızın arkasına yaslanıp, olan biteni izlemekle yetinmeyelim.

Yeni turizm sezonun ülkemize faydalı, gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan gerçekçi katkılar sağlayan, geliştiren, reel çozümlerin hayata geçirilmesine olanak sağlayan bir süreç olmasını ümit ediyor, bütün  turizm camiasına başarılar diliyorum...    






Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.