“Evsaf-ı Cisr-i Irgandı”; Sıfatlar Köprüsü Irgandı- Bursa
“Çıkayım mı?, Geleyim mi?”...
Gazi bu sözleri ağaçlıkta saklanan bir adamın söylediğini sanarak arkasını kolaçan etti. Ancak arkasında gür ağaçlık alandan başka birşey yoktu. Hemen önünde ise gürül gürül akan Gökdere gecenin sessizliğini bastırıyordu. Ses tekrar etti:
“Çıkayım mı?, Geleyim mi?”...
Gazi bu defa arkasına bakmadı, cesaretini topladı ve kılıcını yavaşça kınından çıkararak:
“Çık bakalım, ne yapacaksın”, diyerek sesin geldiğini sandığı dere yatağına kılıcını tüm gücüyle vurdu.
O anda yerden büyük bir hazine toprağın üzerine kaynamaya başladı. Toprak “ırgalanıp”, sikkeleri suyun üstüne bırakıyordu. Gazi suyun aktığı yatakta sikkeleri görüyordu. Suyun ışıltısında sikkeler de dans edercesine parıldıyordu. Bu manzara karşısında hayretler içinde kalan Gazi karşılaştığı mucizeyi hemen Orhan Gazi’ye açmak istedi. Nitekim huzura kabul edilen Gazi anlattıklarıyla Orhan Gazi’nin oldukça ilgisini çekti. Olayı dinleyen Orhan Gazi sonun da şu yorumda bulundu:
“Ne hayır ettin? Allah sana kısmet etmiş. Git Bursa’da hayra sarfet”.
Gazi bunu bir emir olarak telakki eder ve bulduğu hazinenin 10’da 1’ini devlete ödedikten sonra bu dere üzerine o güne kadar görülmemiş büyüklükte bir köprü inşa ettirir.
Açıkçasını söylemek gerekirse yukarıda anlatılan sadece bir rivayettir. Bursa’nın ünik yapıları arasında yer alan Irgandı Köprüsü hakkında söylene gelen kısa bir rivayet.
Köprünün rivayet olmayan tarihine baktığımızda ise yapım tarihi tam olarak kestirilememekle beraber 14. Yüzyıl olarak kabaca kabul edilmektedir. Bu eşsiz köprüyü yaptıran kişi ise zamanının tüccarlarından olan Irgandılı Pir Ali’nin oğlu Muslihuddin Efendi’dir. Kagir ve tek katlı olarak inşa edilen köprünün mimarı ise Mimar Abdullah oğlu Timurtaş’tır. Köprü büyüklüğü olduğu gibi başka bir özelliğiylede öne çıkar; içinde çok sayıda çarşı, mescit hatta ahırlar barındırır. Kaynaklara bakılırsa 30 kadar dükkan, 1 mescit, 2 ahırla, geçmişte el sanatları olarak kullanılmış, bir çarşı niteliği taşıyordu. Lonca sistemine uygun çarşı, seyyahların ve tüccarların sık uğradığı bir ticaret alanıydı. Bu anlamda Bursa’nın göbeğinde yer alması, Bursa’nın iki önemli ilçelerini birbirine bağlaması (Osmangazi-Yıldırım) işlevi sayesinde kısa zamanda önemli bir yere geldi köprü. Tüm bunların yanın da köprü özelliğiyle beraber ticaretinde yapılabildiği yer olması uğraklığını arttırdı.Irgandı köprüsü’nün en önemli özelliklerinden biri de Dünya’da aynı özelliklere sahip sadece 4 tane köprünün bulunmasıdır. Bunlar Floransa'daki Ponte Vacchio ve Venedik'teki Ponte Rialto. Diğer örnekler ise Osmanlı mirası; Bulgaristan'daki Lofça şehrinde bulunan Osma Köprüsü ve Bursa’daki Irgandı. Ancak bunlar arasında da bir gruplamaya gidersek içlerinde yükseklik ve mimari özellikler bakımından en metin ve latif olan köprü Irgandı Köprüsüdür.
Ünlü Seyyahımız Evliya Çelebi 17. Yüzyılda Bursa’ya geldiğinde köprüyü görür ve hayran kalır. Gördüklerini herzaman ki gibi biraz da abartarak kitabına kaydeder:
“Evsaf-ı cisr-i Irgandi. Bursa'nın bir çarşısı da Gökdere'deki Irgandi Köprüsü üzerindedir ki, yemin ve yesar ikiyüz kadar hallac dükkanlarıdır. Hücrelerinin pencereleri zir-ü paylerinden cereyan eden Gökdere'ye nâzırdır. Ve bu cisr dükkânlarının üzeri cümle tonoz kemerler ile mebni olub kurşun ile mesturdur. Bu cisrin iki başında kal'a kapuları gibi temiz kapılar üzere mazgal delikleri vardır. Cizrin bir tarafı boştur. Han gibi misafirhane olup at bağlanır”.
Köprü 1854 Bursa Depreminde büyük hasar görmüştür. Bunun yanında Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar Bursa’dan kaçarken (1922) bu eşsiz köprüyü bombalamışlar ve buda köprünün uzun yıllar kendi kaderine terk edilmesine neden olmuştur. Bu son aldığı darbe ile bir harebe olan köprü 2004 yılına kadar sessiz sedasız uzun bir uykuya dalar.
Osmangazi Belediyesi 2004 yılında köprünün tekrar eski ihtişamına kavuşması için çalışmaları başlatmıştır. 1 yıldan uzun süren çalışmalar sonun da 2005 yılında hizmete açılan köprü artık Bursa’nın ticaret değil ama sanat yuvalarından biri olacaktır. Nitekim köprüde bıçakçılık, sedefkârlık, ahşap oymacılığı, halıcılık, hat, çini, minyatür, ney ve ebru gibi sanatlar sanatseverlerle buluşur olmuş. Günümüzde Köprü adeta çok sesli bir orkestra ya dönmüş durumda. Neyzen Mümin Orhan’ın üflediği ney nağmeleri, Yılmaz ustanın dövdüğü metalden çıkan ses ve Bekir ustanın tokmak sesi bu orkestranın enstrümanlarını oluşturuyor.
Efsanelere neden olan, Evliya Çelebi’nin abartılarında vücut bulan ve onun “sıfatlar köprüsü” lakabına mazhar olan, bir başka örneği bulunmayan, sahip olduğu eşsiz orkestrası eşliğinde gezebileceğiniz tek köprü olma özelliğini de taşıyan Irgandı Köprüsü ziyaretçilerini bekliyor. Köprü bence Bursa’yı değil tüm Türkiye’yi özetliyor; bir kıtadan diğer kıtaya geçerken durup dinlenebileceğiniz, dinlenirkende farklılıkların birarada yaşamayı nasıl bildiğini; bunu nasıl bir kültür haline getirdiğini gözlerinizle görebileceğiniz bir mekana davet ediyorum sizleri.
Irgandı Köprüsü gibi bir köprü ile başka hiçbir yerde karşılaşamayacaksınız.
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: