Turizm sektöründe kaç kişi çalışıyor?

Dev Turizm-İş Genel Başkanı Mustafa Yahyaoğlu, 27 Eylül Dünya Turizm (Çalışanları) Günü ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Turizm işletmelerinde Türkiye genelinde 3,5 milyon, Antalya’da 950 bin işçi var. İşçiler haklarının farkında değil” dedi.

28/09/2020 22:12
Turizm sektöründe kaç kişi çalışıyor?

Tüm dünyanın 2020 yılında Covid-19’un etkisiyle mücadele ettiğini hatırlatan Devrimci Turizm İşçileri (Dev Turizm-İş) Sendikası Genel Başkanı Mustafa Yahyaoğlu, “Turizm ve turizm çalışanları da bu krizden en fazla etkilenen, en ağır bedelleri ödeyen sektörlerin başında geldi. İşçilerin sorunlarını dert edinen, işsizliklerine, açlıklarına, ücretsizliklerine çözüm arayan bir çalışma göremedik.

İşverenlere destek paketleri, vergi, sigorta, kredi borçları ertelemeleri, işçi ücretlerinin ve sigortalarının işsizlik sigortasından karşılanması reva görülürken, işçilere de kısa çalışma ödeneğini bile fazla bulup 1168 TL ücretsiz izin ödeneğini icat etmeler, 17 Nisan’dan sonra işe girenlere kısa çalışma ve ücretsiz izin ödeneğini de uygulamayan bir acayip anlayışla karşı karşıya kaldık” dedi.

‘İşsizlik 13 milyona dayandı’

Bu yıl işsizliğin DİSK Araştırma Dairesinin yaptığı araştırmaya göre 13 milyona dayandığını hatırlatan Yahyaoğlu, Akdenizmanşet'te yer alan haberde, “İşsizlik açlıktır, asgari yaşam gelirinden mahrum kalmaktır. Bu sayıları bir de aileleriyle birlikte düşünmek gerekir ki sayı katlayacaktır. 1991 yılında, Birleşmiş Milletler Dünya Çalışma Örgütü (ILO), 172 sayılı ‘Turizm Çalışanlarının Çalışma ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi’ başlıklı bir uluslararası sözleşmeyi kabul etti.

Aynı zamanda daha önce Dünya Turizm Günü olan 27 Eylül'ü 'Dünya Turizm (Çalışanları) Günü'  olarak kabul etti. 29 yıldır gelen giden bütün hükümetler bu sözleşmeyi imzalamıyor, yürürlüğe koymuyor. 'Ucuz ekmek, ucuz turizm’ politikasızlığına, hem emeği ile geçinenleri, hem de ülkenin olanaklarını çarçur ediyor, peşkeş çekiyorlar.

Turizm işletmelerinde çalışmakta olan Türkiye genelinde 3,5 milyon, Antalya’da 950 bin işçi var. İşçiler de ne yazık ki haklarının, güçlerinin, bugünlerinin, geleceklerinin farkında bile değiller. Örgütlü olmanın, bilinçli olmanın değerini bilmiyorlar” diye konuştu.

‘Çalışma koşulları kötüleşti’

‘Diğer sektörlerde de olduğu gibi çalışma koşulları her geçen gün daha da kötüleşiyor’ diyen Yahyaoğlu, “Çalışma süreleri uzarken, ücretler düşüyor. İş yükü artarken, satın alma gücü eriyor. İşçilerin bir iş yerinde çalıştığı süreler kısalıyor. Kıdemli işçi yok denecek kadar az. Kimsenin kıdem tazminatı oluşmuyor, yıllık ücretli izin hakkı oluşmuyor. Sezonluk işçi olmak can yakıyor, gelecek sezon aynı iş yerinde çalışabilecek mi kimse bilemiyor.

Kıdem ortalaması (bir işçinin bir iş yerinde çalışabildiği ortalama süre) 3,5 aya inmiş durumda. Haftalık ücretli izinler, mazeret izinleri, doğum izinleri kullanılamaz hale gelmiş durumda. ‘Hak değirmende olur. Nereye biliyorsan oraya şikâyet et’ en çok duyulan sözler oldu. Bir yandan da turizm eskisi gibi 8-10 merkezde değil Türkiye’nin her yerine yayılmış durumda.

Kayseri’den Urfa’ya, Trabzon’dan Rize’ ye, Van’dan Mardin’e, Diyarbakır’a Antakya’ya, Bolu, Kastamonu, Afyon 81 vilayette, binlerce ilçede turizm yapılmaya çalışılıyor. 81 vilayetten ve komşu devletlerden, turizmin yoğunlaştığı merkezlere işçiler gelip çalışıyor” diye konuştu. 

