Erkan Yağcı: 2010 yılı için karamsar değil, umutluyum...

Antalya’nın yıldızı parlayan Turizm Bölgesi Kundu’da, Dünyada örneği olmayan Concerde uçağı görüntüsündeki Concorde De Luxe Resort Hotel , 2005 yılında kapılarını yerli yabancı konuklarına açtıktan hemen sonra Akdeniz Çanağı'nda adından en fazla söz ettiren tesislerden biri oldu. Sektörün başarılı isimlerinden biri olan Concorde De Luxe Resort Hotel Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Yağcı ile pazar çeşitlendirmesinden, sektörün kriz yönetimine kadar birçok konuyu konuştuk.

Turizm Aktüel Turizm Aktüel
01/01/2020 02:40
Erkan Yağcı: 2010 yılı için karamsar değil, umutluyum...
EMEL EVCİN / TURİZM AKTÜEL - ANTALYA

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün İş Konseyi üyeliğine seçildiniz. Böyle önemli bir kuruluşuna seçilmenizin Antalya ve Türk turizmine katkısı ne olacaktır.
Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel işletmeciliği mezunuyum. Mezun olduktan sonra Amerika’da işletme yüksek lisansımı tamamlayıp 2003 yılının sonuna doğru Türkiye döndüm. 2004 yılında Antalya’daki Concorde De Luxe Resort Hotel  projemizle turizm sektörüne giriş yaptım. 2005 yılında Concorde De Luxe Resort Hotel’i açtık.
Okuldan başlayan bir turizm geçmişim var. Gelinen son süreçte ise geçtiğimiz aylarda Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün İş Konseyi üyeliğine seçildim.
Böylelikle turizm alanında dünyanın en önde gelen kuruluşlarından Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü nün iş konseyi üyeliğine seçilerek uluslararası bir platformda yer almış olduk. Bu üyelik sayesinde hem Concorde De Luxe Resort Hotel i hem de ülke turizmimizi dünya kulislerine taşıyacağımızın inancındayız.
Dünya Turizm Örgütü’nün en son Kazakistan’daki yapılan 18.nci genel kuruluna katıldım. Türk turizmini ve başarılarımızı anlattık.

"2009'da krizin etkilerinden korunmak için pazar çeşitlemesine gidiyoruz. Bosna Hersek, Çek Cumhuriyeti, Slovenya ve Moldova gibi pazarlara yöneleceğiz" dediniz. 2009 için aldığınız önlemler ve pazar çeşitlendirmeleri politikanız nasıl sonuç verdi.
Hem gelir hem de kişi sayısı açısından 2008 yılı son yıllarda turizmin altın yılı oldu. Sektörün her kesimini memnun eden bir yıldı. Tabi böyle bir yılın ardından başlayan ekonomik krizin etkileri her ülkeye çok farklı yansıdı. 
2009 yılına başladığımızda açıkçası bir kapalı kutu vardı, herkes piyasanın etkileneceğini söylüyordu ama bu işin boyutunu kimse tam olarak kestiremiyordu. Krizin etkilerini en aza indirmek için yapabileceğimiz stratejilerden biri de pazar çeşitliliğini artırmaktı.2009 yılında gelen kişi sayısında Ocak- Eylül sonu itibariyle yüzde 4’lük bir düşüş yaşandı.
Genelde tüm pazarlarda düşüş yaşanırken sadece iki pazarda artış oldu. Bunlardan biri yüzde 15 ile İngiltere olurken diğeri de yüzde 20 artış ile  İran oldu.
Krizde düşüşü minimize etmek oldukça önemlidir, yüzde 4’lük düşüşe baktığımız zaman moralleri bozacak bir düşüş değil. Açıkçası bardağın dolu tarafına bakmak lazım. Genel bir değerlendirme yaparsak yüzde 12’lik bir artış ile bu yılın parlayan pazarı İngiltere oldu. İngiltere pazarındaki artışın nedenine bakarsak kur avantajını iyi kullandı.
2009 bütün ülkeleri etkiledi, yani 2009’u düşüş olmasına rağmen iyi kapattık. Bizim yapmamız gereken gerçekleri görüp iyi analiz etmek ve çözüm önerileri hazırlamak. Ocak ayındaki rezervasyon rakamları ile biz 2010 yılının nasıl olacağını göreceğiz. 2010 yılının bize şöyle bir avantajı olacak. Bu sene yaşadığımız sıkıntılardan çıkardığımız dersle yapılan çoğu kontratlarda 2010 yılı için çok ciddi bir fiyat artışları konmadı.
Yani sektör 2009 yılında uyguladığı kontrat fiyatları Antalya bölgesi için konuşuyorum hemen hemen korudu. Bu yıl erken rezervasyonlar biraz daha fazla gelebilir. Sektör yine kendini bir şekilde toparlayacaktır. 2010 yılı için karamsar değilim.
Belli bir pazardan gördüğümüz düşüşü yeni bir pazarları artırma çabasına girdik. Bu dengeleme aynı şekilde 2010 yılı içinde olacak, bir iki pazara bağlı kalmanın cezasını sektör yeterince gördü. Finansın genel kuralıdır zaten, tüm yumurtaları aynı sepete koyma.
Bizde müşterilerimizin tek bir ülkeden gelmesini istemiyoruz.

