SİHİRLİ KELİME: BİRLİKTELİK

01/01/2020 02:40

Bir kaç sene önce bir yerlerden kafama esip de yazdığım bir metin geldi aklıma bugün, nedendir bilinmez. Ben de arayıp buldum onu. Eee tabi artik “blog”uma yazıyorum ya böyle şeyleri, bunu da yayınlayayım dedim kendi kendime. Sonuçta yazım buradaki yerini buldu, unutulduğunu sandığı bir sırada. Tamamen bir denemedir, o sırada aklıma gelenlerdir; yanlışı doğrusu ile değil, fakat hissettirdikleri ile daha iyi anlaşılır sanırım. Lafı fazla uzatmayayım. Buyurun...
 
Birliktelik
 
İnsanlar arasında ayrılıklar vurgulanmaya başladığı zaman dağılma da başlamış demektir. Ancak ve ancak insanların geçmişte birlikte yaşamışlıkları, ortak yönleri on planda olursa, birleşme eğilimi doğar. Bu eğilim ve birliktelikten duyulan haz bazen o dereceye varır ki, irk, din, dil, etnik köken ve hatta zenginlik / fakirlik gibi çok önemli görünen ayrımlar dahi göze görünmez olur. Genellikle beraber çekilen sıkıntılar insanları bir araya getirir. Kenetlenmiş insanlar o kişilerdir ki, onlar geçmişteki büyük savaşları, var olma mücadelelerini, en ağır sıkıntıları ve yoklukları birlikte yasamışlardır.
 
Bu tespitler, iki insan bir araya geldi mi doğruluklarını her zaman kanıtlar. O nedenle, aile, cemaat, cemiyet, millet gibi insanların bir araya gelerek oluşturdukları gruplar, ortak yönler vurgulandığı ölçüde ve vurgulandığı surece varlıklarını devam ettirebilirler.
 
Bu birliktelikler içinde, insanlık dediğimiz yapı ise, bütün diğer bağlılık ve birlikteliklerin hiyerarşik olarak üstünde olan ve bütün alt kimliklerin içinde eriyeceği bir potadır. Ancak, beraberlik bir ideoloji seklinde ortaya konulduğu zaman sorunlar ortaya çıkar. Çünkü birliktelik duygusu insanlar arasında zamanla oluşan, oldukça yavaş, fakat yavaş olduğu kadar kararlı bir süreçtir. Bu niteliği itibariyle, bir organizmanın gelişme surecine benzetilebilir. Nasıl kendine uygun bir ortam bulan herhangi (basit veya karmaşık yapılı) bir organizma gelişip serpilirse, birliktelik de öyle olacaktır. Gelişme, serpilme olanağı bulunmaz ise veya surece dışarıdan gelen etkiler veya müdahaleler nedeniyle birliktelik olu doğabilir veya gün gelir, solabilir. Bir diğer ihtimal de, kendi içinde kendisine yabancı organizmalar (mikroplar, yaban otları gibi) türeyebilir, onun enerjisine ortak olur ve bitkisel hayata girmesine ve hatta ölümüne sebep olur.
 
En az iki insanin bir araya gelmesinden bahsettik, ancak aslinda, birliktelik duygusu insanin kendi içinde yeşerir. İnsan kendisi ile beraber yaşabiliyorsa, başka insanlar ile de yaşar. İnsan yalnız kaldığında kendisine tahammül gösterebiliyorsa, diger insanlara karşı da toleranslı olur. İnsan kendi içinde, kendi “ben”leri arasında ve bu "ben"lerin her birisi için dengeli gelişme, serpilme imkanları yaratabildiği, diğer bir deyişle, bu elemanlardan hiçbirinin diğerinin aleyhine hastalıklı büyümeler göstermeyeceği bir birlik ve beraberliği sağladığı ölçüde – gerçekten – mutlu bir yasama kavuşacaktır; aynen, kendini oluşturan unsurlar arasında biri diğerinin alanına tecavüz etmeyen, gelişme olanaklarını sekteye uğratmayan bir birliktelik inşa edebilmiş topluluklar/toplumlar gibi…
Paylaş:

Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.