‘Turizm çeşitleniyor’

Kayıt dışı, kaçak işçi çalıştırmanın, en yoğun yaşandığı sektörlerden birisinin turizm sektörü olduğunu hatırlatan Yahyaoğlu, “Dünyada iletişim ve ulaşım geliştikçe, refah arttıkça, insanlar daha fazla gezmek, görmek, tanımak ve yaşamak istiyorlar. Bu da turizmin önümüzdeki günlerde ve yıllarda daha da yükselen bir grafiği olacak demektir. Türkiye’nin son yıllardaki krizlere, kaoslara, komşularımızda ve bizde savaşlara rağmen, yıllık turizm geliri 30 milyar doları geçti.

Geçen yıl 52,5 milyon turist ülkemizi ziyaret etti. Bu yıl koronavirüs yaşanmasaydı 55-60 milyon turistin geleceği bekleniyordu. Dünyada toplam turizm geliri 1,4 Trilyon Dolar ve son bir yılda seyahat eden insan sayısı 714 milyon kişi oldu. Yani ülkemizde, yerli ve yabancı turizm geliştirilerek, çok daha büyük hedeflere ulaşılabilecektir. Bunun için bindiğimiz dalı kesmememiz ve ’sürdürülebilirlik’ten ödün vermememiz gerekiyor. Komşularımızla barışı sağlamalıyız.

Ülkemizi demokrasinin işlediği, halkının mutlu, huzurlu, güler yüzlü olduğu bir duruma getirmeliyiz. Bu ön şarttır. Dünyada ve ülkemizde turizm çeşitleniyor. Yaz turizmi, kış turizmi, yayla turizmi, kültür ve inanç turizmi, sağlık ve spor turizmi, kongre turizmi, sosyal turizm vs. ılıcalarımız, şifalı sularımız, göllerimiz, derelerimiz, dağlarımız, denizlerimiz, doğal ve kültürel varlıklarımız korunmalı ve değerlendirilmelidir” dedi.

‘Gelir dağılımındaki adaletsizlik’

Her yıl yüzlerce otel ve işletmenin el değiştirdiğini anlatan Yahyaoğlu, “Emek ve yoğun bir sektör olan turizmin yatırımcıları, insana yatırım yapmak yerine sadece mermerden saraylar yapmayı sürdürdüklerinde, her yıl neden daha ucuza satmak zorunda kaldıklarını da anlayamayacaklar ne yazık ki. Her yıl yüzlerce otel ve işletme el değiştiriyor, iflas ediyor. Bazıları da her birkaç yılda bir, yeni otellerin ve işletmelerin sahibi oluyor. Acaba neden?

Ülkemizde gelir dağılımındaki adaletsizlik düzeltilmelidir. 4 kişilik bir ailenin hanesine, sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2 Bin 800 TL, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 7 Bin 500 TL olmuştur” şeklinde konuştu.

‘Turizm insani bir ihtiyaçtır’

‘Turizm çağdaş bir ihtiyaçtır, insani bir ihtiyaçtır’ diyen Yahyaoğlu, “Temel ihtiyaçlar karşılanabilmişse artık turizm, kültür, sanatsal etkinlikler için kaynak ayrılabilir. Evine ekmek götürmekte zorlanan insanların turizme katılması beklenemez. Çalışan nüfusun elde edebildiği gelirler, temel tüketimi, beslemeyi, sağlığı, eğitimi, barınmayı, ulaşımı, haberleşmeyi, giyinmeyi, karşılayabildiği gibi gazete, kitap

alabilmeyi, sinemaya, tiyatroya, konsere gidebilmeyi, tatil ve turizm yapabilmeyi de karşılamalıdır. Bunlar haktır. Peki, bu kendiliğinden oluşur mu? Tabii ki hayır, ağlamayan çocuğa meme verilmiyor. Hakkı hak etmek ve alabilmek de gerekiyor. Bu da örgütlü işçiler için mümkün, başka yolu da yok.

İşçilerin ekonomik ve sosyal talepleri için örgütlülük de dernektir, sendikadır, kooperatiflerdir. Politik taleplerimiz için siyasi partidir.  Tek başına ya da gruplaşarak hiçbir hakkını alamayacak olan çalışanlar, binlercesi, on binlercesi bir araya geldiğinde derneklerinde, sendikalarında, çok ciddi bir güç oluştururlar ve ciddiye alınırlar, sözleri dinlenmeye başlanır. Sektörlerinin sorunlarını bilen ve bunu açıklıkla ifade edebilecek olanlar da bu demokratik kitle örgütleridir” diyerek konuşmasını tamamladı.

 

 


Önemli haberleri kaçırma!

E-posta bültenine abone ol:

Merak etme spam mailler gelmeyecek.