2005'te Concorde De Luxe Resort Hotel ile turizm sektörüne giren Zaf Grubu, sektördeki faaliyetlerini artırma konusunda kararlı. Ege'de bir golf oteli, İstanbul'da da bir şehir oteli planlarınız vardı bunlar ne aşamada?
Turizm zor ve keyifli bir iş, bu sektörde de büyümeyi öngörüyoruz fakat bilinçli bir yatırımcıyız. Yaptığımız işte fizibilite çalışmalarını ve mantıklı bir yatırım olup olmadığını açıkçası grup olarak çok iyi ölçüp biçiyoruz. Dolayısıyla uygun ortam ve fırsatta her zaman yatırımımızı yapıyoruz. Kısacası gözümüz açık sektörü takip ediyoruz.

Ege ve Akdeniz kıyılarında yer alan 5 yıldızlı tesislerin yüzde 40'ı Başkentli yatırımcıların elinde. 5 yıldızlı tesislerin sahibi Başkentli iş adamlarına ve Türk turizmini uçuran yatırımlarına ait. Başkentli müteahhitler, turizme de damgalarını vuruyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanırım bu gayet normal bir şey, çünkü otel yatırımı çok ciddi finans yatırımı gerektiren yatırımlar. Bu otel yatırımlarında inşaat en önemli kalemdir. İnşaat firmaları da bu sektöre güvendiklerinde de bu alana yöneliyorlar. Yani hem finansal gücü olan hem de bu işi yapan insanların turizm sektörüne girmeleri çok doğal. Baktığımız zaman çoğu da başarılı.
Gerçi başarının ölçütü nedir? Bu çok farklı bir konu. Her sektörde yüzlerce yatırımcı var herkes kendini başarılı görüyor. Türkiye şu anda dünya turizminde ilk 10 sırada.
Bence bunda en büyük pay da yatırımcıların, çünkü parayı veren ve riske giren onlar.

Turizmde artık sadece temiz deniz, kum ve güneş yeterli değil bu nedenle temalı oteller turizmcilerin gözdesi oldu. Concorde Otel, Kundu Sahillerini süsleyen temalı otellerden oldu. Sizin otelinizde havacılık tarihinin en ünlü ve hızlı uçağı Concordu yansıtıyor. Neden temalı otel ve bu kararınızdan hiç pişman oldunuz mu?
Biz 2004 yılında otel inşaatına başladığımızda önümüze birden fazla proje geldi. Bu projelerden biri de Concorde Uçağıydı. Ürünü farklılaştırmanın iki yolu var birincisi hizmetle diğeri de fiziki olarak. Biz ikisini de yapmak istedik. Mimari olarak ta farklılaşmak istedik, o zaman bu bölgede temalı otel yapma durumu da vardı. Ayrıca Condorde 2004 yılında uçuştan kaldırılmıştı. İnsanlarda bir hatıra olsun ‘Concord’la uçamayanlar, Concord’ta konaklasın” diye bir pazarlama sloganı ile bulduk. Concorde Otel burnu ve kanatları ile her an uçuşa hazır bir uçağı andırıyor. Otel’de konaklayan turistler Concorde ile uçamıyor ama tatil yapma imkânı bulunuyor.
Ve şimdilerde yaptığımız yatırımın ne kadar olduğunu görüyoruz. Temalı otel yaptığımız için asla pişman olmadık.

Concorde De Luxe Resort Hotel olarak nasıl ayrıcalıklarınız var?
Concorde De Luxe Resort Hotel’in en önemli hedefi, misafir memnuniyetini sürekli artan bir trendde tutmak. Concorde, müşteri memnuniyeti üzerine kurduğu disiplininin meyvelerini topluyor. Şirket karlılığının dayandığı temelin müşteri memnuniyeti ve sadakatine bağlı olduğu bilinciyle hareket eden Concorde, bunun özünde eğitimli ve tecrübeli personel yattığını farkındalığıyla hareket ediyor. Concorde'a ulaşan her türlü şikâyet/istek/öneri otel tarafından kayıt altına alınarak değerlendiriliyor.
Tüm misafirlerin her türlü şikâyetini detaylı bir şekilde inceleyen otel yönetimi bunu değerlendirdikten sonra yapılan uygulamayı misafire bildirerek konudan haberdar olmasını sağlıyor. Marka olma yolunda Concorde De Luxe Resort her geçen gün bir önceki günden daha iyi ve iddialı.
 


 

Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.