Ramazan Bayramı sonrası kabine değişikliği ve Turizm Bakanlığı tartışmaları

Kıymetli okurlarım, bu haftaki yazımda Ankara kulislerinde Ramazan Bayramı sonrasında gerçekleşmesi beklenen kabine değişikliği ve özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı etrafında konuşulan gelişmelerden bahsedeceğim.

Dr. Zekeriya Bingöl  / Kültür ve Turizm Uzmanı Dr. Zekeriya Bingöl / Kültür ve Turizm Uzmanı 16/03/2026 01:37
Ramazan Bayramı sonrası kabine değişikliği ve Turizm Bakanlığı tartışmaları

Turizm güvenle büyür, adaletle yönetilir ve vizyonla geleceğe taşınır.

Kıymetli okurlarım, bu haftaki yazımda Ankara kulislerinde Ramazan Bayramı sonrasında gerçekleşmesi beklenen kabine değişikliği ve özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı etrafında konuşulan gelişmelerden bahsedeceğim.

Ankara kulislerinde son günlerde en çok konuşulan konulardan biri, Ramazan Bayramı’nın ardından kabinede yeni bir değişikliğin yapılabileceği yönündeki söylentiler. Siyasi çevrelerden sızan bilgilere göre, bayram sonrasında en az dört bakanlıkta değişiklik yapılabileceği konuşuluyor. Bu değişikliklerin hangi bakanlıkları kapsayacağı henüz netleşmemiş olsa da kulislerde en çok adı geçen bakanlıklardan biri Kültür ve Turizm Bakanlığı.

Son dönemde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un adı çeşitli tartışmaların odağında yer alıyor

Son dönemde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un adı çeşitli tartışmaların odağında yer alıyor. Özellikle Bolu Kartalkaya’da bulunan Grand Kartal Otel’de meydana gelen ve 78 vatandaşımızın hayatını kaybettiği yangın faciası sonrası kamuoyunda ciddi bir tartışma yaşandı. Hayatını kaybeden vatandaşların yakınları, olayda sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle Bakan Ersoy hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardı. Ayrıca Bakan Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur şirketinin söz konusu otelle ticari ilişkiler içinde olması ve uzun yıllardır bu tesisi en üst segmentte pazarlayan acentelerden biri olması da tartışmaları daha da büyüten unsurlar arasında gösteriliyor.

Bu trajik olayın ardından yapılan Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un son dönemde yaptığı bazı açıklamalar da kamuoyunda tepki çekti. Yangın güvenliği konusuna ilişkin yapılan değerlendirmelerde, “misafirlerin tedirgin olmaması için yangın alarmının kapalı tutulduğu” yönündeki oteli savunur ifadeler turizm sektörü ve kamuoyu tarafından talihsiz bir açıklama olarak yorumlandı.

Yeni yaşanan bir gelişme var

Yeni yaşanan bir gelişmeye göre ise; Meclis bünyesinde kurulan Kartalkaya Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı raporda, yangın güvenliğinin doğrudan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sorumluluğunda olmadığı belirtilirken; Bakanlığın görevinin turizm tesislerini belgelendirmek ve sınıflandırmakla sınırlı olduğu, yangın güvenliği, yapı denetimi ve işletme güvenliği gibi konuların ise belediyeler, il özel idareleri ve itfaiye gibi yerel kurumların sorumluluğunda bulunduğu ifade edilmektedir.

Ancak raporda yer alan bu değerlendirmeler hukuki bir çerçeve çizse de yaşanan büyük acı ve ihmallerle ilgili tartışmalar kamu vicdanında tam anlamıyla karşılığını bulamamıştır. Birçok kişi için mesele yalnızca hukuki sorumlulukla sınırlı değildir; kurullar ve raporlar bazılarını aklayabilir, ancak böylesi bir facianın ardından kamu vicdanında oluşan soru işaretleri kolay kolay ortadan kalkmaz.

Nitekim geçmişte belediye ruhsatlı birçok otele yeterli inceleme yapılmadan, adeta peynir ekmek dağıtır gibi “Basit Usul Turizm” belgeleri verilmesi de sıkça eleştirilen bir uygulama olmuştur. Denetim ve belgelendirme süreçlerindeki bu gevşek yaklaşımın, bugün yaşanan benzer trajedilerin zeminini hazırladığı yönündeki görüşler kamuoyunda güçlü biçimde dile getirilmektedir.

Türk dizilerinin yurt dışında tanıtımı amacıyla bölüm başına 100 Bin Dolar verileceği açıklaması tepki topladı

Öte yandan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un, Türk dizilerinin yurt dışında tanıtımı amacıyla bölüm başına 100 Bin Dolar destek verileceğini açıklaması farklı çevrelerde eleştirilere yol açmıştır. Ülkenin ekonomik açıdan zor bir dönemden geçtiği, bölgenin adeta bir ateş çemberine döndüğü bu süreçte böylesine yüksek meblağların dizi başına destek olarak verilmesi birçok kişi tarafından doğru bulunmamaktadır. Kaldı ki söz konusu diziler, yüksek reytingler elde ettikçe televizyon kanalları ve yapımcılar zaten ciddi gelirler elde etmektedir. Bu nedenle devletin ayrıca bu yapımlara büyük miktarlarda maddi destek sağlaması kamuoyunda tartışma konusu olmuş ve eleştirilmiştir.

