Bir dost düşünün! Hem sadık hem de bilgili...
Turizme ara verip bu yazımda sadık dostlarımıza dair düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Kitap için yapılan tanımlara baktığımızda karşımıza en çok çıkan tanımlardan bir tanesi;
“ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kağıt yapraklarının bütünü” şeklinde (tdk).
Oysa hepimiz şüphesiz biliriz ki kitaplar yukarıdaki tanımdan çok daha fazlasını hak ediyor ve öylesine
önemliler ki..
Her ne kadar internetteki arama motorları vasıtasıyla aradığımız birçok şeye ulaşıyor olsak da,
benim gibi hala elektronik kitaplara ısınamayan, dolayısıyla bildiğimiz dokunabildiğimiz kitaplar
almaya devam
matbaa kokusu henüz kaybolmamış olan bildiğimiz gazetelerden alanlarınız vardır. En azından
ben bu topluluğun içindeyim. Kitaba dair nacizane ne söylesem azdır. Bir de üstadlar neler
söylemiş aşağıdaki satırlarda üstadlara kulak verelim isterseniz,
*”Kitaplarım bana yetecek kadar büyük bir krallıktır.” Shakespeare
*”Kitapsız yaşamak; kör,sağır, dilsiz yaşamaktır.” Seneca
*”Kitaplar, kaybolmuş kafaların anıtlarıdır.” Sir William davenant
*”Kitap, hiç aldatmayan bir arkadaştır.” Guilbert de pixrecourt
Üstadlar güzel söylemişler ancak iyi şeyleri anlamak her zaman kolay olmuyor.
Kendi payıma fırsat buldukça okumaya çaba gösteririm. Yakın çevreme hediye alırken önceliğim
genel de kitap olur. İnsanın bir dostuna hediye olarak kitap alması güzel bir mesaj ve farklı bir
jesttir. Bu tür jestlere ihtiyacımız var çünkü ülkemize ait okuma oranlarıyla ilgili istatistikler hiç
iç açıcı değil. BM insani gelişim raporu,2005 istatistikleri aşağıda;
*Bir Japon yılda ortalama 25 kitap, bir İsviçreli yılda ortalama 10 kitap, bir Fransız yılda ortalama 7 kitap okurken, Türkiye de 6 kişi ortalama 1 kitap okuyabiliyor.
*Azerbaycan da bir kitap ortalama 100 bin tirajla basılırken, Türkiye de ise 2-3 bin tirajla basılıyor.
*Japonya da toplumun %14’ü, Amerika da toplumun %12 si, İngiltere ve Fransa da toplumun %21 i düzenli kitap okumaktadır. Türkiye de ise bu rakam on binde 1 !
*
Nobelli bir yazara ve kitapları yabancı dillere çevrilmiş olan birçok yazara sahip bir ülkenin
kitaplara karşı daha duyarlı olması gerekir diye düşünüyorum. Kitaplara hak ettikleri değeri
verememizin birçok nedeni olabilir ;
Örneğin, içinde bulunduğumuz yaşam koşulları kitap okumayı pek olanaklı kılmıyor. Herşeyi hızlı
tüketiyoruz. Zamanı daha çok online mecralarda geçiriyoruz.
Ya da özellikle popular kitaplar çok pahalı diyebiliriz.
Ancak yine de bir şekilde kitap okumaya zaman ayırabilmeliyiz.
Kitap okuyalım ki kitap yazarları şevkle yazmaya devam edebilsinler.
Kitap okuyalım ki dedikodu yerine kitaplardan bahsedelim.
Aslında bu yazıyı yazmama sebep olan şey uzun zamandır değinmek istediğim bir konuyu
hatırlamamdı. Genel de toplu taşıma araçlarıyla seyahat ederken vaktimi gazete okuyarak
geçiririm. Ve okuduktan sonra da bir başkasıyla paylaşmaya çabalarım. Çabalarım diyorum
çünkü kimse gazeteyi almak istemez. -en çok satan gazetelerden birini okurum genel de-
Ne bir teşekkür, ne bir nezaket! Sadece kafa işaretiyle hayır diyen insanlar.
Aynı yolları, mekanları, evleri tekrar tekrar seyretmek isteyen insanlar var.
O kadar yabancılaşmış ve iletişimde kapalı hale gelmişiz ki…
Bunun major nedenlerinden birisi de okumamamız diye düşünüyorum.
“İnsanın okuyabileceğinden fazla kitap satın alması,ruhun sonsuzluğa uzanışından başka bir şey değildir;bizi yok olup giden hayvanlardan üstün yapan tek şey bu tutkudur.”/A.Edward Norton
Tutkumuzu hiç kaybetmeyelim..
Sevgi ve saygılarımla.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: