İbrahim-i Beldeden “Şanlıurfa” İlinden İzlenimlerim
Her zaman görmek istediğim Şanlıurfa ilimize hafta sonunda bir seminer vermek üzere gittim. Öncelikle çok kısaca seminerden bahsetmek isterim. Seminer “Türkiye İnsan Kaynakları Vakfı (TİKAV)” tarafından yeni dönem bursiyerlerinin eğitim programı içerisinde yer alan “Öğrenmeyi Öğrenme” konulu bir günlük oturumdu. Diğer günde ise şehri tanıma etkinlikleri yer almaktaydı. TİKAV Bireysel Gelişim projesi içerisinde bursiyer olan ve Harran Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğrencisi Onur Baysoy tarafından hazırlanan bu tek günlük geziyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu içerisindeki üniversitelerde okuyan başarılı 16 öğrenci bu ili tanıma fırsatı buldular. Henüz 19 yaşında olmasına rağmen Onur’un hazırlamış olduğu Şanlıurfa gezi programı son derece kaliteli ve etkileyiciydi; bir insanın elindeki gücü yüreğiyle harmanlayınca neler neler yapabileceğine tam bir örnek.
Cumartesi günü yapılan şehir turunun ben en son kısmına katılma fırsatı bulabildim. Saat yedide başlayan “Sıra Gecesi” bizlere dolu dolu Şanlıurfa’yı yaşattı. Davul, zurna, saz, darbuka, keman ve şarkıcılardan oluşan bir kadro ile bir Şanlıurfa konağının bize ayrılan odasında çok güzel zaman geçirdik. Yemeklerden bahsetmek bile insanın karnını tekrar acıktırıyor. Önümüzde yapılan lezzetli çiğköfte, çeşit çeşit mezeler ve kebaplar, arkasından sunulan krep benzeri bir tatlı olan “şıllık” ve künefe, devamında gelen demli çay ve tabii ki sen sonda sunulan sert mırra kahvesi. Bu lezzetlere bir de müzik ziyafeti eklenince muhteşem olan bu gece, halaylarla son buldu.
Bendeki Şanlıurfa sevgisinin birkaç nedeni var. Bunları sizlerle paylaşmak ve sizleri de o güzel ili ve bölgeyi gezmeye teşvik etmek isterim. Öncelikle tarihi olarak Urfa, Antep ve Maraş illerinin gösterdikleri insanüstü çabalarla kendi özgürlüklerini kazanmaları hem tarihi hem de sosyal olarak çok önemli bir başarıdır. “Açılım” tartışmalarının sürdüğü günümüze çok güzel göndermeler yapan ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinde daha sonraları yerini bulan “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözü olduğuna inanıyorum. Bu yönüyle Şanlıurfa’nın bizlere birlik ve dirlik içerisinde yaşamayı gösterebilecek bir il olduğuna inanıyorum.
Şanlıurfa’yı kalbimde özel yapan bir başka nokta ise şehrin “İbrahim-i” olan yapısıdır. Herkes filmlerden, kitaplardan ya da derslerden Hz. İbrahim ve onun hikayesini bilir. Ateşe atılan Hz. İbrahim’i yakması gereken odunların balığa dönüşmeleri ve günümüzde de Balıklı Göl olarak isimlendirilen yerin oluşması etrafında anlatılan bir olaydır. Sizleri bilmem ama Hz. İbrahim benim düşünce hayatımda önemli yeri olan bir insan, bir baba, bir lider ve peygamberdir.
Hz. İbrahim bir mantık insanıdır. Bizler mantık alanında hep Aristo gibi düşünürleri vurgularız ama bizim coğrafyamızdan olan Hz. İbrahim’in bu yönünü çok fazla vurgulamayız. Kuran-ı Kerim, Hz. İbrahim’in mantığının nasıl bir mantık olduğunu bizlere çok iyi anlatır. Güneş, ay ya da yıldızlar benim yaratıcım olabilir mi diye sorgulayan ama onların da geçici olduğunu gören Hz. İbrahim’in Allah sevgisi sonunda onu Halilullah (Allah Dostu) yapmıştır. Yine putların tamamını kıran ve baltayı kırmadığı tek putun omzuna asan Hz. İbrahim’in belde halkına madem ki bunlar canlı ve diri o zaman kesin bu put diğerlerini kırarak yok etti diye sorgulatması acaba Sokrat’ın sorgulayarak doğruyu buldurma yöntemine paralellik göstermiyor mu?
Kaynağı kesin olmasa bile bölgede anlatılan Hz. İbrahim kökenli bir efsaneye göre devrin hükümdarının ateş yakmayı yasaklaması
Bana göre hepimizin Hz. İbrahim üzerinden farklılıklarımızın birleştirici gücü konusunda öğrenebileceği çok şey var. Farklı din, dil ve kültürlerin bir arada yaşadığı Şanlıurfa’da insan kendini daha bir insan, ruh kendini daha bir dingin hissediyor. Hele ki bir de benim gibi Şanlıurfalı bir aileye misafir olun, o zaman beyniniz de gözünüz de gönlünüz de apayrı bir şenlik içerisine girsin. Size övgüyle bahsettiğim Onur’un ailesine birkaç saatliğine misafir olma şerefine nail oldum. Sohbet o kadar tatlıydı ki, ikram edilen kahve, baklava, meyve vs… hiçbir şey bu sohbetin tadına yaklaşamadı bile. Şanlıurfa’da herkes ve her şey Hz. İbrahim’in tüm insanları kucaklaması misali sizleri kucaklıyor. Misafirperverlikte sınır tanınmıyor bu şehirde.
Size birkaç teknik detay vererek yazımı bitirmek istiyorum. Şanlıurfa Havaalanı şehirden 30 km. kadar uzakta. Gidiş gelişlerinizi buna göre ayarlamalısınız. Şöyle bir söz işittim, Şanlıurfa’ya gelenler bütün evliyaları ziyaret etmeden giderlerse tekrar tekrar bu şehre gelirlermiş, hatta yediden fazla gelenler bu şehre yerleşirlermiş. Doğru mudur bilinmez ama ben bu şehre defalarca gitmek istediğimden eminim. Gelirken yanımda Şanlıurfa’da reçel denen biber salçasından, isotundan ve bakır işlemeli ayran kaplarından getirdim. Hala Şanlıurfa’yı yaşamaktayım. Umarım sizler de bir gün bu ili böylesine yaşama şansına sahip olursunuz.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: