Göcek'te neler oluyor? Koruma mı, dönüştürme mi?

Kıymetli okurlarım, bu haftaki yazımda Göcek’te son dönemde yaşanan gelişmeler üzerinden doğa, turizm ve yönetim anlayışı arasındaki hassas dengeyi ve bu dengenin nereye evrildiğini ele alacağım.

Dr. Zekeriya Bingöl  / Kültür ve Turizm Uzmanı Dr. Zekeriya Bingöl / Kültür ve Turizm Uzmanı 02/05/2026 16:50
Göcek'te neler oluyor? Koruma mı, dönüştürme mi?

Doğayı korumak, onu kullanmamak değil; ona zarar vermeden var olabilmektir. Kıymetli okurlarım, bu haftaki yazımda Göcek’te son dönemde yaşanan gelişmeler üzerinden doğa, turizm ve yönetim anlayışı arasındaki hassas dengeyi ve bu dengenin nereye evrildiğini ele alacağım.

Türkiye’nin en özel kıyılarından biri olan Göcek, bugün yalnızca bir turizm destinasyonu değil; aynı zamanda bir yönetim anlayışının sınandığı laboratuvar haline gelmiş durumda. Son dönemde yaşanan gelişmeler, bize çok temel bir soruyu yeniden sorduruyor: Doğayı koruyor muyuz, yoksa kontrollü bir şekilde dönüştürüyor muyuz?

Göcek’te esen üç ayrı rüzgâr var

Birincisi, Türkiye Çevre Ajansı’nın hayata geçirdiği ve teoride denizi korumayı amaçlayan tonoz sistemi.

İkincisi, Bedri Rahmi ve Günlüklü koylarında yaşanan yapılaşma girişimleri ve doğa tahribatı.

Üçüncüsü ise, yıllardır bölgenin omurgasını oluşturan yat mola noktalarına yönelik ekonomik baskılar ve tasfiye süreci.

Bu üç başlık, aslında tek bir gerçeğin farklı yüzleri: Göcek yeniden tanımlanıyor.

İyi Niyetli Bir Başlangıç: Tonoz Sistemi

Tonoz sistemi, doğru uygulanırsa Göcek için bir fırsat olabilir. Koylarda aylarca sabit kalan teknelerin yarattığı yoğunluğu azaltmak, denizin nefes almasını sağlamak ve atık yönetimini disipline etmek… Bunlar son derece gerekli adımlar.

Ancak sorun şu: Türkiye’de çoğu zaman olduğu gibi, iyi fikirler kötü uygulamalarla gölgeleniyor. Sistemin henüz oturmamış olması, fiyat politikalarındaki belirsizlikler ve teknik aksaklıklar bir yana; aynı dönemde yaşanan diğer gelişmeler, bu “koruma” hamlesinin samimiyetini sorgulatıyor.

Bir Sabah Gelen İş Makineleri

Göcek’in kalbinde, SİT alanı olan koylarda bir sabah ansızın başlayan inşaat girişimleri…

Ağaçların sökülmesi, sazlıkların yok edilmesi, beton temellerin doğaya indirilmesi…

Bunlar sadece çevre sorunu değil.

Bu, doğrudan bir zihniyet meselesi.

Çünkü aynı kamu yapısı bir yandan “denizi koruyalım” derken, diğer yandan en hassas alanlara müdahale ediyorsa, ortada bir çelişki var demektir.

Marina mı, Betonlaşma mı?

Türkiye’de marina ihtiyacı olduğu doğru. Ancak bu ihtiyacın çözümü, doğanın en bakir noktalarına yeni projeler yığmak olmamalı. Göcek gibi hassas ekosistemlerde marina yapmak, sadece ekonomik bir karar değil; geri dönüşü olmayan bir ekolojik müdahaledir.

Bugün tartışılan projeler bize şunu gösteriyor: Sorun marina yapmak değil, marinanın nereye ve nasıl yapılacağıdır.

Asıl Kırılma: Yerelin Tasfiyesi

Belki de en kritik mesele burası.

Yıllardır Göcek koylarında hizmet veren, bölgenin doğasını bilen, denizciye rehberlik eden yerel işletmeler… Bugün artan kira ve ecrimisil bedelleriyle sistem dışına itiliyor.

Yerlerine ne geliyor?

Daha büyük, daha “kurumsal”, daha pahalı işletmeler…

Bu sadece ekonomik bir değişim değil.

Bu, Göcek’in ruhunun değişmesidir.

Çünkü bir bölgeyi özel yapan sadece doğası değil; o doğayla kurulan insan ilişkileridir.

İki Ayrı Göcek

Bugün karşımızda iki farklı Göcek var:

Biri: Doğayı korumaya çalışan, tekne yoğunluğunu azaltan, sürdürülebilirliği hedefleyen bir model

Diğeri: Betonlaşan, kiralanan, fiyatlandırılan ve yerel unsurları dışlayan bir yapı

Sorun şu ki, bu iki model aynı anda yürütülmeye çalışılıyor. Ve bu çelişki, eninde sonunda birini yok edecek.

Son Söz

Göcek bir “proje alanı” değildir. Göcek bir miras alanıdır.

Eğer gerçekten korunmak isteniyorsa:

 Yapılaşma baskısı net şekilde sınırlandırılmalı

  Yerel işletmeler sistemin içinde tutulmalı

  Ekonomik kazanç değil, ekolojik denge öncelik olmalı

Aksi halde, Göcek’i kurtardığımızı sanırken aslında onu yavaş yavaş kaybediyor olacağız.


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.