22 Şubat 2012 Çarşamba
 Foto Galeri
BALON SHOW
BALON SHOW
 Yazarlarımız
HASAN ARSLAN
 
BİLGİN'İ KAYBEDELİ 3 YIL OLDU......
DR. VOLKAN ALTINTAŞ
 
HERTHA İLE COŞ TÜRKİYE’YE KOŞ…...
Şaban Ali YAŞAROĞLU
 
2012 TURİZM İÇİN KÖTÜ BİR YIL MI OLACAK?...
K.ÜNSAL BARIŞ
 
TURİZM SEKTÖRÜ VE NÜKLEER ENERJİ ...
Tunç MÜSTECAPLIOĞLU
 
TENİS ANA KARNINDA ÖĞRENİLEBİLİR Mİ? ...
SEÇİM AYDIN
 
SAĞLIK TURİZMİ İÇİN DEV ADIM..!...
HATİCE ARISOY
 
SAĞLIĞIMIZIN DOSTU: ZEYTİN ve ZEYTİNYAĞI...
M. ALİ ULUTURHAN
 
Letonya`dan selamlar...

YAKUP DEMİR
 
İÇ PAZAR İÇİN UMUT FUARI...
OSMAN ERGİN
 
BULANIK SUDA BALIK AVLAMAK...

ADİL ÇULHAOĞLU
 
BELÇİKA'DA 3 TÜRK MADENCİ EŞİ...

 Mail List
E-Posta bültenimize
kayıtlı olmak ister misiniz?




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YAKUP DEMİR
YAKUP DEMİR
Resort Turizm Kongresinden Notlar (Aralık 2011)
02.01.2012 / 00:48:45

Öncelikle 2012 yılının herkes için mutluluk getirmesini dilerim.

Yeni yılın ilk yazısını Aralık ayında Antalya` da gerçekleştirilen Resort Turizm kongresinde aldığım notlara ayırdım. Kongrede anlatılanları birebir tekrarlamaktan çok, aslında neler konuşuldu, neler eksik kaldı, neler konuşulmalıydı gibi kişisel saptamalarımı anlatmaya çalışacağım.

Hükümet, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Resort Dergisi, kamu, yerli ve yabancı sektör yetkilileri birer birer söz aldılar.

 

Satırbaşları…

 

*Gelişen Türk Turizmi

Türk Turizminin istatistiksel olarak takdire layık bir ivme kazandığı tüm katılımcıların ortak saptamasıydı.

Ancak bu ivmenin turizmi 12 aya yayarak sürmesi ve özellikle Anadolu’nun bu ivmenin en etkin mimarlarından olması yine herkesin ortak dileğiydi.

 

Tabi karar mekanizmalarının başında yer alan yetkili kişilerin dilekten fazlasını yapmaları ve düşünmeleri gerektiği inancındayım.

Yetkililer düşünmeli, planlamalı ve yaptırım güçlerini kullanarak sektöre neyin nasıl yapılmasını gerektiğini anlatmalı diye düşünüyorum.

Kamu-özel işbirliğiyle turizmin 12 aya yayılması; başta ekonomi olmak üzere istihdamın artması ve sürdürülebilir turizm için hayati önem taşımakta.

 

*Altyapı ve Çevre Düzenlemeleri

Altyapısal çalışmaların başta yollar olmak üzere birçok alanda devam ettiğinden bahsedildi.

Tui yöneticisi özellikle Antalya destinasyonu için çevrenin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

 

Özellikle güvenlik konusu yerel yönetimlerin üzerinde durması gereken en önemli konulardan birisi.

Kamu adına yapılan açıklamalarda Antalya`daki turistlerin genelde çevreyi güvenli buldukları dile getirildi. Her şey dahil sisteme istesekte istemesekte bağımlı olan ülkemizde bu sistemi bir şekilde oteller dışına çıkarmamız lazım. Turistler sokaklara çıkmalı, tarihi mekanları görmeli, gittikleri her yerde az miktarlarda da olsa döviz bırakmalı. Belekte tatil yapan bir turist ortalama 10 günlük tatili boyunca salt Antalya merkez de 2 saat dolaşıp, oteline dönmemeli. Tatilin adı bu olmamalı!

Antalya` ya gelmeli, bir kafede çayını içmeli. Bir esnaf lokantasında yerel yemeklerden tatmalı, dükkanlara girip hediyelik eşyalar almalı, Kaleiçi’nde dolaşmalı, binbir emekle üretilmiş elişlerinden almalı… Bu şekilde ülkemizde tatil yapan turistlere kendi değerlerimizi yakından tanıtma fırsatımız olur ve bu çerçevede yerel esnafta daha çok kazanç elde eder.  

