İçinde maske olmayan tatil hayalleri

Pandemi nedeniyle herkesin sokağa çıkmadan evde yaşamaya devam ettiği, dışarı çıkanların şehirlerin bomboş hayalet görüntüsünden kaçıp hemen evlerine döndüğü  günlerin ardından, tarihin en farklı tatilini yaşadık bu yaz. Evet tatil yörelerine attık kendimizi ama, maskeli bir tatil yaptık.

Adil Çulhaoğlu 26/11/2020 23:41
İçinde maske olmayan tatil hayalleri

Virüs yayılma hızı, bulaşma oranı, sosyal mesafe, maske takma, okulların yaz tatili, hijyen koşulları vb. konuların ele alındığı TV programlarını, sıkça takip ettiğimiz sanal medya haberlerini, konuyla ilgili yorumları takip etmekten başımızın döndüğü zamanlardı.

Bir çekince vardı tabii. Pandemiyle ilgili yorumlarla kah umutlandık, kah endişelendik, kah korktuk. Ama yine de çıktık evlerimizden. Sanki bir işaret beklermişçesine korkusuzca ve kaçarcasına çıktık evlerimizden yeni normalde.

Bizleri bekleyen, uçak, tren, otobüslere atladığımız gibi koştuk sahillere. Yolumuzu gözleyenler de çoktu tabii… Ulaştırma firmaları, acenteciler, otelciler,  tekneci ve yatçılar, kamp, karavan ve plaj işletmecileri, tatil beldeleri, kısaca milyonlarca insanın ekmek yediği turizm sektörü...

Haziran ayında kısıtlamaların kalkmasıyla birlikte, apartman yaşamından kurtulmak için yola çıktığımızda, daha ilk adımda bizi yeni kurallar karşıladı. Uçak, otobüs, tren, vapur gibi araçlar, sosyal mesafe kuralına göre yeni oturma düzeninin yapılması sonucu, kapasitelerinin %50’sini kullanmaya başladılar. Kapasitenin yarıya düşürülmesi demek, maliyet artışı ve bunun bilet fiyatlarına yansıtılması demekti.

Bu dönemde, özel araçlarıyla tatile çıkanların sayısı da yükseldi. Ulaşım kaleminde meydana gelen fiyat artışını, konaklama tesisleri, cafe, bar, restoran gibi işletmelerdeki fiyat artışları izledi. Ama bu saydıklarım, içi tatil özlemiyle yananları durdurmaya yetmedi.

Apart otellere, yazlık evlere, kamplara, çadır ve karavanlara, sıra  sıra dağların yaylalarına çıktık. Ateşin ölçüldüğü, otellerde açık büfelerde yemeklerden seçme zevkini tatma yerine, cam paravan arkasında personel tarafından tabakta bize verilen yemek,  kutu ya da şişe olarak verilen içeceklerle yetindik.

Ne yaşayacağımızı bilmeden tatile çıkmıştık. Bu, benzerini deneyimlemediğimiz bir tatil olacaktı. Hem her şey aynıydı, hem de çok farklıydı. Sahillerde, plajlarda tişört, şort, terlik üçlüsüne maske eklendi bu sene.

Restoranlarda garsonlara buranın nesi meşhur diye menü kartından sipariş veremedik. Bunun yerine, cep telefonuna gelen menüden siparişlerin verilebildiği,  herkesin 1,5 metre mesafeden selamlaştığı, birbirinden uzaklaştığı tatili yaşadık.

Herkesin deniz tatili yapması da mümkün olmadı tabii. Yaşadığımız şehirlerde, birkaç aylık eve kapanma günlerinde, artan işsizlik ve gelir kaybı, maliyet artışları gibi nedenlerle uzaklarda tatil herkes için olanak dahilinde olmadı.

Ya günübirlik bir göl, bir nehir kıyısı, bir milli parkta, yeşili ve bitki örtüsünü keşfetmek için bisiklet sürdük, doğada yürüyüşler yapıp bir ören yerini, bir müzeyi ziyaret ettik, bir kamp alanında çadırlarda konakladık; ya da doğduğumuz, çocukluğumuzun geçtiği kasaba ve köylerdeki baba ocaklarına giderek geçmişle yeniden bağlantı kurup nostalji yaşadık.  

Bir yazı böyle geçirdik. Maskeli de olsa tatil güzeldi. Şimdi yeni tatil hayalleri kuruyoruz, içinde maske olmayan hayaller…


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.