Cumhuriyet tarihinin en uzun bakanlığı... Ersoy'la ilgili memnuniyetsizlik arttıkça görev süresi uzadı
Turizm rakamla değil; adalet, istişare ve güvenle büyür. Turizmde rakamlar konuşuluyor ama sahada başka bir tablo var. Evet, Türkiye turist sayısında hâlâ güçlü. Ancak bu başarı, sektörün tamamına yayılan bir memnuniyet üretmiyor.
Kıymetli okurlarım, bu haftaki yazımda Türkiye turizminin son dönemde sıkça konuşulan bir yönünü, sahadaki memnuniyetsizlikleri, sektör kulislerinde dile getirilen değerlendirmeleri ve Ankara’da konuşulan kabine tartışmalarını ele almak istiyorum. Turizm yalnızca rakamlardan ibaret değildir; sektörün gerçek nabzı sahada atar. İşte bu nedenle turizmdeki tabloyu sadece istatistiklerle değil, sektörün içinden gelen seslerle birlikte değerlendirmek gerekir.
Turizm rakamla değil; adalet, istişare ve güvenle büyür. Turizmde rakamlar konuşuluyor ama sahada başka bir tablo var. Evet, Türkiye turist sayısında hâlâ güçlü. Ancak bu başarı, sektörün tamamına yayılan bir memnuniyet üretmiyor. Aksine, son dönemde turizmciler arasında “beklentiler karşılanmıyor” duygusu giderek güçleniyor. Sorun da tam burada başlıyor.
Uzun süredir sahadan gelen ortak bir serzeniş var
Uzun süredir sahadan gelen ortak bir serzeniş var: Kültür ve Turizm politikaları, büyük ölçekli yatırımlar ve vitrin projeleri üzerinden okunuyor; küçük ve orta ölçekli işletmeler ise çoğu zaman sistemin dışında kalıyor. Ruhsat süreçleri, denetim mekanizmaları, yangın yönetmelikleri ve sürdürülebilirlik kriterleri derken sektör nefes almakta zorlanıyor. Turizmci, yatırım yaparken değil; mevzuata yetişmeye çalışırken yoruluyor.
Bu tablonun en dikkat çekici tarafı ise şu: Sektörde ciddi bir memnuniyetsizlik olmasına rağmen, Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Cumhuriyet tarihinin en uzun süre görevde kalan Kültür ve Turizm Bakanlarından biri. Normal şartlarda bu kadar yaygın eleştiri, görev süresini kısaltır. Ancak turizmde durum tam tersi oldu; memnuniyetsizlik arttıkça görev süresi uzadı.
Bakanlık, otelcilere ve özellikle Turizm ve Otelcilik Derneklerine mesafeli bir çizgi izledi
Sahadaki algı net: Bakanlık, otelcilere ve özellikle Turizm ve Otelcilik Derneklerine mesafeli bir çizgi izledi. Sektörün ana aktörleriyle kurumsal ve sürekli bir istişare mekanizması oluşmadı. Turizm, masa başında planlandı; sahadaki işletmeci çoğu zaman kararların seyircisi konumunda kaldı. Bu da doğal olarak “biz bu işin neresindeyiz?” sorusunu büyüttü.
Hatta işin ironik tarafı şu ki; geçmişte turizmle doğrudan ilgisi olmayan bazı bakanların dönemlerinde bile sektörle daha sıcak temas kurulduğu, turizm derneklerinin daha fazla dinlendiği ve yönetim refleksinin daha kapsayıcı olduğu sıkça dile getiriliyor. Yani sorun yalnızca uzmanlık değil; yaklaşım meselesi.
Tabloya bir de çıkar çatışması algısı eklendi
Bu tabloya bir de çıkar çatışması algısı eklendi. Bakanın aynı zamanda aktif bir turizm yatırımcısı olması, hukuki olarak mümkün olsa da sektörde “eşit mesafe” duygusunu zedeliyor. Özellikle hazine arazileri, ÇED süreçleri ve büyük ölçekli projeler gündeme geldiğinde, bu rahatsızlık daha görünür hâle geliyor. Turizmcinin beklentisi çok basit: Kurallar herkes için aynı olsun.
Son yaşanan otel yangınları ve ardından başlayan denetim tartışmaları, Bakanlığı yalnızca idari değil, siyasi tartışmanın da merkezine taşıdı. Denetim yetkileri, sorumluluk alanları ve merkezi-idari yapı ciddi biçimde sorgulanıyor.
Bu nedenle Ankara kulislerinde kabine revizyonu konuşulurken, Kültür ve Turizm Bakanlığı başlığı özellikle öne çıkıyor. “Köşk’te ikinci dalga” söylemleri boşuna dolaşmıyor. Kamuoyunda ve sektörde yıpranma yaşayan alanlarda değişim ihtimali giderek güçleniyor.
Ancak asıl mesele şu: Olası bir değişiklik, sadece isim değişikliği mi olacak; yoksa turizm anlayışı da değişecek mi?
Turizm yalnızca sayı ve gelir tablosu değildir. Turizm; istihdamdır, yerel kalkınmadır, esnaftır, kültürdür, sahadaki emektir. Otelcinin, rehberin, acentenin, yatırımcının sesini duymayan hiçbir model uzun vadede ayakta kalamaz.
Unutmayalım, koltuklar kalıcı değildir. Ama sahadaki sorunlar çözülmezse, rakamlar da bir gün konuşmaz olur.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: