Şifalı su kaynakları kaplıcalarımız

Binlerce yıllık şifalı sulardan yararlanma geleneğinin, bugün dünyada 2017 verileriyle 563 Milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaşan bir sektör haline gelmiş olduğu istatistiklerde yer alıyor.

20/02/2018 16:32
Şifalı su kaynakları kaplıcalarımız

Sağlık problemini çözmek için her zaman suyu kullanmış olan insanoğlunun önce bitki karışımlarını içiğini, yakınında doğada akan kendine göre adlandırdığı bir suda banyo yaptığını, çamurunu vücuduna sürdüğünü, kendi yakınında derdine derman bulamayınca da hekimlere gittiğini görüyoruz.

Çocukluğumda, Kokarca, Kokar, Kaplıca, Ilıca, İçmece, Sıtma Suyu şeklinde adlandırılan kaynaktan, buharla akan sıcak suyun bulunduğu yakınlardaki yerlere gidildiğini, büyüklerimizin birkaç hafta kalmak için komşularla birleşip çadırlarda kalıp geldiklerini, bizleri götürmediklerini hatırlıyorum. İçildiğinde mide ağrılarına iyi geldiği, banyosu yapıldığında vücuttaki yaraları iyileştirdiği, o zamanki tanımıyla diz ağrılarına iyi geldiği gibi yararlarından bahsediyorlardı, döndüklerinde.

Yıllar sonra, Denizli Pamukkale' deki Hierapolis antik dönemden bu yana akan bir zamanlar Romalı prens ve prenseslerin yüzdüğü kırık sütunlu havuz ile, Afyon, Eskişehir, Ankara, Kayseri, Adana’da gördüğüm şifalı su kaynaklarında kurulu modern tesislerinde, sıcak suyun nimetlerinden ne kadar çok insanın yararlandığına şahit olunca, kaplıcaların ne denli büyük bir sektör haline gelmiş olduğunu anladım.

Tarihte, İran, Mısır, Yunanistan ve İtalya’da yaşayan toplumlar ile Cermen ve Ketler’den kalan buluntular, insanların en eski çağlarda bile sıcak su kaynaklarından yararlandıklarına işaret etmektedir. Şifalı Su kaynakları üzerine hamamları ve çeşitli tesisleri ilk kez Avrupa kıtasında kuranların Romalılar oldukları çeşitli kaynaklarda belirtiliyor. Sıcak su anlamına gelen termal ile ilgili bilgilere, Antik dönem yazarlarından, Heredot ve Hippokrates eserlerinde rastlanır. Heredot, yazdığı 9 ciltlik kitabında, Hipokrat’sa “De Natura Hominis” adlı kitabında doğal kaynaklarla tedavinin esaslarını anlatır.

Ülkemizde ise, sıcak su kullanımı ile ilgili en eski yerlerden birinin M.Ö. 1750-1200 yılları arasında yaşamış Hititler tarafından işletilen Ankara-Ayaş kaplıcası ile Afyonkarahisar’daki kaplıcalar bölgesidir. Afyonkarahisar’daki kaplıca geleneği Frigler (M.Ö.750) döneminde sürdürülmüş, bölgeye o dönemde “Şifalı Frigya” anlamına gelen “Frigya Salutiris” adı verilmiş.

Anadolu’daki sıcak su kaynakları üzerine Romalılar tarafından inşa edilen hamamı kalıntılarını her Roma kentinde bugün görmek mümkün. Bizanslılar ise, Romalıları örnek alarak, Yalova Kaplıca tesislerini kurmuşlar, çevresine de eğlence ve dinlenme tesislerini ilave etmişler, Selçuklular,11.yüzyılda Anadolu’da Romalıların havuzlarına, akarsulu ayrı yıkanma yeri yaparak yenileyerek geleneği sürdürmüşler.

Osmanlılar, Selçuklulardan kalan kaplıcaları restore ederek kaplıca haline getirerek kullanmışlar, kaplıca tesislerini halka açık ve en az 100 kişinin faydalanabilip tedavi olacakları hale getirmişler, ama aynı zamanda buğu kabinleri de yaptırmışlar. Anadolu’da inşa edilen en önemli kaplıcalar Bursa’dadır. Yunan, Roma, Bizans ve Selçuklular tarafından kaplıcalar merkezi olarak kullanılan Bursa, Osmanlılar zamanında, bu özelliğini koruyarak günümüze ulaşmış.

Günümüzde ise, Doktorların tıbbi tedavinin yanında, çeşitli mineraller içeren şifalı sulardan yararlanılmasını hastalarına tavsiye ettikleri, sağlık turizminde çok önemli yer tutmaya başladığı, hatta bir endüstri haline geldiği görülmektedir. İnsanlar şifalı sulara ulaşmak için, başka şehirlere, ülkelere seyahat etmeye başlamış, sağlık sigorta kuruluşlarının tedavi giderlerini kısmen veya tamamen karşılamaya başlamasıyla, birlikte ülkeler, bölgeler, şehirler bu alanda yatırım yaparak nitelikli tesisler yaratarak termal turizmden aldıkları payı artırmak için yoğun bir çalışma içine girmişler, turizm endüstrisi içinde termal turizm adıyla hızla büyüyen bir sektör haline gelmiş olduğu görülüyor.

Şifalı Sudan yararlanma, Global Wellness Insitiute’nün 2017 verilerine göre, Dünya’da 563 Milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaşan bir sektör haline gelmiş. Çin’in 2.200 tesis ve 15.7 milyarlık gelirle birinci sırada yer alıyor. Bu ülkeyi,17 bin tesis,12,5 milyar dolar gelirle Japonya ve 1265 tesis,6,8 milyar dolar gelirle Almanya izliyor. Türkiye sahip olduğu 1500 kaynak ile, sıcak su potansiyeli açısından dünyada ilk yedi ülkesi arasında, Avrupa’da ise 1.sırada yer almasına karşın, 267 tesisiyle 691 milyon dolarlık bir gelir elde edebilmiş.

Özellikle Avrupa kıtasında nüfusun yaşlandığı dikkatte alındığında ülkemizde bu alanda yapılacak yeni yatırımlar bu pazardan alınan pay büyütebilecektir. Öte yandan, yeni yapılacak tesislerin uluslararası standartlara uygun, doğal ve kültürel zenginliklerle uyumlu bir ortamda, Kongre, Kayak ve Kış Sporları, Golf, Doğa Sporları gibi diğer turizm türleriyle ilişkilendirilmesinin, kaplıcaya gelenlere alternatif turizm imkanları sunarak elde edilecek gelirin artmasının sağlanabileceğini düşünüyorum.

 

 

Yazar Bilgisi

Yorumlar