Ayrıca turizm sektöründe zaman zaman dile getirilen bir başka tartışmada, bakanın aynı zamanda turizm yatırımları bulunan bir iş insanı olmasıyla ilgili. Hukuki açıdan bunda bir engel bulunmasa da sektör içinde bazı çevreler, kamu yönetiminde görev alan bir ismin aynı zamanda aktif yatırımcı olmasının “eşit mesafe” algısını zedeleyebileceğini ifade ediliyor. Özellikle hazine arazilerinin tahsisi, büyük turizm yatırımları ve çevresel süreçler gündeme geldiğinde bu tartışmalar daha görünür hâle geliyor. Oysa turizmcinin beklentisi aslında oldukça nettir: Devletin koyduğu kurallar herkes için aynı uygulanmalı ve sektörün tüm aktörlerine eşit mesafede durulmalıdır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bir değişiklik ihtimali de ciddi biçimde konuşulmaya başlandı

Bakan Ersoy’un turizm sektöründeki ticari faaliyetleri ve sahibi olduğu turizm yatırımları da kamuoyunda geniş yankı uyandırıyor.  Bu durum özellikle sektörde bazı çevreler tarafından, “bakanın kamu görevinden çok kendi turizm yatırımlarına yakın durduğu” yönünde eleştirilerin yapılmasına neden oluyor.

Bu gelişmelerin ardından Ankara kulislerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bir değişiklik ihtimali de ciddi biçimde konuşulmaya başlandı. Bakanlık için adı geçen isimler arasında mevcut Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu da bulunuyor. Açıkçası benimde kendisini takdir ettiğim biridir.

Ancak kulislerde dile getirilen görüşlere göre Mumcu’nun henüz genç bir isim olması ve kariyerinde özel kalem müdürlüğünden bakan yardımcılığına uzanan kısa bir yönetim geçmişine sahip olması nedeniyle, böylesine büyük ve stratejik bir bakanlık için biraz daha tecrübeli bir ismin tercih edilmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Nadir Alpaslan’ın da adı geçiyor

Turizm gibi Türkiye ekonomisi açısından kritik bir sektörü yönetecek kişinin hem kamu yönetimi hem de sektör tecrübesi bakımından güçlü bir birikime sahip olmasının önemine dikkat çeken çevreler, önümüzdeki dönemde daha deneyimli, devlet tecrübesi, bürokratik birikim ve kamu yönetimi anlayışına sahip bir ismin bu göreve getirilmesinin daha sağlıklı olacağı görüşünü dile getiriyor.

Benim de yakından takip ettiğim ve yakinen tanıdığım, uzun yıllardır Kültür ve Turizm Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Nadir Alpaslan’ın bu görev için önemli bir alternatif olabileceğidir. Bu birçok sektör temsilcisi tarafından da konuşuluyor. Devlet terbiyesi almış, bürokrasiyi iyi bilen ve turizm sektörünün sorunlarına hâkim, ismi hiçbir şaibeye karışmamış, ticari faaliyeti olmayan bir isim olarak Alpaslan’ın böyle bir görevi başarıyla yürütebileceğini düşünenlerin sayısı az değil.

Turizm sadece otellerden ibaret bir sektör değildir

Öte yandan turizm camiasında, yıllarca sahada görev yapmış ve turizmi sadece masa başından değil, bizzat sahadan yönetmiş isimlerin de değerlendirilmesi gerektiğini savunan güçlü bir görüş var. Bu noktada özellikle Antalya gibi dünyanın en yoğun turizm destinasyonlarından birinde 17 yıl boyunca İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü görevini başarıyla yürütmüş olan İbrahim Acar gibi tecrübeli isimlerin de böylesine önemli bir görev için düşünülebileceği sektör içinde sıkça dile getiriliyor.

Çünkü turizm sadece otellerden ibaret bir sektör değildir. Destinasyon yönetimi, kamu koordinasyonu, uluslararası ilişkiler ve kriz yönetimi gibi birçok farklı alanı kapsayan çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Türkiye turizmi bugün dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri haline gelmiş durumda. Böylesine büyük bir sektörün yönetiminde hem sektörün dinamiklerini bilen hem de güçlü kamu yönetimi tecrübesine sahip isimlerin görev alması büyük önem taşıyor.

Kabine değişikliğinin Ramazan Bayramı sonrasında yapılması bekleniyor

Ramazan Bayramı sonrasında yapılması beklenen kabine değişikliğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı için nasıl bir tercih yapılacağını önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz. Ancak şurası unutulmamalıdır ki turizm, Türkiye ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biridir ve bu sektörün yönetimi vizyon sahibi, tecrübeli ve kamu sorumluluğunu ön planda tutan isimler tarafından yürütülmelidir.

Unutmayalım, turizm sadece otellerden ve yatırımlardan ibaret değildir; güven, kamu sorumluluğu ve doğru yönetim anlayışıyla ayakta duran stratejik bir sektördür. Bu nedenle turizmin yönetiminde liyakat, tecrübe ve devlet ciddiyeti her zaman ön planda olmalıdır. 


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.