10 Eylül 2010 Cuma
 Foto Galeri
çılgın modacılar
çılgın modacılar
 Yazarlarımız
HASAN ARSLAN
 
İSTANBUL’UN MAKYAJININ ALTINDAN SIRITAN KUSURLAR...

VOLKAN ALTINTAŞ
 
GADIN KÖYÜM(*)...

EMRE GÖKHAN
 
Kurtuluşa Taç Olan Zafer; 30 Ağustos 1922......

HASAN TINMAZ
 
Bir Başka Alanya: Denizden Ötesi...

RECEP ARISOY
 
Sektörde genç olmakta sorun, yaşlı olmakta...

HÜSNÜ GÜMÜŞ
 
GÜRE'DEN SELAMLAR...
ALİ YILMAZ
 
ERKEN REZERVASYON......
Şaban Ali YAŞAROĞLU
 
DEMOKRAT BİR LİDERE BAKIŞ...
K.ÜNSAL BARIŞ
 
Marifet olan nedir?...
Tunç MÜSTECAPLIOĞLU
 
Nee Kamboçya'da mısın, orası da neredeydi?...
Antonios Α. Giannopo
 
Greek Tourism Sector & Financial Crisis: Threats and Opportu...
ERCAN ATAK
 
Asıl bahtı güzel olsun, kardeş… ...

OSMAN ERGİN
 
BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA......

ADİL ÇULHAOĞLU
 
Kültür ve Turizm Zenginliklerimiz...




 Mail List
E-Posta bültenimize
kayıtlı olmak ister misiniz?



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
K.ÜNSAL BARIŞ
K.ÜNSAL BARIŞ
Otelcilikte “A la Turca” yönetim!
26.02.2010 / 19:11:33


“A la Turca” kavramı Fransızca bir tabir olup, “Türk usulü” demektir. Bu kavram, Osmanlıların yükselme döneminde, Avrupalıların Osmanlı medeniyetinden ve kültüründen kendi medeniyet ve kültürlerine transfer ettikleri her türlü yenilik ve gelişimin anlatım ve tarifinde kullandıkları bir tabir idi.  

Çünkü, o dönemde Avrupa ülkelerinde geri kalmışlık hüküm sürerken, Osmanlı hakimiyeti altında bulunan topraklar üzerinde de gelişmişlik hüküm sürmekte idi.

Günümüzde ise durum tam tersine dönmüştür. Avrupa’da gelişmişlik ve refah hüküm sürerken, Osmanlı imparatorluğundan arta kalan, Anadolu yarımadasının işgal edilip, parçalanma hazırlıkları sürerken, büyük bir mücadele ve fedakarlıkla kurtardığımız “Misak-ı milli” hudutları üzerinde kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde de maalesef batıya bağımlılık ve az gelişmişlik hüküm sürmektedir.

Durum tersine dönünce, “A la Turca” kavramının anlamı ve kullanıldığı yerler de  değişmiştir. Günümüzde, bizden daha gelişmiş durumda olan Avrupa ülkeleri, “A la Turca” kavramını, Türkiye’de gördükleri veya karşılaştıkları her türlü az gelişmişlik ve medeniyet farklılıklarımızdan kaynaklanan eylemlerin tarif ve anlatımında kullanmaktadırlar. Avrupalıları bir kenara bırakın, bizler dahi, kendi kendimizi oto-kritik yaparken, bu kavramı sitemkar olarak sıkça kullanırız.    

Günümüz Avrupalıları, “A la Turca” kavramını; Türk yemeklerinin, müziğinin, folklörünün, düşünce ve yaşam tarzının anlatımında kullandıkları gibi, bu tabiri;    düzensizlik, kurallara uymama, kaos ortamları, farklı mentalite, farklı yaşam tarzı, farklı giyim tarzı, örf ve adetlerde bağnazlık, mucizeye bel bağlama, kadercilik, aşırı duygusallık, sorunları güç kullanarak çözme, şark kurnazlığı, kaytarmaya eğilimlilik gibi eylemleri anlatan veya tarif eden durumlar için kullanmaktadırlar.

Her şeye rağmen Avrupalılar, gerek Avrupa’da yaşayan Türkler kanalıyla ve gerekse tarihteki ilişkilerimiz, günümüzdeki siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, askeri ilişkiler bağlamında, biz Türkler ile yüz yıllardır iç-içe yaşamak durumunda kalmışlardır.

Hatta, onların kültürüne olumlu ve olumsuz katkılarımız da olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bu bağlamla da, Avrupalılar istese de, istemese de, Asyalılığımızın yanı sıra ve rağmen, Avrupa kültür mozaiki içinde de yer almaktayız.    

Gerek Avrupalıların Türk kültüründen etkilenmeleri ve gerekse Türklerin de batı kültürü etkisi altında değişime uğramış olmasına ilaveten, coğrafi, tarihi ve iklim güzelliğimiz, Avrupalıların Türkiye ilgisini arttırdığından, Türk turizmi gelişme olanağını bulmuştur.  

