Berberi Şehirler – Tiznit ve Agadir

01/01/2020 02:40

Marakeş’te iki İtalyan arkadaşımla buluşup daha çok Berberi nüfusun yaşadığı Tiznit’e doğru yol alıyoruz. Yolculuk molalar dahil sekiz saat kadar sürüyor ama yoldaki manzara karşısında insan şaşkınlığını gizleyemiyor. Yemyeşil bir doğanın masmavi bir gökyüzü ile kaynaştığı, içerisine birbirinden güzel ve renkli köy ve kasabaların serpiştirildiği yol size çok kısa geliyor. Biz Tiznit’te yapılacak olan bir festivale katılmak üzere gidiyoruz. Tiznit’te otobüsten inince son derece samimi bir karşılama oluyor ve kalacağımız binaya geçiyoruz. Binanın içerisinden insanı dansa çağıran bir müzik yükseliyor, daha sonra bana Gnawa tarzı müzik olduğunu söyleyecekleri bu müzikle insan kendinden geçiyor.




Bu sıcak karşılama sadece bize özel değil. Bu şehirde tüm duygular daha temiz ve daha içten. İnsan Tiznit’te daha farklı görüyor hayatı. Şehrin kurucusunun bir kadın olduğu  efsanesi var. Bu nedenle şehirde kadınlara daha da özel bir yer verilmiş. Halk Amazigh adı verilen yerel Berberi dilini kullanıyor. Farklı bir alfabesi olan ve Arapça ile benzeşmeyen bu dilden birkaç kelime öğrenmek hoşunuza gidebilir.

Şehir içerisinde kadınlar “Melhaf” adı verilen rengarenk çarşafları giyiyorlar. Çarşafların bağlanma şekli sizin Arap ya da Berberi olduğunuzu gösteriyor. İtalyan arkadaşımın Melhaf bağlamayı öğrenmesi üç gün kadar sürdü. Erkekler ise “Djelaba (cellabe)” denilen uzun elbiseleri giyiyor. Bunun altına ise “Sarwal” denilen özel bir şalvar giyiliyor. “Razza” adı verilen başın tam üstünü açıkta bırakan beyaz bir sarık ise kıyafetin diğer bir parçası. Şehre uyum sağlamak için tüm bu kıyafetleri satın aldım ama en sonunda bana bu kıyafetlerin altına bu ayakkabı gitmez dediler. Ben de battı balık yan gider misali bir de “Lbalgha” adı verilen ucu sivri arkası açık terliklerden satın aldım. İnanmayacaksınız belki ama onların kültürüne uyum sağlama çabalarım o kadar büyük bir takdir gördü ki yüzüm kıpkırmızı oldu. Zira tek valizle geldiğim bu şehirden üç valizle ayrıldım. Hediyelerini zorla sığdırabildiğim bu valizlere aslında bu insanlara karşı yüreğimdeki muhabbeti koysam beni hiçbir uçak taşımazdı.


Şehrin en meşhur ürünlerinden bahsetmek isterim sizlere. Gümüş işlemeciliği çok gelişmiş durumda. Şehrin kurucusu olan kadına ithaf edilen “Tazerzit” adlı üçgen süsleme her yerde görülebiliyor. Ayrıca sadece Fas’a özel bir ağaç olan “Argan” ağacının fındık benzeri meyvesinden elde edilen Argan yağı belki de bu şehrin en önemli ürünü. Bu yağ masajlarda kullanılan ve litresi iki yüz avroya kadar çıkabilen E vitamini açısından çok zengin bir yağ. Burada ise litresi yirmi avro bile değil.

Argan, cilt ve saç kremlerinde, bazı yemeklerde ve cilt rahatsızlıklarında da kullanılan çok amaçlı bir bitki. Evlerinde bu yağı üretenlerden satın alırsanız hem daha kaliteli hem de daha ucuza bu yağa sahip olabilirsiniz. Tiznit’in merkezindeki çarşısına gittiğinizde satın alabileceğiniz daha bir çok şey var. Baharatçılardan kurutulmuş kaktüs meyvesi satın aldım. Tadı kötü ama şekerle kaynatınca şifalı olduğunu söylüyorlar. Bunun yanı sıra “Tamtam” adı verilen davulu, “Tarra” denilen tefi ya da gitara benzeyen “Ribab”ı satın alabilirsiniz hatıra olarak.


Tiznit içerisinde etkin olarak çalışan bir çok dernek ve düzenledikleri etkinlikleri mevcut. Gençlik bu küçük şehirde hayatı daha hareketli kılmak için elinden geleni yapıyor. Tiznit sokakları da size birbirinden farklı sürprizler yapmaya hazır. Örneğin birkaç dükkanın üzerinde tavuk resmi gördüm. İçeriye doğru bakınca burasının bir tavukçu olduğunu öğrendim. Ama tavuklar kafes içerisinde ve siz istediğinizi kestirip temizletebiliyorsunuz. Bu tavuğu pişirmek için üstünde bacası olan “Tajin” kaplarından satın alabilirsiniz. Size bir de itirafım olsun; hayatımda yediğim en leziz tavukları ben Tiznit’te yedim. Doğal beslenmelerinden mi yoksa pişirmeden mi bilemeyeceğim ama böylesi leziz bir tavuğu herkes tatmalı bence.


Tiznit’ten sonra yolum Türkiye’nin Antalya’sı olarak tanımlanan Agadir şehrine düştü. İki şehir arası sadece bir buçuk saat ama havası tamamen değişiyor. Okyanus kıyısında uzun bir sahil şeridi olan bu şehrin manzarası inanılmaz. Gece olunca tepelerden birisine Arapça olarak “Allah, Melik, Vatan” üçlemesi yansıtılıyor ve bunu izlemek gerçekten de çok güzel. Sahil şeridinde el ele yürüyen bir çok çift görmek mümkün. Size başıma gelen bir olayı da paylaşmak isterim uyarı mahiyetinden.

Tanınmış bankalarımızdan birisinin kredi kartıyla para çekmek istedim. Fakat kartıma bloke kondu. Daha sonra öğrendim ki Fas’ı güvenli ülkeler arasında saymadıkları için kartı kullanınca şüpheli işlem olarak sayarak bloklamışlar. Ama bu bile beni Agadir’in meşhur diskolarından birisine gitmeme engel olamadı. “Mojito Lounge” içerisine girince bize ayrılan yere oturduk. Öncelikle bir çok gece kulübü ya da diskodan çok farklı olduğunu söylemeliyim. İçeride masalarda nargile içen kadınlar ve erkekler bir yandan alkollü alkolsüz içeceklerini yudumlarken bir yandan da sohbet ediyorlar. Bu arada masada dans etmek yasak. Herkes piste çıkıp dans etmek zorunda. Arap, Gnawa, Sahara, Tekno ve daha neler neler dinlemek ve eğlenmek mümkün. 


Gecenin sabahında tüm arkadaşlarım beni Agadir havalimanına bıraktılar. Bu güzel insanlara veda etmek o kadar zor oldu ki anlatamam. Agadir havalimanı modern ve gördüğüm en ucuz kafelere sahip. İçerisinde bir büyük kuş bahçesine de sahip olan bu havalimanından geriye yolculuğumun en başındaki Kazablanka’ya geri uçtum. Yüreğimde sevgilerle, muhabbetlerle, yeni arkadaşlıklarla bu ülkeye veda ederken içimden sadece “bekle beni tekrar buluşana kadar” demek geldi…


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Tüm güncellemelerden e-posta yoluyla haberdar olun.