Yeni sezona umutlu giriyoruz... Club Nena kapılarını 20 Nisan'da açıyor

2022 sezonu hakkında değerlendirmelerde bulunan Club Nena Satış ve Pazarlama Direktörü Yılgör Demirtaş, Club Nena’nın sezonu 20 Nisan’da açacağını söyledi. Turizm sektörünün 2016 yılından itibaren bir kriz sarmalına girdiğini belirten Demirtaş, bu krizi atlatıp 2019 sezonunda normale döner dönmez, bu kez de sektörün pandeminin etkisiyle sarsıldığını ifade etti.

14/04/2022 11:25
Yeni sezona umutlu giriyoruz... Club Nena kapılarını 20 Nisan'da açıyor

Ticaret hayatında risklerin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Yılgör Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç bir şey garanti değildir. Fakat biz Türk halkı malesef garantici bir karaktere sahibiz. Riski sevmiyoruz. Girişimciliğimizin önünü kesiyoruz. Pazarı ve pastayı dışarıya kaptırıyoruz.”

“Club Nena ailesi olarak 2021 sezonunda pandemiye rağmen çok iyi doluluk yaşadık. Haziran sonu itibariyle yarı sezonda hedeflediğimiz rakamlara ulaştık. 2022 sezonu için de çok iyi hazırlandık. Yeni sezona da umutlu giriyoruz” diyen Demirtaş, şöyle konuştu. “Eğer Ukrayna savaşı başlamasaydı, hedeflediğimiz rakamlara ulaşmayı öngörmekteydik. Ancak yine bir krizle karşı karşıyayız. Rusya-Ukrayna savaşı, tüm dünyayı etkiledi.

Turizm sektörü olarak biz de etkilendik. Emergency Management ile planlamamızı kalite üzerine oluşturduk. 2021 verilerine göre Türkiye’ye 4,5 milyon Rus ve 2 milyon Ukraynalı turist geldi. Toplamı 6,5 milyonluk bir kayıp yaşıyoruz. Bu çok ciddi bir rakamdır. Bu yıl Rusya pazarından aldığımız pay, uçak ve charter kriziyle 2 milyona düştü. Türkiye'de gittikçe gelişen Ukrayna pazarının ise, en az üç yıl turizmde olmayacağını düşünüyoruz.”

Club Nena zaten 25 yıldır Avrupa pazarında tanınan bir ürün

Yoğun Alman turist alan Side bölgesinin bu açıdan avantajlı olduğunu söyleyen Yılgör Demirtaş, “Biz zaten savaştan önce de planlamamızı Avrupa'ya göre yapmıştık. Eksik kalan Rus - Ukrayna boşluğunu doldurmak için, Avrupa pazarına yoğunlaşarak kapatmayı planlıyoruz. Club Nena zaten 25 yıldır Avrupa pazarında tanınan bir üründür. Sadece zamanla ülke politikalarından dolayı, bazı alternatif pazarları güçlendirdik. Bir otel pazarlaması sadece Rus ya da Alman turist üzerine olmamalıdır.

Özellikle sahil turizminde olabildiğince çoklu ülke mozaiği oluşturulması gerektiğine inanıyorum. 33 yıldır pazarlamasını yaptığım tüm otellerde bu marketing planını benimsedim. Ne kadar çok ülke ve pazar olursa, olası politik krizlerde eksilme olan kontenjanı, diğer pazar ile tamamlama şansı o kadar çok olur. Çünkü her yıl mutlaka bir ülke ile sorunlar yaşanıyor. Biz, iyi bir ekip çalışmasıyla bunu planladık.

Bu planlamanın sonuçlarını da almaya başladık. Satışlarda, savaş başladığında bir anda oluşan belirsizlik ve başlayan durgunluk, normale döndü. Şu anda satışlarımız gayet iyi.  Bu sebeple de açılış ertelemiyoruz. Planladığımız tarih 20 nisanda kapılarımızı açıyoruz ve ilk müşterilerimizi alıyoruz” dedi.

Antalya ve Türkiye'nin erken rezervasyon şampiyonu İngiltere’dir

Bu yıl Antalya ve Türkiye'nin erken rezervasyon şampiyonunun İngiltere olduğunu vurgulayan Demirtaş, “Savaş başlamadan önce de bu böyleydi. Nedeni de neredeyse pandemiden dolayı iki yıldır kapalı olan bu pazarda biriken tatilci potansiyeli. Türkiye, en çok talep edilen pazardır.

İspanya ve Yünanistan'a zaten istedikleri zaman gidebiliyorlar. Ama kendi para birimleriyle en iyi maliyeti ve en yüksek kaliteyi Türkiye'de buluyorlar. Operatörlerin de en çok kazandığı destinasyon,  Türkiye'dir. İngiltere pazarını da geliştirmek için büyük çaba harcadık.

Yeni bir pazar, iyi bir marketing ve kalite yönetimiyle ancak beş yıl sonra ürün bazında oturmaya başlar

Bu yıl savaş sonrası, Rusya yoğunluğu olan otellerin bir anda Avrupa’ya dönmeye çalıştığını gözlemliyoruz. Ama hesaba katmadıkları önemli ayrıntı var: Biir otel bir anda Avrupalı olamaz. Marketing ve konaklamalarla ve reklama ayrılan bütçe ile en az üç yıl gereklidir. Bir pazar ancak beş yılda iyi bir marketing ve kalite yönetimiyle ürün bazında oturmaya başlar.

Bunu oluşturmak öyle zor ki. Otelinizdeki personel yapınızdan, kiracılarınıza kadar, konseptiniz ve alışkanlıklarınız, otelin müşteri portföyü için önemlidir. Eğer bir otelde Rus yoğunluğu varsa, personel ve kiracılar da Rusça’ya göre planlanıyor. Konsept buna göre yapılanıyor. Ama bir otelde Alman ve Avrupalı turist yoğunluktaysa, her şey tam tersi yönde değişiyor” diye konuştu.

Haziran ayı sonunda charter uçakları yaptırım anlaşmalarından çıkar

2022 yılına dair öngörülerini de paylaşan Yılgör Demirtaş, “Artık her yıl bir kriz olacağı kesin. Bu yıl Ukrayna-Rusya, gelecek yıl Sırbistan-Kosova, Sonraki yıl Çin-Malezya... Uluslararası politika satrancında adım adım ilerleyen bir şeyler olduğunu artık hepimiz hissediyoruz.Malesef dünya tarihi boyunca bu savaşlar ve krizler hiç  bitmedi. Daima güçlü olmak ve birilerini bağımlı yapabilme içgüdüsü var çünkü. Ukrayna savaşının biteceğini sanmıyorum. Bu yüzden bu savaşı belli yerde yavaşlatıp ve soğumaya alıp, normalleşmeye getirip, kışa girerken yeniden daha da büyüteceklerini  düşünüyorum.

Haziran ayı sonlarında ise charter uçaklarının yaptırım anlaşmalarından çıkacağı ve kullanılmaya başlanacağı kanaatindeyim. Bunu yapmak zorundalar. Sistem böyle. Yoksa Avrupa çöker. Eğer yapamazlarsa, Avrupa'da birileri iflas eder. Zaten adım adım ilerledikleri bu güç savaşında belli molalar vererek devam etmelerinin sebebi de budur.

Satranç oyununda, her hamlede bir nefes molası veriliyor. Temmuz ayında herşey normale dönebilir. Rusya’daki enflasyon belki kalıcı olabilir ama halk tatil yapmadan duramaz. Bir süre sonra mevcut şartlara alışıp, devletin de kriz yönetiminde bazı politikalar üretmesi gerekiyor.

Türk turizmi krizlerden ders çıkarmalıdır

Türk turizmi  için söyleyebileceğim en önemli konu ise, krizlerden ders çıkarılmasının çok önemli olduğudur. Krizleri başımıza gelen bir felaket olarak görmemeliyiz. Aksine, bizi devamlı eğiten ve kalitemizi koruyan bir unsur olarak görmeliyiz. Çünkü kriz dönemlerinde iyi olanlar, fark edilmeye başlanıyor. Kötü olanlar ise, rekabetten düşüyor. Kabul etsek de etmesek de maalesef bu böyle.

Rusya yoğunluğu olan bir çok otel, ‘Nasıl olsa verdiklerimiz Ruslara yetiyor’ diyerek hizmet yürüttüğü ve kendisini geliştiremediği için,  kriz durumlarında bir anda krizde ortada kalıyor. Böyle bir hizmet anlayışı da, maalesef otelciyi tembelleştirir. Her zaman savunduğum prensip; ‘İyi olanlar kalsın, kötü olanlar elensin’. Hizmet sektörünü ciddiye alan işletmeciler, krizlerden ders çıkarıp daha iyi olmayı öğrenmelidir. Hiç bir patron zarar edecek kadar zengin değildir” şeklinde konuştu. 


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.