 

Toplantıda özellikle Alman ve Rus pazarları yetkililerinin konuşmaları ağırlıktaydı ve baskın konular bu iki pazardı. Özellikle Alman pazarında Türkiye’nin öneminden ve Alman vatandaşların Türkiye’yi daha çok ziyaret edecekleri şeklinde öngörülerden bahsedildi.

 

Tüm bu konuşmalarda dikkatimi çekenlerden birkaç tanesi de TUI yöneticisinin söyledikleriydi:

*Türk gelinini daha iyi tanıtmak lazım.

*Bisiklet trafiğini kullanmak lazım.

*Çevre konusu.

 

Dünyada organize edilen birçok turizm fuarına ciddi sunumlarla katılan bir ülkenin turizm başkentinde bu iddialı cümle neden kurulsun? Acaba eksiklerimiz neler? Dış tanıtımı iyi yapıyoruz da acaba ülke içinde hizmet olarak ya da hizmetin yanında değerlerimizi yansıtma konusunda mı bir eksikliğimiz var? Bu konuda düşünmekte yarar var diye düşünüyorum.

 

Bisiklet konusu ilginç bir konu. Özellikle Uzakdoğu filmlerinde gördüğümüz o yüzlerce bisikletlinin bloke ettiği caddeleri bir gün kendi ülkemizde de görmek mümkün olur mu dersiniz?

Özellikle şehir içi taşıtlı araç trafiğini istediği ve hak ettiği ölçüde çözememişken bu düşünce biraz ütopik duruyor. Ancak bir şekilde trafikte yapılacak düzenlemelerle bu konuda farkındalık yaratılabilir diye düşünüyorum.  

 

Çevre konusuna yukarıda değinmiştik ama tekrarlamakta fayda var. Kurulan tüm olumlu cümlelerin sonunda ama bağlacıyla çevre konusuna değinildi. Birkaç örnekle buna destek vereyim.

 

Toplu taşıma araçlarında turistlerin ellerinde haritalar ya da kaldıkları otellerin kartları ya da bilgilendirme yazılarıyla şoförlerle bağıra çağıra konuşmaya çalıştıklarına onlarca kez şahit oldum.

Yerel turizm yetkililerinin çabasıyla oluşturulabilecek kısa süreli eğitim programları belki de iletişimdeki bu eksiklikleri çözme konusunda fayda sağlar.

Tabi saçma sapan seslenişlerle turistleri kendi dükkanlarına, mağazalarına yönlendirmeye çalışan kişileri de unutmamak lazım. Bu tür insanlar var oldukça çevreyi ne kadar değiştirirseniz değiştirin inanın yol almamız pek mümkün değil.

 

*İç turizm

ETS yetkilisi iç pazardaki rakamların her geçen yıl büyüdüğünü, halk olarak daha da bilinçlendiğimizi ve tatil anlayışının gelişmesi yolunda ilerlediğimizden bahsetti.

 

Erken rezervasyon sisteminin gelişmesi, buna Türk halkının destek vermesi iç turizmin gelişmesinde önemli etkenlerden birisi. Son birkaç yıldır uygulanan 72 saat öncesine kadar ücretsiz iptal sigortası ise bence turizmde çığır açan bir yenilikti.

Tüm bunların yanında ETS yetkilisi bence üstünde durulması gereken bir istatistikten bahsetti.

1990’lı yıllarda tatil için seçilen destinasyona giderken kullanılan havayolu taşımacılığında uçuşların %87’i İstanbul, kalan %13’ü ise Anadolu çıkışlıydı. Ancak bu oran günümüzde %57 İstanbul, %43 Anadolu şeklinde revize olmuş durumda. Havayolların gelişmesi, havayolu şirketlerinin gelişmesi ve buna paralel ekonomik uçak biletleri Anadolu daki bu ivmenin kahramanları aslında.

 

Özetle 2012 yılı Avrupa pazarı için sıkıntılı görünüyor. Ancak büyüyen ve gelişen bir Rusya var. Buna ek olarak her geçen gün ilerleyen bir iç Pazar.

 

Şimdilik bu kadar. Umarım 2012 yılı hepimiz için mutluluklar ve başarılar getirir.

 

Syg,

Henüz Yorum Eklenmemiş

YAKUP DEMİR Önceki Yazıları