Türkiye, turizm ve otelcilikte büyük mesafe kat etmiştir. Türkiye’de bir taraftan dünya standartlarında örnek tesisler açılırken, diğer taraftan da dünya standartlarında otel yöneticileri yetişmeye başlamıştır. Otellerimizden bazıları dünya sıralamasına girerken, bazı yöneticilerimiz de uluslar arası arenada görev yapmaktadırlar.

Ancak, bu olumlu gelişmeler ile yetinip, gevşemememiz gerekir. Artık, turizm ve otelciliği bilen işletmeci ve yönetici kesiminde çekirdek kadrolara sahip olduğumuza göre, bu kadroların yatay büyümesi için bir çaba içinde olmamız gerekir. Yani, “A la Turca” işletmeci ve yönetici sayısını minimum sayıya düşürmemiz gerekir.

Turizm ve otelcilikte olumlu gelişmeler sürerken, ihmal edilen veya önemsenmeyen veya az önemsenen konular içinde bulduğum en önemli konulardan üç tanesi de;

1) Otellerde çok ihtiyaç duyulan personel kullanım alanlarının nicelik düşüklüğü,  
2) Bu alanların standartlarının, kapasitelerinin ve niteliklerinin düşüklüğü,
3) Yetersiz personel eğitimi konusudur.

Tabii, bazı kurumsallaşmış veya kurumsallaşma çabaları içinde olan otelcilik grupları,  eğitimin önemini kavrayıp, bu konuda yatırım yapmakta oldukları da izlenmektedir. Ancak, bu çabaların yeterli olduğu söylenemez.

Eğitime yapılacak yatırımın yanında, personel lojmanları, soyunma salonları, elbise dolapları, tuvaletleri, duşları, lavaboları, personel yemek salonları, kantinleri,  personel taşıma olanaklarının kapasiteleri, standartları, nitelikleri ve periyodik bakımlarının da tam planlanması ve bu alanların ciddi denetlenmesi gereklidir.   

Oteliniz 4 yıldız veya 5 yıldız da olsa, hatta daha üstü de olsa (!), şayet yönetiminiz  personelden işletmenizin yıldızları karşılığında hizmet bekliyorsa, personele götürülecek hizmetin nitelik ve standartlarının da yüksek tutulması şarttır.

Siz yönetim olarak, personele dünya standartlarında hizmet üretemezseniz, personelden dünya standartlarında hizmeti nasıl bekleyebilirsiniz? Şayet, bir hizmet alınıyorsa da, alındığını sandığınız bu hizmetin verimliliğini ve rasyonelliğini hiç kendi aranızda tartıştınız mı?

Bazı tesislerde, bazı yöneticilerden ve bazı işletme sahiplerinden duyuyorum; “Personele bu bile fazla!, Bizden bu kadar!, Zaten en güzelini yapsak da personel kullanmasını bilmiyor!” gibi mazeretler ifade ediliyor. İşletmenizde bu mazeretlerden biri veya hepsi varsa, sorun yine personelin sorunu değil, işletmeci ve yönetici zaafı sorunudur. Ben işletmenizi tanımayan birisi olarak sorununuzun  işletmenizdeki eğitim eksikliği veya eğitim yetersizliğinden kaynaklandığını söyleyebilirim.  

Eğitim deyince, yalnızca bazı branşlara yönelik mesleki eğitim, lisan eğitimi, işletim sistemi eğitimi, yangın eğitimi gelmemeli. Eğitim programlarınıza; hijyen eğitimi, adabı-muaşeret eğitimi, işletme malzemelerini kullanma eğitimi, kurumsallık eğitimi, duyarlılık eğitimi, tasarruf eğitimi, iyi vatandaşlık eğitimini de dahil ediniz. Masrafınızın olacağı kesindir ama kazancınızın, masrafınızın üzerinde olacağı da kesindir.

“Eğittiğimiz personeli diğer işletmeler için mi eğiteceğiz?” Düşüncesi de yanlıştır. İşletmenizde personel dönme oranı (turnover) yüksek ise, bu sorununuz, işletmenizde ciddi bir sorunun varlığının da bir sinyalidir.

Böyle kestirme düşünüp, kolaya kaçmayıp, yan çizmeyiniz. Sorun veya sorunları araştırıp, konunun üzerine gidiniz. Bunu hem personeli sevdiğiniz için yapın, hem işletmenizi sevdiğiniz için yapın ve hem de turizmi ve otelciliği sevdiğiniz için yapın!

Otelcilikte “A la Turca” yöneticiliği terk edip, işletme ve yönetim standartlarınızı yükseltmeyi zorlayınız. Bu girişiminiz, doluluk oranınızı ve ortalama fiyatınızı yükseltmeyi zorlamanız kadar doğal ve gereklidir.

İşletme olarak, işletmeci olarak, yönetici olarak şüphesiz yine siz kazanacaksınız.

K. Ünsal BARIŞ
kubaris@yahoo.com

Toplam 1 Yorum Eklenmiş

K.ÜNSAL BARIŞ Önceki Yazıları

.